24 SAATTE MİLANO: 1 GÜNDE MİLANO GEZİ REHBERİ

12 Ocak 2017

SIĞACIK’TA GEZİLECEK YERLER: GİTMEK İÇİN 10 NEDEN

12 Ocak 2017

LEZZET DOLU VİYANA: EN İYİ RESTORAN VE KAFELER

12 Ocak 2017

Emperyal tarihinin günümüze kalan mimarisi, aylar öncesinden takipte kalmayı gerektiren operaları ve insanın gözlerinden kalpler çıkartan lezzetleri ile Viyana, Türkler arasında çok popüler bir destinasyon. Orta Avrupa’nın en büyüleyici ülkelerinden biri olan Avusturya’yı gezmeye başkenti Viyana’dan başlayabilirsiniz; biz de öyle yaptık ancak belli ki devamı ilk fırsatta gelecek. Seyahat öncesinde bir dolu liste hazırladığım, giderken de çok heyecanlı olduğum şehirde daha önceden duyduğum halde beni en çok mutlu edenler binbir konsept mekanlar, tarihi kafeler ve süper lezzetli yiyecekler oldu. Gidiş tarihimiz tam kıştan çıkış içinde olduğundan sokaklardan, caddelerden pek etkilenemedik belki; ama aradan aylar geçtiğinde bile kokusunu burnunuza getiren, sipariş ettiğiniz aynı reçeteleri ‘Viyana’dakilerle kıyaslatan o tabak tabak yemekleri ayrı bir tarafta değerlendirmek de şart. Mevsimsel sebepten şehirlere küsmek bize yakışmaz, özleyecek bir şey illa ki buluruz. Burada da en favorim tabii ki kafe ve restoranlar oldu diyerek konuyu detaylandırmak istiyorum.

Bu yazıda, bizler için zamansız bir rota olan Viyana planları için şehirde en sevdiğim 10 mekanı paylaşıyorum. Yolunuz buraya düştüğünde listelerinize eklemeyi sakın ama sakın unutmayın! İnce eleyip özenle seçtiğim kafe ve restoranlar, gerçekten de ‘deneyimlemeden dönülmeyecek’ nitelikte.

Figlmüller Wollzeile

#1 Figlmüller:

Bu listenin en başında olmayı hak edenlerden ilki rezervasyonsuz gidemeyeceğiniz Figlmüller. Figlmüller benim ilk rezervasyonlu yemek deneyimim, normalde spontane gitmeyi tercih ediyorum ama Viyana’ya gidip, gerçek Wiener lezzetlerini tatmak bunu gerektirirmiş. Bu 111 yıllık restoran ‘iyikim’ olur, şiddetle öneririm. İki şubesi var; biz ilk şube ve daha küçük olan Wollzeile’yi tercih ettik; St. Stephen Katedrali’nin yanında. Rezervasyonsuz gitme hayaline kapılmayın, direkt kapıdan geri çeviriyorlar. Masamızdakiler; gerçeği dana etinden yapılan pofuduk Wiener Şinitzel (ama bizimki tavuk), tadına doyulmaz patates salatası, kocaman bir haşlama etin olduğu diğer Wiener klasiği Tafelspitz, Tafelspitz’le gelen patates ve buranın ev yapımı olan üzüm suyu ile limonlu soda. Bu masanın tamamı 46€; ancak porsiyonlar öyle büyük ki dört kişi bile yiyebileceğinizden hiç şüphem yok.

Adres: Wollzeile 5, 1010

Figlmüller masamız 🙂

#2 Palmenhaus:

Viyana hakkında hangi yazıyı okusak Palmenhaus’tan bahsediyordu, bitki dolu dekorasyonunu da görünce listeye hızlıca ekledik. Fotoğrafta da görebileceğiniz gibi, iç mekan tamamen ağaç ve bitki, böyle yemyeşil. Sınırlı olan et ve balık alternatifleri ve tatlılar çok lezzetli, şarap ve kokteyl menüsü çok geniş. Zaten tüm detaylar bir ‘braserrie’ye göre düşünülmüş. Fiyatlar ortalamanın üstünde ama yolunuz bu şehre düşmüşse kesinlikle değer! Örnek verecek olursak; Wiener Schinitzel 22 Euro, Apfelstrudel adlı elmalı tatlı 9 Euro. Yemek yemeyecek olsanız bile tatlı molası için uğranacak bir yer. Palmenhaus, Hofburg Sarayı ile Albertina Müzesi arasında. Konumu biraz turistik olduğu için öğlen ve akşam saatleri kalabalıklaşıyor, yine de mekan büyük olduğu için yer bulmakta sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Hava sıcak olduğunda teras cıvıl cıvıl.

Adres: Burggarten 1, 1010

Palmenhaus

#3 Glacis Beisl:

Restoranımızı anlatmadan hemen önce, ‘Beisl’ konseptinden bahsedeyim. Viyana’nın geleneksel reçetelerinin sunulduğu, lokanta tarzı hizmet veren mekanlar ‘beisl’ olarak adlandırılıyor. Beisl, ev demekmiş ve aslında tarihi 18. yüzyıla kadar uzanıyor. Buraları İtalya’daki ‘trattoria’ konseptiyle eş tutabilirsiniz, tabii bunu yaparken İstanbul’dakileri hesaba katmayın. 🙂 Buradakiler gerçeği pek yansıtmıyor. Beisl tipi mekanlar, aynı gerçek trattoria’lar gibi geleneksel mutfak alternatiflerini uygun fiyatlarda servis eden yerler. Özellikle et ve çorba çeşitleri yaygın oluyor, çoğunun ortak özelliği ahşap dekorasyonları.

Gelelim Glacis Beisl’a. Burayı buluşumuz şehirde yaygın olarak tüketilen Gulaş’ı lokallerin tercih ettiği bir yerde tatmak isteyişimizle gerçekleşti. Beisl alternatifleri arasında açık havalar çok çekici olsa da Mart ayı bunun için doğru bir tercih olmadığından kapalı alanı da olan bir mekan arayışına girdik. Lokal öneriler arasında da Glacis Beisl öne geçince, kendimizi burada bulduk. Abartmadan durumu açıklığa kavuşturayım; hayatımda yediğim en güzel ve en lezzetli et bu mutfaktan çıktı. Bilenler olabilir; Gulaş bir Macar yemeği ancak tarihi nedenlerden ötürü Viyana’da da çok yaygın. Dana eti, soğan ve biberden yapılan bu yemek için Glacis’e 9’ar Euro ödedik, ancak sanıyorum ki tabakta 300 grama yakın dana eti vardı. Ortaya söylemiş olsak bunu da çok rahat 2 kişi birlikte yiyebilirdik.

Adres: Breite G. 4, 1070

Cafe Français

#4 Cafe Français: 

Klasiklere geçmeden önce şehirdeki favori kahvaltı mekanımızı anlatayım. Tamamen Fransız mutfağını baz alan kahvaltı ve yemek menüsü ile Cafe Français, Viyana’da en sevdiğimiz yerlerden biri oldu. Hatta, ilk deneyimimiz bizi çok mutlu edince son sabahımızı da burada geçirdik. Otelimizden merkeze çıkış yolunda bulunmasının da mutlaka etkisi vardır ama o kruvasanlar, baget sandviçler hiç de kolay unutulmuyor, belirteyim. Sabah 10’dan önce gitmekte fayda var; çünkü bu saatte genelde rezervasyonlu müşteriler gelmeye başlıyor. Fiyatlara gelecek olursak, fotoğrafta görünen kruvasanlı Vanessa Paradies tabağı da mozzarellalı baget sandviç de 6,50 Euro. İkinci gün bir müsli denememiz olmuştu, Mont Blanc adlı müsli de yine 6,5 Euro’ydu. Çay olarak Kusmi Tea servis ediyorlar; çeşitleri 3,5 Euro. Kahveler 1,5-2,5 Euro arası.

Adres: Währinger Str. 6-8, 1090

Cafe Français

#5 Cafe Central: 

Viyana’nın en güzel yanı yüz elli bin yıllık kafeleri! Şaka bir yana, bu kadar nostaljik yerlerin günümüzde hala aynı kalabildiğini görmek, bir de bu kafelerin masalarında oturabilmek beni çok mutlu ediyor. Belki, biz bunu hiçbir şehrimizde koruyamadığımız içindir. Düşünsenize, şehirde 30 tane Baylan, 58 tane İnci, 25 tane Savoy veya Lebon var. Zenginlik diye buna derim!

Cafe Central; Viyana’nın merkezi Innerstadt’a çok yakın bir konumda bulunuyor. 1876 yılında bir bankanın zemin katına açılmış bir kafeden bahsediyorum. Öyle bir yer ki bugün sizin oturduğunuz sandalyelerde Freud, Troçki, Lenin ve Hitler oturmuş. Hem emperyal, hem nostaljik hem de mistik bir yer. Muhtemelen Viyana’nın en güzeli, üstelik menülerinde Türk kahvesi bile bulunuyor. Gelmişken bir pastası yenir, yanında şehrin klasiği olan Melange kahvesi içilir. Piyanosundan gelen klasik müzikle de yorgunluğunuzdan eser kalmayacağı kesin.

Adres: Herrengasse 14, 1010

Cafe Central

#6 Demel:

Merkeze inmişken Demel’den devam edelim. Kraliyet ailesinin pastacısı unvanıyla ünlenmiş olan Demel Pastanesi’nin şanı aynı şekilde günümüzde de devam ediyor. Burası hem çikolatacı hem de pastane. 1786’da açılmış olan mekan, Viyana’nın ünlü alışveriş caddelerinden Kohlmarkt’ta yer alıyor. Aşırı turistik olduğunu belirtmeme gerek yoktur diye düşünüyorum, haliyle daima çok kalabalık. Biz akşam saati gittiğimiz için nispeten daha rahat yer bulduk. Ana girişindeki uzuun dolabında görebileceğiniz üzere milyon çeşit pastası var, ayrıca üst kata çıkmadan sağ kısımdaki açık mutfaktan pastaların yapılışını da izleyebiliyorsunuz. Tercihimizi Sacher Torte’den yana kullandığımız için biraz pişman gibiyim; hayallerinizi yıkmam istemem ama Hotel Sacher ile davalık oldukları reçeteleri hakkında biz çok muhteşem yorumlar yapamayacağız. Bence anneannemin pasta ve kekleri Demel’in beş katı güzellikte çünkü. 🙂 🙂 Yalnız, ambiyans konusunda ünlerinin hakkını veriyorlar, mekan gerçekten özel detaylar sunuyor. Smokinli garsonlara gelince, evet giyimleri çok hoş ancak tavırları müşteri kaygısında olmadıklarından aşırı ötesi kaba. Servisten çok bir şey ummayın, klasik bir mekanı deneyimlemek ve ambiyansı yaşamak için uğrayın.

Adres: Kohlmarkt 14, 1010

Demel

#7 Cafe Sacher: 

Sacher Torte demişken, reçete davasının kazananı Hotel Sacher’e gelelim. Ben böyle önünde uzun kuyruklar bulunan yerlerden pek haz etmiyorum sanırım. Vaktiniz bolsa, listenizde de bir dolu yer yoksa, Sacher turtasında yemek için 1 saat kadar kapısında bekleyebilirsiniz. Demel’den daha iyi bir sonuç alacağınız kesin; ancak gerek var mı konusunda gerçekten net bir cevapta bulunamayacağım. 😀 Aradaki farkı şöyle anlatayım; üstü çikolata kaplı çikolatalı kek arasında kayısı marmelatı olanı Hotel Sacher yapıyor, arada marmelat olmayan kuru versiyon Demel’e ait. Bana göre pasta olan bu turta, her iki mekanda da tabakta krema ile servis ediliyor. Normalde kremadan hiç haz etmiyorum, ancak çok ilginç şekilde bu pastaya yakışıyor. Böyle daha anlamlı diyebiliriz. 🙂 Viyana lezzetlerini araştırırken karşınıza bol bol çıkacak bu pasta konusunu da aktarmış olduğumuza göre, diğer klasiklere geçebiliriz.

Adres: Hotel Sacher, Philharmoniker Str. 4, 1010

Julius Meinl’da Melange

#8 Julius Meinl am Graben:

İstanbul’daki kahvecilerde çok sık denk geldiğiniz Julius Meinl Avusturyalı, eh Viyana’ya da gelmişken yerinde bir kahvesini içmemek de bize yakışmaz. Innerstadt’ta gezerken karşınıza çıkacak olan bu mekan, dış mekanıyla oldukça mutlu eden bir ortam sunuyor. Tur arası yorgunluk atmak için oturabilir, gün ortası Melange’ı ile keyifle dinlenebilirsiniz. Kahveniz bittikten sonra, içerdeki markete girip çikolata ve şekerleme gibi lokal hediyeliklerinizi buradan da alabilirsiniz.

Bu arada, Melange da espresso, süt ve süt köpüğü ile yapılan bir kahve. Cappucino’ya çok benziyor, ancak daha hafif. Viyana’da melange sipariş ettiğinizde 1 mini bardak su ile servis ediliyor. Sunumlar gerçekten önce göze, sonra mideye hitap ediyor demek mümkün. Kahve seviyorsanız, melange da hoşunuza gidecektir diye düşünüyorum.

Adres: Graben 19, 1010

Cafe Sperl

#9 Cafe Sperl: 

Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin Before Sunrise filmini izlemiş olanlar Cafe Sperl’i iyi bilir. Klasik Viyana kafelerinden biri olan Sperl, mermer masaları ve parkeleriyle sizi geçmişe götüren o güzel mekanlardan biri. 1880 yılında Ronacher adıyla açılmış; ancak sonra el değiştirince Sperl adını almış. Mariahilf Caddesi’nden sonra Naschmarkt’a gidecekseniz, rotanızda buraya da rastlayacaksınızdır. Gitmişken, klasiği olan bademli çikolatalı Sperl torte’den sipariş edebilir, herkese açık olan dergi ve gazete köşesinden seçtiğiniz bir tanesini alıp bir Viyanalı gibi kahve keyfi yapabilirsiniz. Burada da bir dilim pasta ve kahveye yaklaşık 7 Euro ödemiştik diye hatırlıyorum.

Adres: Gumpendorfer Str. 11, 1060

Cafe Museum’da Elmalı Strüdel

#10 Cafe Museum:

Sanatsal yönünden olsa gerek, şehrin en sevdiğim kafelerinden biri de burası. Naschmarkt’tan dümdüz gidince sol çaprazda karşınıza çıkan Cafe Museum, zamanında Klimt, Schiele, Kokoschka ve Otto Wagner gibi sanatçıların uğrak mekanıymış. Bunu okuduktan sonra bu mekanda bulunmak bile insana kendini önemli hissettiriyor. Benim gibi tarihi detaylarla mutlu olanların Museum’u da çok seveceğini düşünüyorum. Mekanın adı, ilerisindeki Kunsthistorisches adlı Sanat Tarihi Müzesi’nden geliyor. İlk dekorasyonu Modern mimarinin en önemli isimlerinden mimar Adolf Loos’a, mobilyaları Hoffmann’ın öğrencisi olan Josef Zotti’ye ait, bu yüzden çok değerli. Cafe Museum, 1930’lardan sonra birkaç kez yenilenip bugünkü halini almış. Şu anda ise ilk tasarıma sadık kalarak hazırlanan kırmızı kadifeden yuvarlak koltukları en çok dikkat çeken detayı. Son dekorasyonunda da 1930’lardaki ilk halinin izlerini görebiliyorsunuz, bu kırmızı yuvarlak koltuklardan caddeyi izlemek mükemmel bir his. Burada da şehrin klasiklerinden Apfelstrüdel’i tadabilirsiniz; ister dondurmalı ister kremalı. Bir melange ve bir strüdel 13 Euro.

Adres: Operngasse 7, 1010

Palmenhaus

BONUS: Naschmarkt

Bu yazıyı açık pazarsız bırakacak değildim herhalde! Seyahatlerimizde bizi en çok mutlu eden yerlerden birinin halk pazarları olduğunu biliyorsunuz; ancak bugüne kadar gördüğüm en tatlı örneklerinden biri kesinlikle Viyana’daki Naschmarkt. Pazarın ucu ikinci el tezgahlarının bulunduğu Flohmarkt ile başlıyor; dekorasyondan ıvır zıvıra, plaklara, kıyafetlere, ayakkabı ve gözlüklere kadar milyonlarca detay var. Her şey aşırı ucuz, hepsini alıp eve götürmek istiyorsunuz. Ancak, bu yazının konusu yemekler olduğu için ikinci el tezgahlarından yiyecek bölümüne doğru yol almak gerek. Ön kısmı tazecik meyve ve sebzelerden oluşan tezgah ve mini marketlerle dolu. Pazarın orta kısmı peynir ve zeytin çeşitleriyle Eminönü’nü Viyana’ya taşımış Türk abilerimizden soruluyor, bazı dolaplarda baklava, börek, yaprak sarma görürseniz şaşırmayın. 🙂 Buralara gelmişken, bence merak ettiğiniz ve riskine girmek istemediğiniz lezzetleri pazarda tadabilirsiniz. Özellikle; şarap ve peynir çeşitlerini restoranlara kıyasla çok çok uygun ücretlerde deneyebilirsiniz.

Adres: Wienzeile, 1060

Naschmarkt

Son olarak, Viyana’da gezilecek yerlerle ilgili yazımı burada bulabilirsiniz. Diğer tüm fotoğraf ve notlarım Instagram hesabımdan görebileceğiniz #journavelviyana etiketinde sizi bekliyor.

Naschmarkt