KAPADOKYA’NIN GÜZEL ANLAR OTELİ: MUSEUM HOTEL

2 Ekim 2016

ÇEŞME YARIMADASI’NIN EN POPÜLERİ: ALAÇATI’DAN GEZİ NOTLARI

2 Ekim 2016

PRENS ADALARI’NIN EN RENKLİSİ: BÜYÜKADA

2 Ekim 2016

İstanbul’un hemen yakınındaki Prens Adaları’nın en büyüğü olan Büyükada, tarihi ve kültürel güzellikleri ile bahar ve yaz aylarının vazgeçilmez rotası olarak dikkat çekiyor. Daima yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan adanın Türkler ve Rumların güzel anılarıyla renklenen sokakları, nefes kesen manzarası ve huzurlu doğası ile birleşince, kimilerinin hafta sonu mutluluğu için İstanbul’dan çekildiği, kimilerinin de sahil havasını içine çekmek için gezip görmeye geldiği kendine has Büyükada ile tanışmış oluyoruz. Eski adı Prinkipos olan bu güzel adanın Rum nüfusu I. Dünya Savaşı sonrası giderek azalsa da burada yaz kış yaşamını sürdüren kesim kültürel mirasları halen sürdürüyor.

Büyükada; eski günlerin nostaljisini günümüze taşıyan faytonları, çiçekli sokakları, geçmişe tanıklık eden özel mekanları ve köşkleri, hem Türkler hem de Rumlar için büyük önem taşıyan dini yapıları ve Marmara Denizi’nin sakin kıyıları ile sayfiye kültürünün İstanbul’daki eşsiz örneği olarak herkesin favorisi. Burası, kimine göre haftasonu molası, kimileri için İstanbul’un nefeslik yeri. Adaya gitmek bir vapurla şipşak olunca, yepyeni açılan mekanları ve tarihi dokusuyla hızlı bir ada turu için görülecek yerleri Journavel’da da listeleyelim istedim.

Görsel kaynağı: Shutterstock

Nereleri Gezelim?

Büyükada’nın turistik noktalarını gezmek ve manzarasına doymak için en güzel alternatifler bisiklet kiralamak ya da faytona binmek. Merkezden kiralayacağınız bisikletlerle Büyük ve Küçük Tur rotalarını izleyerek ada çevresini görebilirsiniz. Yokuşlu yollardan çekinenler, ada klasiği olan faytonlarla nostaljik bir gezi de gerçekleştirebilir.

Adada görülecek yerlerin başında 1751’de küçük bir kilise olarak inşa edilip, sonrasında uzun yıllar manastır olarak kullanılan Aya Yorgi Kilisesi geliyor. Ortodokslar için büyük önem taşıyan Aya Yorgi’ye Nisan ve Eylül ayları arasında tırmanıp dileğinizi dilemek, ‘yarı hac’ olarak adlandırılan bir ritüel. Dileğiniz tutarsa, kiliseye zeytinyağı hediye etmeniz gerekiyor.

Rum Yetimhanesi, Görsel Kaynağı: Shutterstock

Büyükada’nın kültürel miraslarından bir diğeri; dünyanın en büyük ahşap yapısı unvanını alan Rum Yetimhanesi. 1800’lü yılların sonunda otel olarak tasarlanan, daha sonra ise 50 yıl boyunca yetimhane olarak kullanılan mekan, 1964 yılından beri ziyarete açık. Aya Yorgi’den sonra, çok yakınında yer alan yetimhaneyi de mutlaka görmelisiniz.

Ada turunuza Türk Edebiyatı’nın tanınmış yazarlarından Reşat Nuri Güntekin’in aynı zamanda müze olarak ziyarete açılan evini, Müslüman ve Rum-Ortodoks mezarlıklarını, II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’ni, çan kulesi ve mimarisiyle Meryem Ana Kilisesi’sini, Hızır İlyas Tepesi’ndeki Adakule’yi dahil edebilirsiniz; ancak Adakule için, Lunapark Gazinosu’na kadar faytonla gidip geri kalan yolu yürümeniz gerektiğini de belirteyim. Eski adıyla Prinkipos’un eşsiz manzarasında, yeşillikler içinde piknik yapmak da bir olmazsa olmaz. Tabiat Parkı içinde yer alan Dilburnu’nda piknik yapabilirsiniz; ancak hafta sonu kalabalığına kendinizi şimdiden hazırlayın.

Yada Beach Club

Söz konusu ada olunca, deniz ve plaj deneyimi de şart oluyor. Turistik gezileri bir yana alırsak, ada kalabalığından izole Viranbağ koyunda yer alan Yada Beach’te keyifli bir ‘beach’ günü iyi bir alternatif olur. İstanbul’da lezzetli sushileriyle tanıdığımız Yada Sushi tarafından işletilen beach’e adadan tekneyle geliyorsunuz, Marmara Denizi’ne karşı, iyi müzik ve sushi’nin de yer aldığı gurme seçeneklerle gününüzü taçlandırıyorsunuz.

Adanın Lezzetli Mekanları

Adada yeni açılan mekanlardan üçüncü dalga kahveci Dut Coffee Shop, sempatik kafelerden Spitz, geçen yıl şekercisi açılan Candy ve sonrasında bistro stiliyle Büyükada Bistro Candy keyfini sürmeniz gereken yerlerden.

Büyükada’ya gelince deniz mahsullerinin hakim olduğu bir masada dost sohbeti esas derler. İskeleden inince karşınıza çıkan yerlerden gözünüze kestirdiğinize oturun, adanın ve günbatımının keyfini sürün. By Şükrü iyi bir tercih. Buraya gelmişken, adanın ünlüsü Prinkipo Dondurma & Waffle’da bir dondurma molası da listeye not etmelik.

By Şükrü

Nerede Kalalım?

Tek bir gün değil, bir hafta sonu kaçamağı isteyenler için adanın yenisi Sergüzeşt Otel son derece huzurlu bir tercih olacaktır. Eski bir Rum evinin restore edilmesiyle bu yıl açılan Sergüzeşt Otel, 10 odalı ve merkeze yakın konumuyla Büyükada’nın en güzel noktalarından biri. Hafta sonu brunch ve hafta içi serpme kahvaltı servisiyle kafesi Sermest’te dışarıdan misafir de kabul eden Sergüzeşt, adanın tarihi detayları arasında modern çizgisiyle ayrılıyor.

Sergüzeşt Otel

Bugüne kadar romantik evlilik tekliflerine, ön balayı tatillerine ve şehirden adaya gelen hafta sonu turistlerine adres olan Sergüzeşt Otel, Büyükada’da benim yolumun düştüğü en samimi mekan. Bugüne kadar romantik evlilik tekliflerine, ön balayı tatillerine ve şehirden adaya gelen hafta sonu turistlerine adres olan Sergüzeşt Otel, Büyükada’da benim yolumun düştüğü ve konakladığım en sıcak yerlerden biri diyebilirim.

Sergüzeşt’in mis kahvaltısı

Büyükada’da çektiğimiz karelerin bir kısmını aşağıda daha paylaşıyorum. Geri kalan fotoğraflarımız için Instagram hesabım @nesemcelikkaya‘dan #journavelistanbul etiketini ziyaret edebilirsiniz. 🙂

  • Bu yazı The Gate dergisinin Eylül sayısında yayınlanmıştır. 

Candy Bistro’dan Ada Sokağı

Dut Coffee Shop’un leziz soğuk kahveleri

Sergüzeşt Otel

Sergüzeşt’e yolu düşenlerin keyiflik noktası

Adada günbatımı