STOCKHOLM REHBERİ: 72 SAATTE GEZİLECEK YERLER

25 Şubat 2016

VİYANA: GEZİ REHBERİ VE TAVSİYELER

25 Şubat 2016

STOCKHOLM’DE DÜŞÜK BÜTÇELİ MEKAN ÖNERİLERİ

25 Şubat 2016

Bildiğiniz gibi, Stockholm Avrupa’nın en pahalı şehirlerinden biri. Ama tabii ki gezgin sınır tanımaz diyerek çıktığımız yolda, bir şehir sırf pahalı diye ona gitmekten vazgeçecek değilim. Hele ki burası uzun yıllardır hayallerimi süsleyen bir yerse. Aranızda benim gibilerin olduğunu biliyorum. Bu yüzden, aklına Stockholm’e gitme fikri düşmüş arkadaşlarımın sırf şehir pahalı diye hayallerinden vazgeçmemesi için bu düşük bütçeli mekan listesini hazırlamayı kendime bir borç bildim.

3 günlük Stockholm gezimiz benim doğum günü hediyemdi. Henüz yeni evlenmiştik ve düğün yapmak yerine Bali ile Singapur’a gitmeyi tercih ettiğimiz Eylül ayının sadece 1 ay sonrasına Stockholm gezisi planlamak, tam bize layık bir işti. Eylül ayında yaptığımız 10 günlük Güney Asya seyahatinin bütçesi tahmin edersiniz çok yüksekti; fakat bir yeme-içme meselesi yüzünden rotadan çıkmak bize yakışmaz. 🙂 Ekim ayının ortasında McDonalds’ı en yakın arkadaşımız yaparak çıktığımız Stockholm turunda, 3 gün içinde havalimanı transferleri ve müze girişlerimiz dahil 1600 TL harcadık. Bu Stockholm için gerçekten inanılmaz az bir seyahat bütçesi. Nasıl yaptık derseniz, 3 günlük lezzet turumuza başlayalım derim.

Liste öncesi önemli not: Öğünlerinizden birini McDonald’s olarak planlamanızda şiddetle yarar var, sağlık kuruluşlarının sözlerine Stockholm seyahatiniz boyunca kulak tıkayın. Bir adet Big Mac menü yaklaşık 30 lira, bu şehrin en uygun yemek seçeneklerinden biri demek. Ayrıca, her sokak başında bir Mc olduğunu belirteyim, gezileriniz boyunca restoran aramak zorunda kalmazsınız. Tabii ki 3 günlük Stockholm turundan 1.600 TL’ye dönebilmenin bazı kuralları var. 🙂

Kaffe Bar, Södermalm:

Södermalm’in Hornsgatan Caddesi’ndeki Kaffe Bar’a bir akşam vakti gittik. Mini gibi duran, tezgahtaki aperatif seçenekleriyle şaşırtan bir mekan. Makine kahvesi servis ediyor, ancak Cortado’su gerçekten başarılıydı. Ben Cortado’mu yudumlarken, Okan Macchiato’sunun keyfini çıkartıyordu. Kaffe Bar, Stockholm’deki ilk durağımız. Tesadüfen oturduğumuz bir yere göre baya iyi çıktı. Akşam 6’dan sonra peynirli, jambonlu kruvasanları, mini bruschettaları hazır ediyorlar. Tatlı seçenekleri de gayet başarılı duruyordu. Söder turu için aklınızda bulunsun. Bölge ortalamasına göre fiyatlar makul. Oturma bölümünde ücretsiz wifi bulunuyor, kafenin ön kısmında yok.

Wayne’s Coffee, Södermalm:

Bizim için Starbucks neyse, Stockholm için de Wayne’s Coffee o demek. Bence kahveleri Starbucks ve Nero arasında bir yerde ve yiyecekleri kesinlikle zincir bir kahve mekanına göre çok çok üstte. Biz 2 gün üst üste kahvaltılarımızı Wayne’s Coffee’de yaptık, -günde ortalama 23.000 adım attığımız bir tur programı için- öğlen yemeklerimize kadar hiç açlık hissetmedik. Sandviç seçenekleri çok fazla ve jambonsuz alternatifleriniz de var. Porsiyonlar büyük, salata ile servis ediliyor. Tatlı kısmının da tuzlulardan hiçbir farkı yok. Kahvenin yanı sıra çay çeşitleri de damak tadımıza gayet uygun. Ücretsiz ve kayıtsız wifi ile şehrin en sevdiğim yerlerinden biri burası oldu. İki kişilik bir kahvaltı ve kahvelerimiz için biz ortalama 60 TL ödedik. Yine şehir ve bölge standartlarına göre, fiyat ve kalite performansı açısından çok başarılı bir yer. Şehirde birçok farklı noktada bulunuyor, biz Söder tarafındakini tercih ettik.

Viking Bar, Hornsgatan:

Stockholm gezimiz boyunca Södermalm bölgesinde kaldığımız için, akşamlarımız genelde bu çevrede geçti. Burada gece hayatı fazlasıyla canlı ve iyi bir akşam geçirmek için birçok alternatif mekan sizi bekliyor. Doğum günüm şerefine iyi bir yere gidip bir-iki kadeh bir şey içelim dediysek de gözümüze kestirdiğimiz, bira çeşitleri ile ünlü Akkurat’ta yer bulamayınca duruma çok da üzülmeyip yeni bir mekan arayışına girdiğimiz an bulduk Viking’i.

Sonuçta İsveç’teydik, insan biraz İskandinav bir yere girmek istiyor diyerek yeni mekanımızla tanışmış olduk. Çok yeni bir yer değil, içerisi yazlık mekanların gemi dekorundaki barları gibi. Bizim de amacımız İskandinav biralarının tadına bakmak, bu anlamda doğru yerdeyiz.

Sipariş için garson geldiğinde, biralarımızı söyleyip tipik bir turist hareketi olarak mekanın wifi şifresini sorduk. Fakat, garson gencimiz bizi anlamadı. Sorumuzu birkaç kez tekrarladık ama olmuyor. Baktık ki anlaşamıyoruz, telefonu garsona uzatarak İngilizce ‘Şifreyi yazabilir misiniz?’ dedim. O da ne?!!?!? ‘Ablacım siz Türk olduğunuzu söyleseydiniz ya bana!’ diyor biri. Hem de Türkçe. Aaaa, garson baya Türk! Evet, işte biz koskoca Stockholm’de, Södermalm’in ortasında Türklerin işlettiği İsveç barını kendi kendine bulmuş olan çiftiz!

Bu dakikadan itibaren her şey bizim tarafımızda. Nordik biralarımızı içtik, patateslerimizi yedik. Hesap geldi, Beşiktaş’ta oturmaktan ucuz. İki bira ve cips için 25 TL gibi bir rakam ödedik. Bu fiyatlar gerçek miydi, yoksa biz Türk’üz diye indirimli mi yiyip içtik bilmiyorum. Yolunuz buralara düşerse, Viking’e gidip Türk olduğunuzu bir şekilde belirtin. J Biz geri kalan akşamlarımızı tabii ki burada geçirdik.

Kırmızı: Kaffekoppen, Turuncu: Chokladkoppen

Kaffekoppen & Chokladkoppen, Gamla Stan:

Gamla Stan turu esnasında mutlaka uğranması gereken, eski şehrin süper turistik noktası. Stortorget Meydanı’na bakmasına rağmen, fiyatlar çok yükseklerde değil. Ayrıca, bu şehirde bu kadar idareli mekan tercihleri yaptığınız için kendinize bir Stockholm klasiği ısmarlamanızda sakınca yok. Son derece turistik olan mekanların aksine fiyatlar yüksek değil.

Kaffekoppen ve Chokladkoppen meydandaki renkli evlerin altındaki kardeş kafeler. Bu iki mekanın menüsü aynı, içleri çok mini olduğundan lezzetlerini merak edenler boş bulduğu yeri sorgulamadan otursun derim. Evlerin mimarisi aynı şekilde korunmuş, merdivenleri ve iç dokusu kesinlikle insanı geçmişte yolculuğa çıkaran cinsten. Hiçbir şey olmasa, sadece bu hisleri yaşamak için buraya gelinir.

Kaffekoppen

Kaffekoppen çorba, sandviç ve tatlı seçeneklerinin olduğu kafe mekanımız. Menüsü çok geniş olmasa da seçenek açısından yeterli. Chokladkoppen ise butik çikolata kafemiz. Girişindeki tezgahta göreceğiniz pasta ve cheesecake seçenekleri insana aklını kaybettirebilecek güzellikte.

Chokladkoppen’de Sıcak Çikolata Çeşitleri ve Cheesecake

Tavsiyem; iki mekana ayrı ayrı zamanlarda birer kez gelmeniz. Porsiyonları büyük olduğu için yemek yedikten sonra üzerine tatlı sipariş etmek sizi biraz zorlayacak; ancak tok olduğunuz için bu lezzetlerden mahrum kalmanızı pek istemem. Kaffekoppen’e gittiğinizde vejetaryen sandviçten yiyebilir, İsveç’in özel tarçınlı çöreği olan Kanelbullar’ı tadabilirsiniz. Chokladkoppen’den sıcak çikolata içmeden dönenleri havalimanında güvenlikten geçirmiyorlarmış, önleminizi alın. Yanına da o günkü pastalardan bir dilim söylemeyi unutmayın.

Vau de Ville, Norrmalm

Vau de Ville, Norrmalm:

Norrmalm’a gelmişiz, şehrin öne çıkan alışveriş caddelerini bir bir turluyoruz. Hep McDonald’s mı yiyeceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Hadi, bugün biraz değişiklik yapalım! Vau de Ville; şehrin en mini kokteyl barı unvanıyla Norrmalm merkezindeki Fransız brasseriesi.

Menüsünde Fransız yemeklerinden klasikler ve aperatif seçenekler var, bistroya göre bir üst kalitede. Fiyatlar da o yönde ilerliyor. Burası sanırım Stockholm’de gittiğimiz en pahalı yerdi. Yine de bütçemiz içerisinde çok bir kayıp yaşamadık. Öğlen saati gelmişseniz ve hava da şansınıza güzelse, dışarıda oturup kendinize bir kadeh şarap ısmarlayabilirsiniz. Burada oturup şarabınızı içerken Stockholmer’ları incelemek çok keyifli.

Fabrique, Mariatorget:

Stockholm’deki son sabahımız için farklı bir alternatif ararken, Foursquare üzerinden bulduk Fabrique’i. Burası bir ekmek fırını. Çok lezzetli ekmek ve çörek çeşitlerinin yanında demleme kahve ve organik çay çeşitleri de sunuyorlar. Fabrique’in şehirde 10’un üzerinde şubesi varmış, bizim tercihimiz yine Söder’deki. Mekanda ücretsiz wifi yok ve İngilizce konusunda biraz sorun yaşayabilirsiniz; ancak menüsü oldukça lezzetli. Fabrique’nin Stockholm’ün en üst kalitede hizmet veren fırını kabul edildiğini de buraya not edeyim. Tüm ürünleri natürel malzemelerle yapılıyormuş, zaten bunu fırından içeri girer girmez anlıyorsunuz. Her şeyin organik ve naturel olduğu bir yer için çok da pahalı sayılmaz.

Drop Coffee Roasters, Mariatorget:

Stockholm’deki soğuk günlere karşı alınabilecek en iyi önlem, şehrin sokaklarını süsleyen o güzel kahvecilerde verilecek ufak molalar. Biraz çıtayı yükseltmek isterseniz, sizi Barista Cup’ı iki kere kazanmış, Södermalm’daki ödüllü kahvecimiz Drop’a bekleriz. Drop’un bir diğer özelliği; kahve çekirdeklerinin ihracatı konusunda ‘fair-trade’  olması. Buranın organik demleme kahveleri çok lezzetli. Kahvenizin yanına kahvaltılık arıyorsanız İsveç usülü hazırlanmış sandviçlerin tadına bakmanızı da öneririm. İsveçlilerin günde ortalama dört kez verdiği ‘fika’ adındaki kahve molalarını deneyimlemek için doğru yerdesiniz. Wifi var, ortam ve müzikler çok huzurlu.

Johan & Nyström, Mariatorget:

Drop’un hemen karşı sokağında, köşede yer alan Johan & Nyström da Stockholm’ün iyi kahvecilerinden bir diğeri.  Taze demleme kahve ve organik çay çeşitleri sunan barımızın da Drop’tan kalır yanı yok aslında. Hatta, sanırım benim için biraz daha tercih sebebi.

Bol ödüllü bir diğer kafemizde, İsveç lezzetlerini de tatmanız mümkün. Drop gibi Johan & Nyström de organik çekirdekleri tercih ediyor. Çay miksleri çok başarılı, hepsi mis gibi kokuyor. Drop’un modernist ve İskandinav mimarisine kıyasla, burası daha eklektik ve renkli. Tabii ki Nordik çizgilerin etkisi her daim esas. Pazar günleri 11-12 arası açıldığını belirteyim, kapıda kalmayın. 🙂 Bavulunuzda yer varsa, bir paket çay ve kahveyi de eve getirmeyi unutmayın.