STOCKHOLM’DE DÜŞÜK BÜTÇELİ MEKAN ÖNERİLERİ

31 Mart 2016

MİLANO’DA DONDURMA SANATI: EN İYİLER

31 Mart 2016

VİYANA: GEZİ REHBERİ VE TAVSİYELER

31 Mart 2016

Viyana’yı gezme fikri Pegasus’un Aralık ayında açtığı 100.000 bedava bilet kampanyası ile başladı aslında. Kampanyada bahsi geçen 100.000 bedava biletten ikisini kazanmak için önce bir yere bilet almamız gerekiyordu. Biraz değişiklik yapalım; kuzeye ve güneye çok açılmayalım diye düşündükten sonra, hadi dedik, hem romantik hem de ruhumuza dokunacak kültür dolu bir yer olsun. Okuduklarımızdan ve izlediklerimizden etkilenerek Viyana’yı seçtik.

Michaelerplatz

Devam etmeden önce, seyahat dendiğinde aklını kaybedecek kadar mutlu bir insanın yazısını okuduğunuz konusunda sizi uyarmak istiyorum ve tabii ki kampanyadan yararlanacağım diye nasıl saçma işler yaptığımı, dönüş biletini kampanyadan kullanırız diyerek yalnızca gidiş biletlerimizi aldığımızı, gelen bedava biletlerin kullanım şartları çerçevesinde dönüş bileti olarak değerlendirilemeyeceğini öğrenişimizi, bu yüzden hem dönüş bileti bulmak hem de gidecek ikinci bir yer bulup, bir de onun dönüşünü almak zorunda kalışımızı, bu yüzden kredi kartı millerini kullanışımızı falan asla anlatmayacağım (!). Pek sevgili eşim Okan biraz söylenecek olsa da, dönüş biletini kişi başı 50 €’ya bularak gayet ekonomik çözmenin yanı sıra ikinci bir yere gidecek olmanın beni fazlasıyla sevindirdiğini belirtmeden geçmemem lazım.

Bildiğiniz gibi uzak bir tarihe biletiniz olmasının en kötü yanı, yeni bir yerle tanışacak olmanızın heyecanının gün be gün artarak çoğalması ve o gideceğiniz günün bir türlü gelmemesidir. Bu heyecanların en güzel yanı ise sizi kurumsal zırvalardan, huzursuzluklardan anında çekip alması, nefes alacağınız üç günü düşünerek yüz elli üç günün derdini çekmeye sizi anında motive etmesidir. (Hımm, sanırım son üç ayım pek parlak geçmemiş.)

Viyana; birtakım kırıklıklarla başlayan yılın ilk çeyreğini burada bırakarak ikincisine tertemiz şekilde başlayacağım yer. Bu yüzden, her şekilde güzel olacak. Aynı zamanda da büyük hayaller ve beklentilerle geldiğim, ancak Mart ayının Avusturya açısından pek de sezon sayılmamasından olacak ki beni biraz üzen bir şehir. Pek bir hevesle adımlasak da sokaklarını, o Ankara’nın ayazından beter soğuğu, çorak ötesi ağaçları, çiçeksiz bırakılan o muhteşem Barok sarayları, susuz kalmış ve çöp içindeki canım çeşmeleri ile ilk iki gün kendisi hakkında çok muhteşem şeyler düşünemediğimi de belirtmem şart. Ne zamanki hava biraz açtı, yürüyerek gezmek biraz daha anlamlandı, işte o zaman şehir bir anda güzelleşti. Güzel saatlerini kovaladığımız, açıları zorladığımız fotoğraflardan böyle görünmediğini biliyorum; çünkü bu güzel şehri Mart ayında olduğu gibi hatırlamak istemedik. Demek istediğim, Viyana’nın kesinlikle Nisan ve Ekim ayları arası gezilmesi gerektiği.

Hofburg Sarayı

Viyana’yı Nasıl Gezelim?

Bu durum sizin Viyana’da kalış sürenize, konaklayacağınız otelin bulunduğu yere ve havanın sıcaklığına göre değişiyor. Örneğin; eğer merkezden uzak bir yerde kalıyorsanız ve şehirde 2-3 günden fazla vaktiniz varsa, terchinizi 48 ve 72 saatlik Vienna Card’dan yana kullanabilirsiniz. 48 saatlik olanın fiyatı 18.90€, 72 saatlik olanınsa 21.90€. Bu kartlar hem toplu taşımayı kartınızın geçerli olduğu süre kadar ücretsiz yapar, hem de şehirde görebileceğiniz yerlere giriş ücretlerini 2-3€ aşağı çeker. Unutmayın ki Viyana’da gezeceğiniz yerlerin %90’ına para ödeyerek gireceksiniz ve ücretler çok da uygun fiyatlı değil. Eğer kabarık bir gezi listeniz varsa, bu kartlarla çoğuna ciddi oranda indirim alabilirsiniz. Ay yok ben bu kadar da müze ve galeri gezmeye meraklı değilim ama otelim de çok merkezde değil diyenlerdenseniz, 7.60€’luk günlük metro kartı işinizi görecektir. Biz genelde tüm şehri günde 28.000 adım atmak pahasına (şaka değil) yürüyerek gezen bir çiftiz ama gittiğimiz tarihte hava çok soğuk ve rüzgarlı olduğundan günlük metro kartı kullanmayı tercih ettik. Viyana’da görülecek çoğu yer birbirine yakın aslında; ancak rüzgarlı ve soğuk günlerde birkaç sokak ötedeki yere yürümek bile imkansızlaşıyor. 1 durak, 1 duraktır diyerek metroda buluyorsunuz kendinizi.

Mozart Heykeli, Burggarten

Viyana’ya Gitmeden Yapılacaklar

Eğer Viyana’ya gidecekseniz, yazının hiçbir kısmını okumasanız bile bu bölümün çıktısını alıp yatağınızın başucuna asmanızı öneriyorum! Bazı şeyler son ana bırakılmıyor; bırakırsanız da uzun kuyruklar, yenemeden dönen yemekler, ekstra ödenen müze ücretleri ve izlenemeyen gösteriler vicdan azabı gibi yüreğinize oturuyor.

-O Opera Bileti Buraya Gelecek: Viyana biletini aldıktan sonra, gezinize 3 ay kala yapacağınız ilk şey, adı bu şehir ile özdeşleşen opera veya bale resitallerinden biri için biletinizi almak. Ben Milano’da yaşarken son anda bulduğum La Scala biletlerinin sevincini çok hızlı unutmuş olacağım ki bu kısımda biraz rahat davrandım. Geziye son 1 ay kala baktığımda sadece en önlerde 1-2 koltuk kalmıştı. Eğer, erken davranırsanız 13-32€ civarlarında değişen en düşük ücretli biletlerden bile bulabilirsiniz. Viyana Devlet Operası dışında başka salonların programlarını da sitede görebilmeniz mümkün.

-Ben Şinitzele Şinitzel Demem Figlmüller’den Olmadıkça: Bir Viyana klasiği için işi şansa bırakmak bizim gibilere yakışmaz! Wiener Schinitzel için doğru bir yer arıyorsanız, işte tam da oradasınız. Hem koskocaman Wiener şinitzelini tatmak, hem de Viyana’nın diğer lezzetlerini denemek için ilk iş linke tıklayarak en az 15 gün önceden rezervasyon yapmak. 110 yıl önce, St. Stephan Kilisesi’nin hemen yanındaki ilk şubesi açılan Figlmüller’in 2001’de Backerstrasse’deki ikinci şubesi de açılmış. Biz eski iyidir diyerek, Wollzeile’dekini tercih ettik. Mekan ve yemeklerle ilgili notlarım için diğer yazımı bekleyiniz. 🙂

Figlmüller’de Ziyafet

Müze Girişlerinde Sıra Beklemeye Son, Online Bilete Hücum: Özellikle vakti kısıtlı olanlar için şiddetle önerdiğim maddeye geldik. Turunuza saat darbesi vurmamak için, şehrin en turistik noktalarının biletlerini internetten almanızı tavsiye ederim. Biz tüm gezilerimizde belirli yerler için bunu yapıyoruz. Viyana’daki online bilet duraklarımız arasında da şehirde bulunan 3 saray yer alıyor: Hofburg, Schönbrunn ve Belvedere. Buralar hem fazlasıyla büyük hacimli, hem birçok turistin, tur grubunun ilk durakları olduğundan gittiğinizde sıralardan fırt diye geçmeniz ve müze gişelerinde ekstra para ödememeniz için (Viyana’da online biletler daha ucuz) gitmeden 1 hafta önce bu yöntemi kullanabilirsiniz.

-Global İnternet Paketi Olmayanlar için Yaşasın Ulmon Offline Map: Haritalardan yer bulmak çok eğlenceli, fakat artık İnternet çağına ayak uydurmak şart. Yurtdışına çıkarken interneti kısıtlı olacaklar ve Foursquare çıkmadan nasıl adres buluyorduk diyenler için Ulmon Offline Map aplikasyonu muhteşem bir çözüm. Gezi öncesi indirip, görmeyi planladığınız her yeri bu haritada işaretlerseniz, Viyana’ya ayak bastığınız andan itibaren plansız gezme, yol üstünde mekan kaçırma gibi sorunlardan koşarak uzaklaşmış olursunuz.

Kartner Strasse

Görmeden / Yemeden Olmaz

Avusturya’nın başkenti Viyana, emperyal ruhun sürekli sizinle olduğu, sokak aralarındaki müzisyenleri, yüzyılın en güzel mirası operaları ve tarih dolu nefis kafeleri ile insanın aklını başından alacak kadar güzel, kendini de bir masalda hissettirecek kadar özel. Sokakları krema gibi evlerle dolu bu kompakt şehirde görülecek çoook fazla turistik ve lokal merkez olduğundan, gezi öncesi bir plan yapmak şart ötesi. Benim gibi bir şehri en ufak köşesine kadar gezmek istiyorum diyenlerin üç günlük turu asla yeterli bulamadığı, yürümekten pantolon, ayakkabı ne varsa tüketen ama yine de çoğu kısmını göremeden şehirden ayrılmak zorunda bırakan Viyana’ya hoşgeldiniz! Bu yazının ardından daha detaylısı gelecek; o zamana kadarki hızlı önerilerim şöyle:

-Viyana’nın en güzel, en şatafatlı binalarını dizim dizim görmek için ilk adres Ringstrasse; yani Ring Caddesi. Adından da anlaşılacağı gibi, bir daire şeklindeki cadde 1. Bölge olan Innerestadt’ta. UNESCO koruması altındaki Ring Caddesi’ni uzun bir yürüyüş yaparak ya da tramvay kullanarak gezip görebilirsiniz. Cadde üzerinde görmeden asla dönmemeniz gereken yapılar arasında; Neo-Rönesans stilindeki Viyana Üniversitesi, Gotik mimarisini görür görmez içinizde kamu yönetimi okuma hissi uyandıracak Rathaus adındaki Belediye Binası, incele incele bitmeyen güzelliğiyle Parlamento Binası, görkemli Viyana Devlet Operası, Viyana’daki tüm günlerinizi içinde kitap okuyarak geçirme fikrine ışınlayan Ulusal Kütüphane var.

Rathaus

-Hofburg Hanedanlığı’nın kışlık sarayı Hofburg, Barok stiliyle şehrin merkezinde güneş gibi parlıyor. Sarayda, Avusturya’nın tarihe mal olmuş kraliçesi Sisi’nin galerisi ve kraliyet ailesinin özel eşyaları bulunuyor. Ailenin özel eşyaları bölümü genelde porselen ve kristal objeleri kapsadığı için benim favorim bu bölümdense Sisi Gallery. Hofburg’un içi, onu çevreleyen ek bina, avlu ve bahçelerle mutlaka görülmeli.

Hofburg Sarayı

Hofburg’dan sonra istikamet Karlsplatz Caddesi ve Kartner Strasse üzerinden Stephansplatz. Adını muazzam güzellikteki St. Stephen Katedrali’nden alan meydan ve Viyana’da alışverişin göbeği. Alışverişten komaya girmek isteyenleri Kartner Strasse ve Karlsplatz’a bekliyoruz.

St. Stephen Katedrali

-Viyana’nın üç sarayından diğeri Schönbrunn, Rönesans’ın en şatafatlı stili olan Rokoko’nun iç mimari detaylarıyla dolu. Kocaman demenin yetersiz kaldığı muhteşem bahçeleri ve mimarisi ile merkezin biraz dışında kalan Schönbrunn, hanedanlığın yazlık sarayı olarak kullanılıyormuş. Saray odalarını görmek için 22 odadan oluşan Imperial Tour ve 40 odadan oluşan Grand Tour seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz. Biz Imperial Tour’dan çok memnun kaldık, tavsiye ederim.

Schönbrunn Sarayı’nın Labirent Bahçesi

Bu iki sarayın ardından ek olarak Belvedere Sarayı’nı da listeye alabilirsiniz. Barok stildeki Belvedere, 18. yüzyılda gerçekleşen Osmanlı Kuşatması esnasında ülkesini savunmadaki başarılarından dolayı Savoy Prensi Eugen’e hediye edilmiş. Bir hediye için çıta fazla yükselmiş diyebiliriz sanki. 🙂

Processed with VSCO with f2 preset

‘Death and Life’ by Gustav Klimt, Leopold Museum

-Viyana’nın en güzel ve en çok ziyaretçi alan müzeleri, aynı Berlin gibi bir adada toplanmış: Museum Quartier. Burada, Avusturya’nın önde gelen sanatçılarından Egon Schiele ve Gustav Klimt’in eserlerinin sergilendiği ve benim de favorilerimden biri olan Leopold Museum’u, modern sanat koleksiyonu ile MUMOK’u, sergi ve performansların ev sahibi Kunsthalle Wien’i, mimarlık müzesi Architekturzentrum’u ve çocuklara özel ZOOM Kindersmuseum’u görebilirsiniz. Mutlaka görülmesi gereken diğer müzeler; tüm akımlara ait eserlerin yer aldığı sanat tarihi müzesi ve diğer favorim Kunsthistorisches, hemen karşısındaki doğa tarihi müzesi Naturhistorisches ve Empresyonist sanatçıların süreli sergilerini ağırlayan Albertina Müzesi.

Hundertwasserhaus

-Klasik sanata biraz olsun doyduysak, sıra geldi Viyana’nın Gaudi’si Hundertwasser’a. Landstrasse metrosundan 10 dakikalık bir yürüyüşle varacağınız Hundertwassehaus, Instagram’da sık sık karşınıza çıkan o modernist evin olduğu yer. Hunderwasserhaus, Viyana’nın prototip haline gelmiş krema evlerine tepki olarak Friedensreich Hundertwasser’in tasarladığı, hiçbir köşesi düz olmayan ev. Gaudi mimarisine bayılarak bakanların Viyana’da Mutlaka’sı burası olmalı. Evin hemen yanındaki ‘souvenir’ cenneti Hundertwasser Village’a da girmeden dönmeyiniz.

Flohmarkt

-Gezilerim sırasında en bayıldığım şeylerden biri, şehrin pazarlarını görmek. Viyana’nın Naschmarkt adındaki marketini de bu listede es geçmek olmaz. Ön kısmı tazecik meyve ve sebzelerden oluşan tezgahlarla dolu, orta kısım peynir ve zeytin çeşitleriyle Eminönü’nü Viyana’ya taşımış Türk abilerimizle ve son kısmı ise inanılmaz eşya ve objelerin satıldığı Flohmarkt adındaki ikinci el pazarı. Cumartesi ve Pazar günleri kurulan market sabah saatlerinde kaçmaz, illa ki gidilir.

Before Sunrise filmininde çekildiği tarihi Cafe Sperl

-Tüm gezdiğiniz yerler bir kenara, bazı şehirler gastronomi merkezi unvanını fazlasıyla hak ediyor. Viyana da onlardan biri. Bu şehirde önünüze gelecek hiçbir lezzeti geri çeviremeyecek, yemelere doyamayacaksınız. Bir Viyana gezisi Figlmüller, Glacis Beisl, Cafe Central, Demel Pastanesi, Hotel Sacher, Julius Meinl, Cafe Français, Palmenhaus, Cafe Sperl ve Cafe Museum olmadan tamamlanmış sayılamaz! Ama Türkiye’de servis edilenlerin 5 katı büyüklükteki pamuk şinitzelleri, yumuşacık et yemekleri, tarihi kafeleri, dünyanın en iyileri listesinde ilk beşi paylaşacak elmalı strüdelleri, çikolatalı pastaları ve tabii ki mis kokulu kahveleri ile her şeyi boşverip sadece kafe ve restoran keşfetmek istiyorum diyorsanız, o da kabul! Tartışmasız hakkınızdır çünkü, ileri!

Melange Coffee, Julius Meinl am Graben

Not: Viyana’da gezilecek mekanlarla ilgili detaylı notlarım, mekan ve lezzet önerilerim çok yakında sizinle birlikte gezmeye hazır olacak. O güne kadar merak ettiğiniz her şeyi Instagram hesabımdan bana ulaşarak sorabilirsiniz.