
Çocukluğumdan beri Türkiye’nin birçok kıyısını gezdim ama Fethiye’ye bir türlü gidemedim. Arkadaşlarım yıllardır anlata anlata bitiremedi, sosyal medyada karşıma çıkan her Fethiye manzarasının ekran alıntısını alıp alıp durdum, ‘seneye artık’ demekten yoruldum, baktım ki daha fazla hayalini kurarak olmayacak bu yaz için koca bir Akdeniz turu planı yaptım. Fethiye ile hikayemiz tam olarak böyle başladı ve aslında uzaktan sevmenin aşkların en güzeli olmadığını bu tatil sonrası bir kez daha anlamış oldum.
*Bu yazı Mayıs 2020’de güncellenmiştir.
Fethiye, içinde mucizevi kıyılar ve beldeler barındıran Muğla’nın gözbebeği. Muğla; Bodrum’uyla, Marmaris’iyle, Fethiye’siyle ülkemizin turizm pırıltısını gururla taşıyan şehirlerin en çok öne çıkanlarından biri. Bu yazının konusu ise Okan ve bana hayatımızın en güzel gezilerinden birini yaşatan Fethiye. 10 günlük gezimizin 2,5 gününü geçirdiğimiz Fethiye; masal gibi doğası, nefes kesici manzaraları ve rüya gibi kıyısı ile unutamayacağımız rotalardan biri oldu.
10 günlük gezi esnasında tabii ki yine azla yetinmeyip, abartarak (bu kısım tamamen benim yüzümden) birçok yere gitmek istediğimiz için biraz hızlandırılmış bir tur yapmış olsak da burada merak ettiğimiz her yeri gördük ve içimiz rahat, hayallerimizi gerçekleştirmiş olmanın mutluluğu ile yola devam ettik.
Fethiye; ülkemizin en uzun yürüyüş rotası ve son yılların favorisi olan Likya Yolu’nun yanı sıra dünyaca ünlü Ölüdeniz lagününe, her yıl on binlerce turist çeken Kelebekler Vadisi ile Kabak Koyu’na ev sahipliği yapıyor. Fethiye’nin bir diğer artısı da; en gezilesi Yunan adalarından biri olan Rodos’a Marmaris gibi komşu olması. Başlangıçta bizim gibi iki günlüğüne gelip ünü sınırlarını aşmış değerlerini görebilirsiniz; ancak sonrasında defalarca gelmek isteyeceğinize eminim.
Fethiye’nin en güzel plajları ve koylarını anlattığımız detaylı Fethiye Plajları yazısı: FETHİYE PLAJLARI – EN GÜZEL FETHİYE KOYLARI
Fethiye’ye Nasıl Gidilir
Fethiye’ye bizim gibi kendi aracınızla gelip isteğinize göre bir seyahat planı kurmanız mümkün. Biz Fethiye’ye Marmaris’ten gitmeyi tercih ettiğimiz için Muğla, Dalaman ve Fethiye tabelalarını takip ettik. İstanbul’dan gelecek sürücülerin Kütahya, Burdur, Söğüt, Kemer rotasını izlemesi gerekiyor.
Bunun haricinde bir diğer alternatif Dalaman Havalimanı’nı kullanarak uçakla ulaşım. Dalaman Havalimanı’ndan Fethiye 30 dakika sürüyor, rahat bir yolculuk geçireceğiniz garanti. Ancak; Fethiye’de gideceğiniz yerler için araba kiralamak yararınıza olur. Arabanızı ise yüksek sezonda gidiyorsanız araç kiralama şirketlerinden birine önceden rezerve ederek ya da havalimanına vardığınızda alan içindeki şirketlerden biriyle görüşerek kiralayabilirsiniz.
Araç kiralama ücretleri, arabanın modeline göre değişiyor. Kabak Koyu gibi arazi aracı ihtiyacı olan yerlerde ise otel transferi organize ederek ya da köydeki traktörlerden (zaten bunu iş olarak yapıyorlar) para ile hizmet alarak ulaşımınızı sağlamanız mümkün. Dalaman Havalimanı sonrası araç kiralamayı tercih etmeyenler, Fethiye’ye direkt ulaşan Havaş’ları kullanabilir. Havalimanı çıkışında transfer hizmeti veren şirketlerle buraya gelmeniz de olası. Son alternatif ise taksi ile Dalaman merkeze giderek Fethiye otobüslerini kullanmak.
Fethiye’de Deniz Nasıl
Sınırlı süremizden ve havanın azizliğinden ötürü denizi sadece 1 gün kullanabilsek de tercihimizin Ölüdeniz oluşu bizi bir hayli mutlu etti. Böylece hem Belcekız’ı hem de Kumburnu’nu görmüş olduk. Gittiğimiz dönemin Mayıs sonuna denk geliyor olması da bunda mutlaka etkilidir; çünkü su çok da sıcak değildi. Mayıs sonu, gayet serin bir suda yumuşacık kuma basarak ilerlemek herkesi memnun edecek özellikte. Haziran itibariyle Fethiye’de deniz suyu sıcaklığının bir hayli ısındığını söylüyorlar.
Fethiye’de Gezilecek Yerler
1. Ölüdeniz Lagünü:
Elinize aldığınız her Akdeniz rehberinin kapağını süsleyen, Türkiye’nin turizm konusunda medarı iftaharı Ölüdeniz Lagünü Fethiye’de gezilecek yerlerin başında geliyor. Varış saatinizin erken olması halinde, ilk gün planını buraya yapabilirsiniz. Ölüdeniz’e coğrafi oluşum olarak lagün adı veriliyor.
Deniz kulağı anlamına gelen lagün, aslında Google’a Ölüdeniz yazdığınızda karşınıza çıkan klasik, üstten görüntünün tam karşılığı. Kulağın dışında kalan kısım açık denize bakarken, kulak içinde kalan koy gibi alan ise havuz havası oluşturuyor. Ölüdeniz’e gitmek için aracınızı merkezde buraya yakın bir noktaya bırakıp yürüyebilirsiniz. Bir diğer seçenek ise özel otopark alanına girip günlük 25 TL karşılığında işletmenin olanaklarını değerlendirmek.
Ölüdeniz’de denize girebileceğiniz iki alan yer alıyor. Biri az önce bahsettiğim açık denize bakan ve halk plajı olarak hizmet veren Belcekız, diğeri ise lagünün içinde kalan alanın oluşturduğu Kumburnu. Belcekız; zaman zaman dalgalansa da geniş plajı ve temiz suyu ile tatilcilerin favorisi. Burada kuma havlu serip Ölüdeniz’in tadını çıkarmak mümkün ama denizinin aniden derinleşebildiğini ekleyeyim. Kumburnu ise havuz tipindeki koyu ve yumuşacık kum dolu plajı ile daha orijinal bir deneyim arayanların adresi. Kumburnu’nda renk aniden koyulaşıyor ve lacivert bir görüntüyle baş başa kalıyorsunuz.
Kumburnu’nda yeme içme ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz işletmeler de mevcut; tabii fiyatlarının sinir bozucu bir yükseklikte olduğunu belirtmem şart. Örneğin; 2 tost ve 2 alkollü içecek için 90 TL gibi rakamlar ödeyebiliyorsunuz.
2. Çalış Plajı:
Fethiye merkezinde halk plajı arayanlar için direkt çözüm Çalış Plajı. Sezonda oldukça kalabalık, bir o kadar da İngilizlerin merceğinde olan plaj; 4 kilometrelik uzunluğu ile çevresinde ve yakınında çok sayıda otele, pansiyona, mekana ve hediyelik eşya dükkanına ev sahipliği yapıyor. Buranın Fethiye’nin en iyi plajlarından biri olduğunu söylüyorlar, keyfini sürmek için erken bir saatte gitmekte fayda var çünkü öğleden sonra bir hayli kalabalıklaşıyor.
Genellikle aileler tarafından tercih ediliyor; su sporu sevenler için de çekici bir nokta. Benim favorim ise sahil yürüyüşü kısmı, özellikle gün batımı saatlerinde bir hayli görkemli oluyor. Çalış Plajı’nın bugünkü ününü korumasında tatlış Caretta Caretta kamplumbağalarının yumurtalarını bıraktığı nadir sahillerden biri olmasının payı büyük. Bir de notum var; gitmeyi planlıyorsanız yanınıza deniz ayakkabısı da alın. Çakıllar bol bol.
3. Babadağ’dan Yamaç Paraşütü ve Gün Batımı:
Son yıllarda Instagram’ın en popüler karelerinden birini Fethiye’nin yamaç paraşütü konsepti oluşturuyor. Bu yüzden, yükseklik korkusu olmayan gezginlerin Fethiye’ye gelmişken yapması gereken etkinliklerin başında yamaç paraşütü geliyor. Tabii bunun için gittiğiniz dönemde hava şartlarının uygun olması da gerek. Aktivitenin merkezi olan Babadağ’ın sisle kaplı olması halinde atlayış gerçekleştirilemiyor. Ölüdeniz programı ardına koyabileceğiniz bu deneyimin ücreti yüksek sezonda 500 TL civarında, GoPro çekimli isterseniz 2019 fiyatı ile o da 750 TL’yi buluyor. Tabii düşük sezonda çok daha düşük bir rakama yapmak mümkün.
Cesareti olanların Fethiye’nin en iyi ve en görkemli manzarasıyla buluşacağı kesin. ‘Yok ben almayayım’ diyenler de sis olmayan günlere denk geliyorsa, günbatımı için tasını tarağını toplayıp Babadağ’daki paraşüt atlama noktasında güneşi batırmaya gidebilir. Toroslar’ın bir parçası olan Babadağ; aynı zamanda bir trekking rotası. Yürüyüş yolunu takip eden güzergahta farklı türlerde birçok bitki bulunuyor, yürüyüş esnasında onları keşfetmek de oldukça eğlenceli. Her ihtimalde üzerinize kalın bir şeyler almanızı öneririm, merkez ve Babadağ arasındaki sıcaklık farklı haliyle bir hayli yüksek.
4. Kelebekler Vadisi:
2 günlük Fethiye turunda mutlaka görmeniz gereken bir yer de Kelebekler Vadisi. Burayı şöyle tarif edeyim; Ölüdeniz beldesi sınırları içinde ve Babadağ eteklerinden oluşan bir vadi. Ne güzel ki 1995 yılında I. dereceden sit alanı ilan edildiği için yapılaşmaya izin verilmeyen ender kalmış yerlerden biri. Bu özelliği, turkuaz tonlarında şov yapan denizi ve çevresini saran doğası ile de gezginlerin favorisi. İnşaata izin verilmeyen vadide baraka tarzında bir işletme mevcut; burada yeme-içme ve tuvalet ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyorsunuz.
Konaklama için kamp hizmetini yine buradan alabilir, bungalovda uyuyabilirsiniz. Vadinin bu yönü, ziyaretçilerine tamamen gerçek hayattan uzak ve sürreal bir ortam sunuyor. Vadinin adı kelebeklerden gelince, bu konuya da değinmek gerek. Haziran ve Eylül arasında, 100’e yakın kelebek türüyle burada buluşabilirsiniz.
Kelebekler Vadisi’ne nasıl gidilir diye merak edenler; Ölüdeniz’den tekneyle ulaşabilir ya da Babadağ yolunu takiben vadinin hemen üstünde kalan Faralya köyünün trekking rotasını kullanabilir. Vadiye deniz yoluyla ulaşım oldukça kolay; Belcekız’dan kalkan ‘shuttle’ konseptine çalışan tekneleri 25 TL’ye gidiş-dönüş için kullanabilirsiniz.
Kelebekler Vadisi’nin plajında keyif yapmanın ve suyunda yüzmenin en basit yolu bu. Dağcılık sporuyla ilgilenen kondisyonlu kişiler ise Faralya’dan vadiye inen patika yolu kullanabilir; ancak bunun fazlasıyla tehlikeli bir yöntem olduğunu eklemek gerek. Zaten, bu patika yolun girişinde de kocaman bir tabela ile burayı kullanmanın ölümle sonuçlanabildiği kesin biçimde belirtilmiş. Yapan yapıyor, o ayrı.
5. Kabak Koyu:
Babadağ’ın eteklerinde yer alan bir diğer mucizevi doğa harikası da Kabak Koyu. Kabak’ı da gördükten sonra, Babadağ’ın dünyada korunan 100 dağdan biri oluşuna artık şaşırmamaya başlıyorsunuz. Kabak Koyu, üç tarafı dağ ile çevrili bir vadinin plajından oluşuyor. Son zamanlarda sağlıklı yaşam merkezlerinden biri olmuş durumda; çok sayıda yoga ve meditasyon etkinliğine mekan oluşu ise sessizliğinden ve doğanın tam ortasında kalışından kaynaklanıyor.
Bu ortamın bir nedeni de Kelebekler Vadisi’nin aksine Kabak vadisine karadan direkt ulaşımın olmaması. Koya Ölüdeniz’den deniz yolu ile ulaşabiliyorsunuz; bir diğer çözüm ise Fethiye’den kalkan dolmuşlarla 1 saat süreyle önce Kabak’a gelip sonrasında indiğiniz noktada karşınıza çıkacak patika yolu yürümek. Yürümek istemeyenler, işi ticarete dökmüş köy amcalarının traktörüyle de 60 TL’ye biraz zıplamalı bir yolculukla aşağı inebilirsiniz.
Koy sit alanı içinde olduğundan, burada en konforlu konaklama noktanızı bungalovlar ve çadırlar oluşturuyor. Kabak Koyu, Kelebekler Vadisi kadar çok göz önünde olmasa da sevenleri durumdan oldukça memnun, zaten bir yere ne kadar zor ulaşılıyorsa biliyorsunuz ki o kadar değerli oluyor.
6. 12 Adalar Tekne Turu:
Fethiye demek, Akdeniz’in eşsiz koylarını ve kıyılarını keşfetmek demek. Haliyle, gelmişken bir de tekne turu yapmak gerek. Fethiye’de tekne turları denince de körfezin içindeki Göcek havzasındaki adacıkların oluşturduğu 12 Adalar Turu en önde geliyor.
Sabah 9-10 arasında yola çıkan tekneler Kızılada, Delikli Adalar, Yassıca Adalar, Tersane Adası, Domuz Adası ve Kleopatra Hamamı’na gidiyor. Adaların haricinde Bedri Rahmi ve Göbün koyları ile bir zamanlar Rodos şövalyelerinin yaşadığı Şövalyeler Adası da rotanın içinde yer alıyor. Turun kişi başı ücretleri sezona ve tarihlere göre değişiyor ama ortalamada minimum 70-80 TL’ye geldiğini söyleyebilirim. Maviye doymak ve balık gibi suda bir gün geçirmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir güzergahı var.
Fethiye’de Nerede Kalınır
Fethiye’de konaklama konusunda birçok alternatif bulacağınız kesin, sonuçta Türkiye’nin en turistik noktalarından biri burası. Bütçenize göre çok sayıda seçenek bulunuyor ama benim gibi deneyim peşinde koşanlardansanız, o zaman ilk bakmanız gereken yer Fethiye merkezine 30 dakika uzaklıkta olan Yanıklar Köyü’ndeki Yonca Lodge. 30 yıl önce bir kamp işletmesi olarak kurulan Yonca, 2000’lerin başından beri otel olarak hizmet veriyor.
Otel deyip geçmemek lazım, burası ülkemizde ekolojik tatil adıyla ‘ekoturizm’ konseptini uygulayan nadir işletmelerden biri. Örneğin; açıldıkları ilk günden beri kumsala yumurtlayan Caretta Caretta kaplumbağalarının korunma projesine destek veriyorlar. Öyle ki, akşam 7 itibariyle kumsalı onlara bırakıyorsunuz. Plajda şemsiye yok, zaten kumlara gömülü ağaçlar gölgelik olma görevini başarıyla yürütüyor.
Doğa otelin her noktasında sizinle; sabah kuşlarla uyanıp geceleri kurbağaların sesiyle rüyaya dalıyorsunuz. Bahçenin her köşesi organik meyve ağaçları ile dolu; nardan kayısıya, hatta avokadoya. Bahçeden yepyeni toplanmış otlar, kahvaltıda masanıza geliyor.
Gün keyfinize sahilin hafif esintisinde hamaklar eşlik ediyor. En güzeli de otelin tüm misafirleri komşu gibi, herkes sıcacık ve sanki uzun yıllardır birbirini tanıyormuşçasına samimi. Şu yaşıma kadar onlarca otelde kaldım; hiçbirinde Yonca’da bulduğum huzuru bulamadım. Instagram paylaşımımda da söylediğim gibi; burası ‘hiç tanımadıklarından günaydın duymaya hasret kalanların buluşma yeri gibi.’.
Fethiye ve diğer tüm seyahatlerim için beni Instagram hesabım @nesemcelikkaya‘dan takip edin, birlikte gezelim! Fethiye ve Akdeniz turumuzdan diğer fotoğraflarım ve Instagram notlarım #journavelfethiye ve #journavelakdeniz etiketlerinde sizi bekliyor!
Bu gezinin ilk durağı olan Selimiye hakkındaki rehberimi okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Herkese iyi tatiller! 🙂