DOĞU KARADENİZ’DE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 YER

5 Haziran 2017

SELİMİYE’DE GEZİLECEK YERLER: 24 SAATTE SELİMİYE

5 Haziran 2017

YEMYEŞİL DOĞASI İLE DOĞU KARADENİZ’DE GEZİLECEK YERLER

5 Haziran 2017

Doğu Karadeniz; ülkemizin mucizevi güzellikteki hazinelerini gözler önüne seren şehirlerin, köylerin, yaylaların ve lezzetlerin bölgesi. Gidenin anlatıp da bitiremediği, henüz gitmemiş olanların ise ‘bir gün mutlaka’  görmek istediği Doğu Karadeniz rotaları insana iyi gelen, sizi dinlendiren ve kalbinizi ferahlatan köşeleri ile Türkiye’de gezilecek yerlerin başında geliyor. Biz, bu bölgenin en çok öne çıkan şehirlerinden Trabzon, Rize ve Artvin’i gezdiğimiz hızlı Doğu Karadeniz turunda önceliği bölge kültürünü tanıyacağımız mekanlara ve doğaya verdik.  Gelin, 3 gün süren Doğu Karadeniz seyahatimizde nereleri gördük, neler yaptık bir de birlikte bakalım, birlikte gidelim.

Artvin yolundaki Karçal Dağları manzarası

#Nasıl Gezilir?

Doğu Karadeniz rotanıza başlamak için ilk adım Trabzon’a uçak bileti bakmak. Trabzon’a varışınız sonrası, bölgede görmek istediğiniz yerlere rahatça gidebilmek için öncelikle uçuş öncesi ya da uçuş sonrası havalimanındaki şirketlerden araba kiralamanız gerekli. Rotanıza göre dilediğiniz aracı seçebilirsiniz; ancak bu bölgedeki bazı zorlu ve virajlı yollar nedeniyle yayla gezileri için önceliğiniz daima 4×4 kategorisindeki araçlardan yana olmalı. Özellikle, Rize tarafında hayallerinizi Pokut ve Gito gibi özel yaylalar süslüyorsa arazi araçlarından şaşmayın. Diğer türlü, bu yaylalara gidebilmeniz mümkün değil.

Trabzon Müzesi’nin iç mimarisi

#Nerede Kalınır?

Bölgedeki ilk rotanız olan Trabzon’da konaklama konusunda birçok alternatifiniz bulunuyor. Sahile yakın, size görkemli Karadeniz manzaraları sunacak Trabzon otelleri tercihlerinizden biri olabilir. Trabzon’da birkaç saat geçirip Rize’ye geçmeyi planlıyorsanız, yorulmamak adına yolu ikiye bölüp Ardeşen otellerinde konaklayabilirsiniz. Rize’ye bağlı Ardeşen, Fırtına Deresi yanında bulunan konumu ile çok sayıda rafting otel ve pansiyonuna ev sahipliği yapıyor.

Rize şehrinin içinde gezmeyi planlayanlar, güne erken başlayabilmek için Rize otellerini seçebilir. Bu bölgede esas olan Rize’ye bağlı köylerde yer alan bungalov tipindeki otel ve pansiyonlarda kalmak. Sabahları yemyeşil bir doğaya uyanıp, Fırtına Deresi sesiyle uyumak isteyenler için bu tarz bungalovlar birebir.

Artvin’de konaklama tamamen tercihinize kalmış. Günübirlik gitmeyi düşünenler birkaç saat süren zorlu yolculuk sonrası Borçka’daki Karagöl’ü görüp Rize’ye geri dönebilir. Borçka Karagöl sonrası Artvin’in sınır yaylalarına ya da Şavşat’a devam etmek isteyenlerin, Artvin otellerinde konaklaması daha rahat olacaktır.

Çamlıhemşin’in ünlü mü ünlü Ada Pansiyon’u

#Trabzon

Trabzon Şehir Müzesi:

Trabzon’da gezilecek yerlere başlamadan önce, şehrin tarihi ve kültürü ile ilgili bilgi almak için ilk istikamet Şehir Müzesi olmalı. Girişin kişi başı 5 TL olduğu müzede; Trabzon’un tarihteki yolculuğunu adım adım izleyebilir, köy ve kasabalarına göre detaylandırılmış farklı kültür ve lezzet zenginliğini deneyimleyebilirsiniz. Oldukça interaktif olarak hazırlanmış Şehir Müzesi’nin sonrasında çarşıdaki bir diğer görülmesi gereken yer olan Kostaki Konağı’nı da listenize ekleyin.

Trabzon Şehir Müzesi

Trabzon Müzesi:

Kostaki Konağı olarak da bilinen bu muhteşem ev, bir dönemin ünlü bankeri Kostaki Teophylaktos’un isteği üzerine yapılmış. Tamamen İtalyan işçiliği ile dekore edilmiş muazzam bir mimariye sahip olan Kostaki Konağı’nın bahçesi ayrı, odaları ayrı göz alıyor. Ne var ki Teophylaktos iflas edince tüm varlığına el koyuluyor ve sonra bu ev, Nemlioğlu ailesi tarafından satın alınıyor. Milli Mücadele Dönemi’nde karargah binası olarak kullanılan ev, 1924 yılında şehre ilk kez gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün de konakladığı yer olarak öne çıkıyor. Günümüzde Trabzon Müzesi olarak hizmet veren konakta; arkeolojik ve etnografik eserlerin yanı sıra İtalyan mimarisine ait detayları ve Atatürk’ün odasını görebilirsiniz. Trabzon Müzesi’ne giriş 5 TL.

Trabzon Müzesi

Tarihi Kalkanoğlu Pilavı: 

İki müzenin ardından Karadeniz lezzetlerini tatmanın vakti geldi. 150 yılın üzerindeki geçmişi ile Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı; hem mekan hem de lezzet açısından şehir turuna eklenmeli. Mekanın tarihteki yolculuğunu belirtmem gerek; Kalkanoğlu Pilavı’nın hikayesi 1856’ya dayanıyor. O zaman padişahın baş pilavcısı olan Kalkanoğlu lakaplı Süleyman Ağa, şehirdeki yiyecek eksikliğinin giderilmesi amacıyla Trabzon Valisi tarafından şehre davet ediliyor. Süleyman Ağa, valinin davetini geri çevirmeyerek Trabzon’a geliyor, sonrasında da yerleşiyor. Herkesin eşit yemek alabilmesi için çok eski yıllardan beri gram ile pilav dağıtan Süleyman Ağa’nın dükkanında gelenek bugün halen aynı şekilde sürüyor. Kalkanoğlu’nda usül, kavurmalı pilavın yanına hoşaf söylemek. Dilerseniz, Karadeniz’in meşhur kuru fasulyelerinden burada da yiyebilirsiniz. 2 kişilik 300’er gram pilavın yanında, 1 porsiyon kavurma, 1 porsiyon kuru fasulye ve 2 hoşaftan oluşan ziyafet 60 TL.

Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı

Ayasofya Camii ve Müzesi:

İstanbul’un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçarak Trabzon’a gelen ve burada 1204 yılında yeni bir devlet kuran Kommenos ailesinden Kral I. Manuel’in isteği ile yapılan Ayasofya Kilisesi, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethiyle camiye çevrilerek vakıf eser haline getirilmiş. Geç-Bizans stilindeki Ayasofya; Trabzon sahiline bakan manzarası, yemyeşil ağaçlarla ve renkli çiçeklerle dolu bahçesi ile fazlasıyla dikkat çekiyor; ancak esas görkemini mimarinin çeşitli yerlerini süsleyen ve İncil’den alınan konuların işlendiği duvar resimleri sağlıyor. Ayasofya Müzesi’ne giriş ücretsiz.

Ayasofya Camii ve Müzesi

Sümela Manastırı: 

Trabzon’da gezilecek yerler dendiğinde, listenin başını tabii ki Sümela Manastırı alıyor. Trabzon’un Maçka ili sınırlarındaki tarihi manastır, deniz seviyesinden 1.150 metre yüksekte yer alan konumu ve Maçka’nın Karadağ’ındaki kayalıklara kurulmuş yapısı ile ülkemizin mucizevi değerlerinden biri olarak öne çıkıyor.  Bizans İmparatorluğu’nun 375-395 yılları arasına denk gelen zamanında, Atina’dan gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki rahip tarafından kurulduğu düşünülen Sümela Manastırı, halk arasında Meryem Ana adıyla anılıyor. Kilise, şapel, mutfak, öğrenciler için hazırlanmış odalar, misafirhane, mutfak ve kütüphane gibi bölümlerden oluşan manastır, restorasyon sürecinde olduğu için 2018 yılına kadar ziyarete kapalı. Yine de Trabzon’a kadar gelmişken, bu büyüleyici manastıra gidebilir, çevresini dolaşabilir ve uzaktan da olsa Sümela’yı görebilirsiniz.

Sümela Manastırı

Hamsiköy:

Trabzon’a gelmiş olanlar, Doğu Karadeniz rotasında devam ederken Sümela Manastırı’ndan sonraya Hamsiköy’ü de eklemeli. Aynı manastır gibi, Maçka ilçesine bağlı olan Hamsiköy’ün ünü sütlacından geliyor. Gelişi bölgenin klasiği haline gelen virajlı yollarında biraz zahmetli olsa da, yemyeşil doğası ile sizi kucaklayan köye girdiğiniz an bambaşka bir dünya sizinle oluyor. Hamsiköy, çevresindeki 5 küçük köyün birleşimiyle oluşmuş ve adındaki ‘hamsi’ de Arapça’da beş anlamına gelen ‘hamse’den geliyor. Mini mini evleriyle doğayı ve yeşili kucaklayan köyde ünlü sütlaçlardan yiyebileceğiniz çok yer var; tabii köyün ilki olan Yayla Lokantası’nda, yani diğer adıyla Osman Usta’nın Yeri’nde yemenin anlamı bir başka. Osman Usta’nın sütlacı, mis gibi köy sütü kokuyor. Evde pişen sütlaçlar gibi, tazecik. Tadını bir alan, kaseyi bırakamıyor. Burada sütlacı fotoğraflardaki gibi fındık bocasıyla değil, sade yiyorsunuz. Osman Usta sütlacının lezzetine o kadar güveniyor ki hiçbir ekstra tada ihtiyaç duymuyor. Osman Usta’nın Yeri’nde bir kase sütlacın fiyatı 6 TL.

Hamsiköy’de Osman Usta’nın Sütlacı

#Rize

Fırtına Deresi:

Türkiye’nin en deli çağlayan akarsularından biri olan Fırtına Deresi, Kaçkar Dağları’nın Karadeniz’e bakan yamaçlarındaki derelerin birleşmesi ile oluşuyor. Rize rotanız içinde yer alan birçok yere arkadaşlık eden Fırtına Deresi, bölgede rafting ve zipline gibi adrenalin sporları için de uygun bir ortam sunuyor.

Fırtına Deresi

Çamlıhemşin ve Çinçiva Köyü:

Rize’de gezilecek yerlerin başında gelen Çamlıhemşin, Fırtına Deresi’ne komşuluk eden konumu ile tam anlamıyla oksijen merkezi. Görkemli dağları ve yeşilin binbir tonunu sunan doğası ile ülkemizin de çay merkezlerinden biri olan Çamlıhemşin’de görmeniz gereken ilk yer eski adıyla Çinçiva, yeni adıyla Şenyuva Köyü. Dizi çekimleri ile son yıllarda bir hayli öne çıkan bu şirin köyde, güne Çinçiva Kahvesi’nde lezzetli bir kahvaltı ile başlayabilirsiniz.

Kahve Çinçiva, Çamlıhemşin

Fırtına Deresi’ne bakan mekanda tereyağı, peynir ve mısır unundan yapılan mıhlama (Trabzon’da kuymak) ile tanışmak olmazsa olmazlar arasında. Kahvedeki kahvaltınız sonrası çevreyi gezerek, dönüş yolu öncesi Çinçiva Kahvesi’nin tam karşısında bulunan Zua Coffee’de de bir kahve molası verebilirsiniz. Kendine has Çamlıhemşin insanı Çinçiva’ya da renk veriyor, öyle ki iki mekanda da geçen birkaç dakikanın ardından kendinizi bir Hemşinli gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Çamlıhemşin, kesinlikle Doğu Karadeniz’in en özel yerlerinden biri.

Çinçiva Köyün’deki Tarihi Taş Köprü

Zilkale:

Çinçiva sonrası yükseklere doğru ilerlerken, Zilkale’yi göreceksiniz. Fırtına Vadisi’ndeki yüksek bir tepede, batı yamaçları üzerinde konumlanan Zilkale tarihinin Orta Çağ’a uzandığı düşünülüyor. Doğal sit alanı içindeki Zilkale; gizli geçitleri, surları ve iç kalesi ile zamanında Rize’de bulunan diğer kaleler gibi kervan yolunun güvenliğini sağlıyormuş. Çamlıhemşin’in merkezinden yarım saat, Çinçiva köyünden on dakika uzaklıktaki kaleye giriş 3 TL. Gelmişken, hemen yanındaki Kaledibi Kafe’de molanızı verebilir ya da köy kahvaltısı için günün ilk rotasını buraya kurabilirsiniz.

Zilkale, Rize

Palovit Şelalesi:

Çamlıhemşin’de gezilecek yerlerden biri de Palovit Şelalesi. Zilkale’den 10 dakika sonra ulaşacağınız Palovit, Rize’nin en yüksek debili şelalesi. 15 metre yükseklikten dökülen Palovit Şelalesi, aynı zamanda Çamlıhemşin’in trekking duraklarından biri. Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın içinde yer alan bu eşsiz şelale, adını da bulunduğu Palovit Vadisi’nden alıyor. Palovit Şelalesi’ne dilediğiniz araçla gidebilirsiniz, yolu standart araçlar için de oldukça uygun.

Palovit Şelalesi, Rize

Rize Yaylaları:

Karadeniz gezisi dendiğinde akıllara ilk gelenlerden biri de yaylalar. Özellikle yaz aylarında düzenlenen şenlikleri ile bölge halkının ve turistlerin büyük ölçüde ilgisini çeken Karadeniz yaylaları konusunda Rize’nin hakkını vermek gerek. Ayder, Pokut ve Gito gibi son yıllarda çokça popüler olan yaylaların yanı sıra Elevit, Trovit, Palovit, Samistal, Sal, Çat, Avusor ve Hazindak da görülmeye değer. Yayla gezisi yapmayı planlayanlar, turlarını Mayıs ayı ortası itibariyle organize etmeye çalışmalı; bu tarih öncesinde yollar ve bu civardaki pansiyonlar mevsimsel şartlardan ötürü kapalı oluyor. Her mevsim açık ve yolu son derece rahat olan Ayder dışındaki yaylalar için yollar bol virajlı ve zorlayıcı olduğundan, arazi aracı kiralamayı unutmayın.

Ayder Yaylası, Rize

Rize Lezzetleri:

Rize’de yapılacaklardan biri de ünü ülkemizi aşmış lezzetlerinin tadına doymak. Şehirdeki gezi planınızın içine Çayeli’ndeki Lale Lokantası’nda kuru fasulye, kavurma, sütlaç üçlüsünü, Rize’nin yeşil manzarasına karşı Dağmaran’da sac kavurmayı, Huzur Pide’nin geleneksel lezzetlerini ve üstünde kadayıfla, fındıkla servis edilen ‘turbo’ sütlacını dahil etmeyi unutmayın.

Kaledibi Kafe’de Mıhlama, Zilkale, Rize

# Artvin

Borçka Karagöl:

Doğu Karadeniz’in cennet köşelerinden biri de Borçka’daki Karagöl. Artvin’in merkezinden yaklaşık 60, Borçka’dan 27 km uzaklıkta olan Karagöl, Klaskur Yayla’sına yakın bir tepede gerçekleşen heyelan sonucu oluşmuş. Bu özelliği ile bir heyelan gölü olan Karagöl, Doğu Karadeniz turu yapan gezginlerin Artvin’de mutlaka görmesi gereken bir yer olarak dikkat çekiyor. 2002 yılında Tabiat Parkı ilan edilen Borçka Karagöl’ün kıyıları kamp ve karavan turizmi için de bir hayli popüler; kamp için gerekli ekipmanları da yakınlarından temin edebiliyorsunuz.

Borçka Karagöl’de kış manzarası

Sınırlı vakti olanlara günübirlik gitmesini öneririm; ancak yolun Borçka’dan sonraki kısmının sürekli sert virajlardan oluşan oldukça yorucu bir yapısı olduğunu da eklemek gerek. Yine de, yol boyunca size eşlik eden doğal güzellikler ve vardığınız an karşınıza çıkan Karçal Dağları arasındaki manzara sizi öyle bir kucaklıyor ki bu ana kadar oluşan tüm yorgunluk bir anda uçup gidiyor.

*Bu yazı, 22 Mayıs 2017 tarihinde Skyscanner Türkiye blogunda yayınlanmıştır. 

Doğu Karadeniz gezisinde az vakti olacaklar için daha mini bir yazı daha hazırladım; Doğu Karadeniz’de Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Yer yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Doğu Karadeniz ve diğer tüm seyahatlerim için, beni Instagram hesabım @nesemcelikkaya‘dan takip edin, birlikte gezelim!

Çinçiva’nın Zua Coffe’sinde, Çamlıhemşin, Rize