BALİ’DE NE YENİR: BALINESE TATLARDAN ÖNERİLER

30 Ocak 2017

PARİS’TE GEZİLECEK YERLER I: EYFEL KULESİ’NDEN DISNEYLAND’A

30 Ocak 2017

TORİNO’DA GEZİLECEK YERLER: NEREYE GİDİLİR, NELER YAPILIR

30 Ocak 2017

Kuzey İtalya’nın önde gelen sanayi şehirlerinden biri olan Torino, Alplerle çevrili güzel manzarasında Po Nehri’nin asil komşusu. Torino; ülkenin en büyük ekonomi kentlerinden biri, Piyemonte bölgesinin de başkenti. Şehir; Rönesans, Barok ve Neo-Klasik stilde çok sayıda mimariye ev sahipliği yapıyor ve ülkenin dingin kentlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yaş ortalaması yüksek, Pazar günü pek sessiz olan Torino, Milano’ya olan yakın konumuyla buraya gelenler için de bir nefeslenme noktası.

Bir dönem Sardinya Krallığı’nı yöneten Savoy Hanedanı’nın da yaşadığı Torino’nun derin kültürü, sayısız galeri, müze, tiyatro ve opera binası ile günümüze taşınırken, şehir de bu özelliklerinin bütünlediği aristokrat karakteri ile diğer İtalyan şehirlerinden bir parça ayrılıyor.  Fiat, Alfa Romeo, Lancia gibi otomotiv markalarının kurulduğu ve üretildiği yer olan Torino, bu özelliği ile ‘İtalya’nın Otomobil Başkenti’ unvanı ile anılırken, Milano ve Cenova ile birlikte de ülkenin endüstri merkezleri üçgenini oluşturuyor. Torino, çok çeşitli kültür-sanat etkinlikleri, Piyemonte lezzetleri ile taçlanan gastronomik güzellikleri ve gezginlere sunduğu mimari yüzü ile Klasik İtalyan şehirlerinin dışında ziyaretçilerine huzurlu ve doğa dolu bir atmosfer sunuyor. Kimisinin çok sessiz bulduğu, bazılarının da bu özelliğine vurulduğu şehri gelin bir de birlikte gezelim.

Po Nehri ve Vittorio Emanuele Köprüsü

#1 Mole Antonelliana Sinagogu:

Faklı stillere sahip birçok mimari tarzın görülebileceği Torino’nun en önemli turistik noktalarından biri Neo-Klasik tarzdaki Mole Antonelliana Sinagogu. Yapımı 1888 yılında biten sinagog, 167.5 metre yüksekliğinde ve şehrin simgesi; ancak bu amaçla kullanılmıyor.

Mole Antonelliana Sinagogu

#2 Ulusal Sinema Müzesi:

Şehirde mutlaka görülmesi yerler arasında bulunan Ulusal Sinema Müzesi de Mole Antonelliana Sinagogu’nun içinde yer alıyor. Kostümden dekora, film örneklerinden enstalasyonlara kadar geniş bir sinema arşivine sahip olan müzenin terasına çıkarak şehri izleyebilirsiniz. Müze Pazartesi günleri kapalı, diğer günler akşam 8’e kadar açık. Cuma akşamları da 11’e kadar ziyaretçileri ağırladığından, burayı akşam turuna bırakmak en mantıklısı. Giriş 10 Euro.

Ulusal Sinema Müzesi

#3 Saraylar:

Mimari tarzlar demişken, şehirdeki eşsiz sarayları es geçmemek gerek. Barok stili ve oval ön cephesiyle öne çıkan Palazzo Carignano, ülkenin ilk senatosu olma özelliği taşıyan Palazzo Madama ve Savoy Krallığı’nın sarayı Palazzo Reale listeye mutlaka eklenmeli.

Palazzo Reale

#4 Öne Çıkan Mimariler:

Rönesans ve Barok detayları taşıyan St. John Baptist Katedrali, şehirdeki tek Roman Katolik Katedrali. Yapımı 15. yüzyılda tamamlanmış, Orta Çağ örnekleri arasında yer alıyor. Alplerle Po Nehri’ni buluşturan şehri tepeden seyretmek için gidebileceğiniz Superga Tepesi’nde yer alan Superga Bazilikası’nın yapımı ise 18. yüzyılda tamamlanmış. Geç-Barok stildeki bazilika çevresinde Savoy Hanedanlığı’nın mezarları bulunuyor. Torino’daki bir diğer önemli yapı ise Rivoli Kalesi. Zamanında Kraliyet Ailesi’nin yaşadığı yerlerden biri olan kale, şimdinin modern sanatlar müzesi.

Carignano Sarayı

#5 Otomobil Müzesi:

Dünyaca ünlü otomotiv şirketlerinin üretim merkezlerinin bulunduğu Torino’da otomotiv sanayisinin tarihi yolculuğunu anlatan Otomobil Müzesi’nde 180’den fazla araba sergileniyor. Müze, çeşit çeşit araba modeli, interaktif alanı ve kütüphanesi ile dünyadaki en eski örneklerden biri. Konsept geniş, bu nedenle araba sanayisi bulunan birçok Avrupa ülkesinin aracına da ev sahipliği yapıyor. Yine de İtalyan markalarının yeri başka. Müze her gün açık; ancak hizmet verdiği saatler değişiyor. Girişi 12 Euro.

Otomobil Müzesi’nden Fiat 600

#6 Mısır Müzesi:

Kahire’deki Mısır Müzesi’nden sonra en büyük Mısır Müzesi Torino’da yer alıyor. Mısır arkeolojisine meraklı olanlar gün içinde bu müzeyi de ziyaret edebilir, Pazartesi günleri kapalı olduğunu hatırlatayım. İçeride Mısır tarihi ile ilgili çok sayıda heykel, mumya, obje ve papirüs bulunuyor. Tematik müzeler arasında fazlasıyla dikkat çekiyor; girişi 13 Euro.

#7 Torino’da Maç Keyfi:

Avrupa’nın en gözde stadyumlarından birinde, Juventus’un maç heyecanına ortak olmak isterseniz sizi Juventus Stadyum’una alalım. Tabii bunun için gezi tarihlerinizin fikstüre uygun olması gerekli, aklınızda bulunsun.

Valentino Parkı

#8 Po Nehri Kıyısında Yürüyüş:

Bu şehrin en güzel aktivitelerinden biri, Po Nehri kıyısını takip ederek yapılacak iyi bir yürüyüş. Siz de benim gibi toplu taşımasız, şehri adımlayarak gezmeyi seviyorsanız bu önerim gerçekten kalbinize iyi gelecek. Torino’nun sakin sokaklarını yakından görürken, nehrin karşı kıyısındaki doğal güzellikler de sizinle birlikte gezecek. Şehrin merkezinden nehre doğru yürüdüğünüzde Vittorio Emanuele I Köprüsü’nün yakınlarına geleceksiniz, köprüden geçip yürüyüşünüze karşı hizada da devam edebilirsiniz. Vittorio Emanuele I Köprüsü’nün ilerisinde yer alan Umberto I Köprüsü’nün yanındaki Valentino Parkı ise nefeslenmek için iyi bir alternatif. Park severler not almayı unutmasın, gerçekten de masal gibi.

Via Roma

#9 Alışveriş Zamanı:

Gezinin sonuna biraz alışveriş eklemek adetten. Şehirde alışverişin en yaygın olduğu yer Via Garibaldi ve çevresi. Burası uygun fiyatlı seçenekler sunmasıyla ve zaman zaman başlattıkları çılgın indirimleriyle ünlü. Benim gidişim büyük bir indirime denk gelmese de caddelerde gezip vitrinleri incelemek bile insanın ruhuna bir hayli iyi geliyor.

Alışveriş konusunda diğer adreslerden biri Via Po. Burası, ‘vintage’ konseptli butiklerin bulunduğu yer. Lüks markaların mağazaları Via Roma, Via Lagrange ve Via Carlo Alberto üzerinde yer alıyor. Tüm bu caddelerde iyi mekanlara da rastlayacaksınız, günün keyfini sürmek için içlerinden birini tercih edebilirsiniz. Söz alışverişten açılmışken, sevdiklerinize Torino’nun lezzetli çikolata ve şaraplarından götürmek iyi bir seçim olacaktır. Nutella, Kinder, Raffaello gibi bayılarak yediğimiz çikolatalarıyla Ferrero Rocher’in de bir Torinolu olduğunu belirteyim.

Pro Loco Festivali’nden

#10 Torino Lezzetleri:

‘Slow Food’ akımının merkezi olan Torino, Piyemonte’nin lezzeti alternatiflerini lüks tatlarla birleştiriyor. Yavaş yemek anlayışı haliyle şehrin lokal tatlarını da koruma altına almış durumda. Hatta, her yıl Eylül ayında Slow Food Festivali adında bir de etkinlikleri gerçekleşiyor. Köklü bir gastronomi anlayışına sahip olan şehirde, özellikle trüf mantarlı yemeklerden de tatmalı, üzüm bağları ile ünlü bölgenin şaraplarının hakkını vermelisiniz. Kuzey İtalya’ya gitmişken, akşam 5-7 arası aperitivo yapabilir, Milano’daki anılarımı benim yerime yad edebilirsiniz. 🙂

Pro Loco Festivali’nden ‘grappa’ köşesi

Torino’nun Roma dönemine ev sahipliği yaptığını gösteren Palatine Kapısı, dünyada en iyi korunmuş yapılardan biri kabul ediliyor.