Avrupa ve Anadolu arasında daima bir köprü olan, tarihteki çok kültürlü yapısıyla Türkiye’nin genelinden çok farklı evrilmiş kocaman bir şehir İstanbul. Bir yandan coğrafyasının nostaljisine tutunurken, bir tarafı hep Avrupalı. Bu yüzden İstanbul’un ağırladığı her lokal, her turist için kendini sevdirecek bir köşesi var. Bazen kızdırıyor, bazen kendine aşık ediyor; ama biliyoruz ki onun keyfini en çok belirli bir süre için gelmiş turisti çıkarıyor.

Biz, yani İstanbul’un yerlileri, bütün yıl hiç başka şehirlere gitmeyip sadece İstanbul’u gezmek üzerine planlar yapsak, bu koca şehri yine de bitiremeyiz. Tarihi ve modern semtleri bir yana, temalarında ve konseptlerinde örnek çok sayıda müze ve mimari, birbirinden güzel yeni nesil kafe ve restoranlar, nostaljik çay bahçeleri, Boğaz manzaralı kıyıları, doğaya kaçış noktaları, hafta sonu kaçamağına uygun yakın yerleri ve renkli sokakları ile gezmesi asla bitmeyecek bir okyanus gibi burası.

Bir de moderniteye ayak direyen, konsept mekanları olsa bile tarihi dokuları ile sizi geçmişe, Eski İstanbul’a ışınlayan semtleri var ki hafta sonu listelerine mutlaka dahil edilmeli. Ne de olsa bizim için İstanbul, Avrupa ile Anadolu arasında köprü olduğu kadar, tarihi öğrenmenin de vazgeçilmez rotası.

İstanbul’a ait kısa notlarımız ve anlık fotoğraflarımız için bizi Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından takip edin!

İstanbul’da Mutlaka Görülmesi Gereken 5 Tarihi Semt

1. Balat:

Balat; İstanbul’un son yıllarda dönüşüm içine girerek popülerleşen semtlerinden biri. Tarihi Yarımada’nın bir bölümünü kapsayan Fatih ilçesinin nostaljisini sahil yolunu takiben, Cibali’den istikametle önce Fener, akabinde Balat ile yaşamanız mümkün.

Renkli ve modern yapılaşmaya direnen cumbalı evleri, sokak arasında apartmandan apartmana çekilmiş ip üzerine dizili çamaşır görüntüleri, mezat usulüyle ‘vintage’ eşyaları yeni sevenleri ile buluşturan antikacıları, dönüşüm süreci ile birlikte açılan onlarca nostaljik kafesi, üçüncü dalga kahvecisi ve tarihi fırınları Fener-Balat hattını İstanbul’un en öne çıkan tarihi semtlerinden biri yapmaya çoktan yetiyor.

Balat’ta Gezilecek Yerler

Balat’a gelirken tepede sizi selamlayan, Ortodoksların kutsal mekanı Fener Rum Patrikhanesi ve Fener Rum Lisesi, restorasyon çalışmaları sonrasında yeniden açılan Demir Kilise, UNESCO koruması altında ilk yapıldığı hali gibi birebir yenilenen ve pastel renkli evleriyle bir şeker tabağını andıran Merdivenli Yokuş, hemen yakınında yer alan ve Balat’ın klasikleşmiş fotoğraf karesi haline gelen yan yana dizili renkli cumbalı evler Balat’ta Gezilecek Yerler’in başında geliyor.

Balat’ta Yeme İçme

Biz eğer Fener-Balat hattında bir gün geçireceksek, Balat’taki yeme içme konumuzu genellikle Evin Pastanesi, Pop’s Balat, Forno, Tarihi Balat Köftecisi, Coffee Department ya da Naftalin ile çözüyoruz. Balat’ta yemek yiyecekseniz, özellikle Atatürkçü mekan sahibi ve lezzetli köfteleri ile Fener Köftecisi, kruvasanlı kahvaltıları ile ünlü Forno ve ekmeküstü alternatifleri ile Pop’s Balat şiddetle tavsiyemizdir. Ayaküstü bir şeyler yiyeceksek ve amacımız arkadaşlarımızla kahve içip sohbet etmekse aklımıza ilk gelen yer hep Evin Pastanesi oluyor; çünkü galetaları ve kurabiyeleri hep tazecik.

2. Sirkeci:

Elin Japonunu, Amerikalısını binlerce mil öteden İstanbul’a getiren Tarihi Yarımada’nın biricik semti Sirkeci’nin değersiz göründüğü tek yer muhtemelen yalnızca Monopoly oyunu. Şaşalı binaların, lüks mağazaların bulunduğu semtlere Osmanlı dönemini kucaklayan Sirkeci’nin beş katı fiyat öderken, bu canım semtin oyunca üç kuruşa satılabiliyor olmasını hala anlayabilmiş değiliz açıkçası. 🙂 O yüzden, İstanbul’un Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Semtleri yazısında altını biraz çizelim istedik.

Sirkeci’de Gezilecek Yerler

Sirkeci’de gezilecek yerler deyince akla ilk olarak renkli baharat görüntüleri ile ünlü Mısır Çarşısı ve akabinde Türk esnafının geliştiği, geleneksel mirasımızın her gün binlerce turiste tanıtıldığı (tabii kaldıysa) Eminönü geliyor. Görebileceğiniz diğer yerler; bol yeşilli ve manzaralı Gülhane Parkı, Yeni Camii, Tarihi Sirkeci Garı, Büyük Postane Binası, Türkiye İş Bankası Müzesi ve Galata Köprüsü. Tüm bu yerleri Eminönü ile birlikte bir gün içinde gezmek için Sirkeci’ye erken saatte gelmeyi unutmayın. Akşamüstü istikamet Gülhane Parkı, çünkü orada demlikle çay sefası yapacağız.

Sirkeci’de Yeme İçme

Sirkeci’nin yeme içme mekanları konusundaki başarısı da göz ardı edilemiyor. Özellikle, Kebapçılar Sokağı olarak bilinen Hocapaşa Sokak’ın hemen girişinde yer alan Şehzade Cağ Kebap ve Meşhur Filibe Köftecisi, Eminönü sahildeki Boğaz manzarası ile ünlü Hamdi Restaurant, dönüşüm yaşayan her semtimizde olduğu gibi ara sokaklarındaki yeni nesil üçüncü dalga kahvecileri -mesela Coffeetopia- ve mis gibi közde Türk kahveleri ile otantik çay ocakları Sirkeci turlarının olmazsa olmazı. Buraya geldiğinizde dikkat etmeniz gereken en önemli konu; turistik mekanlara aldanmadan keşifleri tamamlamak.

3. Galata:

İstanbul’un simgesi, Boğaz’ın en güzel manzarası Galata Kulesi, İstanbul’un hem dönüşen hem de ününü daima sürdürebilen ender semtlerinden birine de adını vermiş; Galata. Son dönemde, özellikle Serdar-ı Ekrem Caddesi’nde açılan konsept tasarım mağazaları, Galata Kulesi çevresini renklendiren kahvecileri, tematik restoranları ya da pastaneleri ile hafta sonlarının vazgeçilmez rotası haline gelen Galata, aynı zamanda İstanbul’un ikonik şehir manzaralarını fotoğraflamak isteyenler için de listenin başını çekiyor.

Galata’da Gezilecek Yerler

Küçük Hendek ve Büyük Hendek sokakları ile başlayacağınız gezi rotanıza Galata Kulesi’ni yakından ve çevresinden inceleyerek devam edin. İsterseniz önceden bilet alarak kulenin terasına da çıkabilirsiniz; ancak biz Galata’nın kendisini başka teraslardan izlemeyi daha çok seviyoruz. Bu manzaranın ardından Kule Çıkmazı’na girerek Leo Lunatic’in Panda mural’ini bulun, sonrasında bu sokaktan geri yukarı çıkın ve navigasyonlarda Konak Kafe’yi işaretleyerek kendinizi buranın terasına ışınlayın. Ta taa, işte size güzel bir Kule manzarası daha.

Çay ya da kahve molanızı kuleye karşı yaptıktan sonra, istikamet Serdar-ı Ekrem Sokak ve Doğan Apartmanı. Beyoğlu’nun, hatta belki de İstanbul’un en ünlü apartmanı olan Doğan, tüm heybeti ve kocaman bir kasımpatı gibi sapsarı rengiyle Beyoğlu’nda ışıldıyor. Muhteşem bir avlusu olduğu söylenen binaya fotoğraf çekmek için girmek yasak, ancak kenarından köşesinden dolanarak apartmanın gördüğü manzarayı anlamanız mümkün. Doğan Apartmanı’nın ardından bu sokaktaki Apparel, Les Benjamins, Lomo Store, Der-Liebling gibi tasarım mağazalarını gezmenizi de öneririm. Hala vaktiniz varsa, biraz da sanatsal takılın. Şimdi adresiniz; tabii ki Salt Galata!

Galata’da Yeme İçme

Buraya Galata’da Yeme İçme başlığını atarsak, yazının sonu hiç gelmez. O nedenle, Galata’nın bana göre en favori mekanlarını kısa kısa özetleyerek geçeceğim. Günün keyifini kahve eşliğinde çıkarmak için Federal, Mavra, Latife ve Nikol’e, çaya Galata Kulesi’nin hemen altındaki Galata Çay Bahçesi’ne, Galata Kulesi manzarası teras molası için Konak Cafe’ye, lezzetli bir un helvası molası ve en havalı Türk kahvesi sunumu için Velvet Cafe’ye, tatlı için Şirin Patisserie’ye ve Cloud Nine Patisserie’ye gidebilirsiniz. Galata’nın en iyi kahvaltıcıları dendiğinde ise sonuçlar ortak: Privato ve Marmelat.

4. Kuzguncuk:

Anadolu yakasının en güzel ve en nostaljik semtlerinden biri olan Kuzguncuk, tartışmasız İstanbul’un Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Semtleri listesinde de kendine yer buluyor. Musevilerin İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki ilk yerleşim yeri olan Kuzguncuk; bir kere hiç bozulmamış, halen daha esnaflık eski zamanlardaki gibi, insanları samimi, burası adeta bir zaman kapsülü, adeta bir dizi platosu.

Sonra, evleri cumbalı, rengarenk, sokaklar ve caddeler bol yeşilli, ağaçların yaprakları semtin en tatlı güzelliği. Bu manzarada yürürken insana tanıdık bir mutluluk geliyor. Sahildeki çay bahçesi Çınaraltı, Anadolu yakasının en güzel Boğaz manzaralarından biri gözlerinizin önüne, ayaklarınızın altına seriyor. Buradan sonra karşıya geçip de İcadiye’nin akışına kendinizi bıraktığınızda ise adeta nostalji festivali başlıyor.

Kuzguncuk’ta Gezilecek Yerler

Kuzguncuk’ta gezilecek yerler deyince ilk iş İcadiye Caddesi’nin sahile bakan köşe başında sizi karşılayan Dilim Pastanesi’nden ya da caddeden yukarı girdikten sonra biraz ilerdeki Tarihi Kuzguncuk Fırını’na gidip kahvaltılık bir şeyler almak. Sonra, sabahı Çınaraltı’nın deniz manzarasında karşılayacağız.

Kahvaltı sonrasında İcadiye Caddesi’nden yukarı doğru yürüyerek Kuzguncuk’un ara sokaklarını dolaşırken sırayla Ekmek Teknesi, Perihan Abla Sokağı, Nail Kitabevi, Homemade Aroma Theraphy, antikacılar ve tasarım mağazaları derken Kuzguncuk Bostanı’na varacaksınız. Bir dönem gayrimüslim nüfusun yerleşim yeri olan Kuzguncuk’un karma kültürünü ve dini mimari çeşitliliğini de dönüş yolunda, İcadiye Caddesi’nden sahile doğru inerken incelemenizi öneririm.

Kuzguncuk’ta Yeme İçme

Kuzguncuk’un yeme içme mekanları arasında favorilerimiz; Ada Cafe, Pita, Asude Çay Bahçesi, Metet Döner, Tarihi Kuzguncuk Fırın, Çınaraltı Çay Bahçesi ve Nail Kitabevi. Özellikle, havanın çok da iyi olmadığı aylarda Pita veya Ada’ya giderek kapalı mekanda kahvaltı edebilir, kahve için Nail Kitabevi’ne geçebilirsiniz. Öğlen ya da akşam yemeği için, İstanbul’un en iyi dönercileri listelerinde daima başı çeken, Metet közde döner beş yıldızlı tavsiyemiz.

Kuzguncuk’u daha detaylı anlattığımız İstanbul’da Nostalji: Kuzguncuk’ta Gezilecek Yerler yazımızı okumak için tıklayın.

5. Samatya:

Aynı Kuzguncuk gibi, geçmişte önce gayrimüslim halkı, Cumhuriyet döneminde ise içinde gayrimüslimlerin de yer aldığı çok kültürlü yapısı tarihe ışık tutan bir semt Samatya. Tabii, popüler kültür gereği, biz onu bir zamanların fenomen dizisi İkinci Bahar’ın çekildiği yer olarak biliyoruz. En güzel yanı, geçmişinde Rum ve Ermeni’lerin evi olan semtte bu izleri mimari ve toplumsal açıdan halen gözlemleyebiliyor olmanız. Neredeyse hiç bozulmayan sokakları, esnaf manzaraları ve salaş mekanları ile bu büyük şehirde sık rastladığımız yerlere benzemiyor.

Samatya; Fatih ilçesine bağlı eski suriçi semti. Hatta, bu suriçi semtlerinden ilk kurulanı. Marmara kıyısına komşu bu pek tatlı semtimiz balıkçıları ile de ünlü.  Çok uzun zaman önce bir balıkçı köyü olan Samatya, bugün lezzetli mekanları ile bu geleneğini halen sürdürüyor.

Samatya’da Gezilecek Yerler

Samatya’da gezilecek yerler konusu yukarıda da bahsettiğim gibi, eski bir İstanbul semtinde geçmişe dönmeyi gerektiriyor. Semtin en ünlüsü olarak Fatih Sultan Mehmet döneminden miras Surp Kevork Kilisesi’nden başlayarak sokaklarda dolaşabilir, yorulduğunuzda Samatya Meydanı’na yönelebilirsiniz.

Meydanda dizili meyhane ve kafelerde günün keyfini sürmek, balık tezgahlarında balıkları kurcalamak buranın olmazsa olmazı. Samatya’da gözünüzden kaçmaması gereken diğer yerler arasında; Samatya Kapısı, İçkalpakçı Çıkmazı ve Aya Konstantino Rum Ortadoks Kilisesi’nin yanı sıra konunun meraklıları için girişi ücretsiz olan ve balık türlerinin tanıtıldığı Balık Müzesi bulunuyor.

Samatya’da Yeme İçme

Samatya için İstanbul’un en iyi meyhanelerine ve en lezzetli mezelerine ev sahipliği yaptığı söylenir. En iyi meyhane derken, aşırı iyi dekore edilmiş lüks mekanlardan ve ultra füzyon sunumlu tabaklardan bahsetmiyorum.

Lezzetinin hakkını veren mezelerden, iyi pişirilmiş taze balıktan, yemeğe ve sohbete eşlik edebilen nostaljik fasıl müziğinden ve güler yüzlü eski esnaftan kastım. Bunları deneyimlemek için gelebileceğiniz Samatya’nın yeme içme mekanları arasında favorilerimiz ise; ambiyansı ile Matya Kafe, diziden sonra aslına uygun dekore edilip açılan kebapçı Ali Haydar İkinci Bahar, 60’lardan beri semtin favorilerinden Develi Kebap, mezeleri ile ünlü Günbilir Balık Restaurant ve Cihan Derya Balık, nostaljik ortamı ile Telis Cafe ve lezzetli midyelerin durağı Tarihi Samatya Midyecisi.

Bizim için bol gezmelik, hem de tarihi dokuları görebileceğiniz İstanbul’un en güzel 5 tarihi semti Balat, Sirkeci, Galata, Kuzguncuk ve Samatya’dan oluşuyor. Bu 5 semte geldiğimizde kendimizi eski İstanbul günlerine ışınlanmış hissediyoruz, sokaklarını dolaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Burada yazdıklarımız mini özetler, detaylı semt yazıları için takipte kalmaya devam edin.

İstanbul keşiflerimizde bize eşlik edip, beraber gezmek için bizi Instagram’da @nesemcelikkaya ve @journavel hesaplarından takip etmeyi unutmayın!

Diğer İstanbul Yazıları:

KADIKÖY’DE NEREDE NE YENİR VE KADIKÖY YEME İÇME NOTLARI