SİNGAPUR’A GİDECEKLER İÇİN ÖMÜRLÜK TAVSİYELER

16 Şubat 2016

STOCKHOLM REHBERİ: 72 SAATTE GEZİLECEK YERLER

16 Şubat 2016

STOCKHOLM’DE MUTLAKA GÖRÜLMESİ GEREKEN 10 MÜZE

16 Şubat 2016

İskandinavya’nın huzurlu şehri Stockholm, sanat tarihi yönünden de dünya üzerindeki en dolu yerlerden biri. Hem kendine has mimarisi hem de şehrin vizyonunu yansıtan çok sayıda müze ve galerisiyle gerçek anlamda bir kültür başkenti. 50’nin üzerinde müzesi olunca, Stockholm’e gelecekler için görmeden dönülmemesi gerekenleri bir listeleyelim istedim. Ayırmak biraz zor oldu ama yine de adil davrandığımı düşünüyorum. 🙂

Kraliyet 1 r

Kraliyet Sarayı (Kungliga Slottet)

  • Kungliga Slottet:

İsveç Kraliyet Sarayı ilk başta Malaren Gölü’nü korumak amacıyla bir kale olarak inşa edilmiş; daha sonra bir dizi restorasyon ve Barok stil çalışmalarıyla yeniden düzenlenen yapı çalışmalar bittikten hemen sonra çıkan yangınla büyük ölçüde zarar görmüş. Yangının ardından tekrar bir dizi restorasyona giren saray, yaklaşık 70 yılda tamanlanmış. Şu an ise Kraliyet Ailesi’nin koleksiyonlarının sergilendiği bir müze olarak kullanılıyor, aile esas olarak Drottningholm Sarayı’nda yaşıyor.

Sarayın 1400’den fazla odası olduğunu not edersek, sanıyorum ki ne kadar büyük olduğunu az çok tahmin edebilirsiniz. Müzeyi gezerken odaların bir kısmını da görmüş olacaksınız. Yoğun olarak hissedilen stil Barok ve Rokoko. Tavanlar büyük ölçüde Barok stilin işlemelerini, dekorasyonlar ise Rokoko stilini tamamlıyor. Burada, özel yemek odalarından, toplantı bölümlerine, ailenin sanat koleksiyonlarından kraliçenin kıyafet koleksiyonuna kadar birçok parçayı görme şansı buluyorsunuz.

Kraliyet 3 r

Bir şehrin özünü anlamak için kesinlikle bu tip sarayların görülmesi gerektiğini düşünüyorum; bu sebeple İsveç’te görülmesi gereken ilk müzelerden biri burası. Gamla Stan’da yer alan sarayı gezi planınızın içine mutlaka ekleyin. Giriş 150 SEK.

  • Kungliga Museet:

İsveç’in sanat ve tasarım tarihi müzesine hoşgeldiniz demek isterdim; ama 15.yüzyıldan günümüze güzel sanatlar arşivinin sergilendiği müze maalesef 2018’e kadar sürecek bir restorasyon sürecindeymiş. Heybetli mimarisini görüp, üzerindeki uyarı yazısını okumakla yutkunmam bir oldu. Bittiğinde kesinlikle çok daha güzel olacağını düşündüğüm Ulusal Müze’de  Rembrandt, Goya, Rubens, Goya ve Rubens gibi uluslararası ve İsveçli sanatçıların klasik eserlerine yer veriliyormuş. İki yıl sonra yolum tekrar buralara düşerse, mutlaka gideceğim. Güzel sanatlara olan sevgim net.

  • Nordiska Museet:

İşte Stockholm’ün dev müzelerinden biri daha; Nordiska. Djurgarden’ın hemen başındaki müze, İsveç toplum kültürü ve tarihi ile ilgili derin bilgiler içeriyor. 19.yüzyılın sonlarına doğru İsveçli tarihçi Arthur Hazelius tarafından birazdan okuyacağınız Skansen Açık Hava Müzesi ile birlikte kurulan Nordiska; etnografi alanında İsveç’in en büyük, dünyanınsa en iyi müzelerinden biri.

Müzenin kuruluş hikayesi de bir hayli özel. Hazelius kültür birikimi galerisine devlet tarafından beklediği ilgiyi görmeyince, bağış ve koleksiyon yöntemiyle aklınıza gelebilecek her türlü başlıkta obje toplamaya başlıyor. Yani, müzede sergilenen objelerin tümü çeşitli İsveç şehirleri ile çevre Nordik şehirlerinden toplanmış. Nordiska’yı gördüğünüzde, Hazelius’un bu projesinde ne kadar başarılı olduğunu, ne kadar büyük bir destekle burayı kurduğunu daha iyi anlayacaksınız.

1500’lerden günümüze Nordik kültürünü yansıtan 1,5 milyonun üzerinde parçaya ev sahipliği yapan müzede benim en çok ilgili çekenler; yeme-içme, aksesuar ve kıyafet tarihi temalarının işlendiği bölümler oldu. Bölümlerin tarihsel sırayla, dönemsel örneklemelerle sergilenmesi bence müzenin en güzel özelliği. Dönemsel olarak çeşitli video ve fotoğraf sergilerine de ev sahipliği yapıyormuş. Biz, Stockholm’ün eski yüzünü anlatan siyah beyaz fotoğraflar sergisine denk gelmiştik. Burası gerçekten çok büyük ve çok kalabalık, bu nedenle kesinlikle sabahın erken saatlerinde gelinmesini öneriyorum. Bizim gittiğimiz gün şansımıza ücretsizdi, normalde 100 SEK.

  • Vasa Museet:

Djurgarden’ın liman tarafında yer alan deniz müzesi Vasa Museet, İsveç’in 1628’de açıldıktan kısa bir süre sonra liman açıklarında batan savaş gemisi Vasa’nın kalıntılarını ve denizcilikle ilgili arşivleri sergiliyor. Vasa, 17. yüzyıldan bugüne korunabilmiş tek gemi. Müzede bu gemiyi %90’ın üzerinde korunmuş haliyle göreceksiniz, burası muazzam bir tasarım ve arşivcilik örneği.

Aniden şarjımızın bitmesi nedeniyele Vasa’dan fotoğraf: Ola Ericson, www.visitstockholm.com

1628 yılında tüm mürettabatı ile birlikte suya gömülen Vasa’nın liman yakınlarında gömülü olduğunun kesinleşmesiyle 1950’lerde arama çalışmaları başlatılmış. 1961 yılında gemi su yüzüne çıkartıldığında, geminin onarım çalışmaları başlatılmış ve müzenin açılması 1990 yılını bulmuş. Tüm bu süreçleri izleyebileceğiniz belgesel filmler müzede farklı dil seçenekleri ile izlenebiliyor.

Üzerinde 700 ahşap heykel bulunan Vasa’nın üzerindeki ahşap detayları izlemek büyüleyici. Geminin tüm köşelerini görebilmek için üç kat dolaşıyorsunuz. Katlar arasında bulunan odalarda geminin içinden ve batığın yakınlarından çıkartılan eşyalar ve malzemeler sergileniyor. Ayrıca, geminin yapımından kurtarılmasına tüm süreçleri müze içinde açık bir şekilde harita ve notlarla okuyabilirsiniz.  Giriş 130 SEK.

  • Moderna Museet:

Dünyanın en iyi modern sanat müzelerinden biri olarak kabul edilen Moderna Museet’e gelişimiz akşamüstünü buldu, önerim aynı Nordiska gibi buraya da sabah saatlerinde gelinmesi. Müzede İsveç modern sanat koleksiyonuna ek olarak, Salvador Dali, Henri Matisse ve Marchel Duchamp gibi sanatçıların eserlerini de burada görebilirsiniz. Giriş çoğu bölüme ücretsiz, bazı sergilere ücret ödeyerek giriyorsunuz.

Moderna Museet’e geldiğinizde kafesinde bir espresso içmeyi, bol yapraklı bahçesinde soluklanmayı, müzenin hemen dışındaki heykel parkında Le Paradis Fantastique enstelasyonuna bakmayı unutmayın. Heykel parkında birçok sanatçının eserine rastlayacaksınız, benim için şehir peyzajı böyle bir şey. Sanat ve doğa ne kadar iç içe olursa, insanlar kavramları o kadar kolay içselleştiriyor. Dipnot olarak; müzenin bir şubesinin de 2009 yılında İsveç’in diğer büyük şehirlerinden biri olan Malmö’de açıldığını belirteyim.

DSC07229

  • Skansen:

Özellikle çocuklu gezenlerin mutlaka görmesi gereken Skansen, dünyanın ilk açık hava müzesi. Tarihte yolculuğa çıkmış gibi hissettiren, masaldan fırlamış kulübe ve evlerle dolu Skansen’de İsveç’in onlarca yıl önceki minyatürünü görmüş olacaksınız. Bizim şehirde çok vaktimiz olmadığından hızlı hızlı gezmek durumunda kaldık ama hayvanat bahçesiydi, fırınıydı, günümüze kadar gelebilmiş kulübeleriydi derken burada bir tam gün geçirmek gayet mümkün. Giriş ücretleri dönemsel olarak 100-150 SEK arasında değişiyor. Bu arada, önemli bir bilgi olarak Skansen’in -yaz mevsimi hariç- akşamüstü 4’ten sonra kapalı olduğunu hatırlatmamda fayda var. Doya doya gezmek istiyorsanız, bizim gibi kapanmaya 1 saat kala gitmeyin yani 🙂

  • Fotografiska:

Gündüz gezilerine müze ve galerileri yetiştirmeyenler için Fotografiska’nın bir müjdesi var; burası akşam 10’a kadar açık. Modern fotoğraf sergilerinin galerisi olan Fotografiska, İsveç’in en çalışkanlarından. Yılda ortalama 20 sergi gerçekleştiren müzenin hediyelik bölümü bence Stockholm’ün en güzel galeri butiği. Uğramadan dönerseniz sonra keşke diyebilirsiniz. Giriş 120 SEK.

  • ABBA The Museum:

Mamma mia, here I go again!

My my, how can I resist you?

Stockholm’ün en eğlenceli müzesi ABBA: The Museum, İsveç’in çoook ünlü grubu ABBA’nın şarkıları, kıyafetleri ve videolarının sergilendiği interaktif bir müze. Bol yürünen Stockholm gezmesine iyi gelecek renkli bir molayı Djurgarden’daki ABBA Müzesi’nde vermenizi şiddetle öneriyorum. Kişi başı 195 SEK ile en pahalı müze burası ama içeride dans etmek serbest, benden söylemesi!

Museum of Far Eastern Antiquities

  • Östasiatiska Museet:

Museum of Far Eastern Antiquities ise Stockholm’deki Çin, Hindistan, Asya, Japonya ve Kore koleksiyonlarının adresi. Benim gibi Uzak Doğu merakı olanlar için isabetli bir seçim. Moderna’dan limana inen yolda, hemen sağda. Vaktiniz yoksa, öncelik kesinlikle Moderna Museet’te.

Spritmuseum

  • Spritmuseum

Djurgarden’dan bir kültür harikası daha; Spritmuseum. Burası bir müzeden çok kompakt bir deneyim mekanı. İsveç’e özel alkollü içecekleri görebileceğiniz, bu içecekleri ve farklı aromaları tadabileceğiniz, barı, restoranı ve lokasyonu ile gideceğiniz başka şehirlerde bulunması zor türden bir yer. Mağazasında çeşitli tadım kitleri satılıyor. Stockholm dönüşü kaos ortamında ihtiyacınız olacak, alınız. J Gezinizi önceden planlama şansınız olursa, tadım atölyelerine rezervasyon yapabilirsiniz. Giriş 100 SEK.