Magnum – Kontakt Baskılar, İstanbul Modern

3 Nisan 2015

ÇAĞRI SARAY’IN EKSİLEN ZAMAN VE ANLATILARI GALATA RUM OKULU’NDA

3 Nisan 2015

PERA MÜZESİ’NİN 10. YILINI KUTLAYAN SERGİLER I: ALBERTO GIACOMETTI

3 Nisan 2015

2 Nisan akşamı, theMagger.com’un davetlisi olarak Pera Müzesi’nin #bloggermeeting etkinliğine katıldım. Pera Müzesi ekibinin harika rehberliğinde Pera Müzesi’nin 26 Nisan’a kadar sürecek olan sergileri ‘Alberto Giacometti’ ile ‘Hayat Kısa, Sanat Uzun – Bizans’ta Şifa Sanatı’nı gezdik. Bu iki sergiyi etkinlik kapsamında birlikte özetleyebilirdim; ancak bana anlatım açısından biraz haksızlık olacak gibi geldi. Ben de Pera’nın güncel sergilerini içerecek iki bölümlük serime ‘Alberto Giacometti’ ile başlamaya karar verdim.

Orman, 1950, Bronz, 56,99 x 60,98 x 47,30 cm

Orman, 1950, Bronz, 56,99 x 60,98 x 47,30 cm

Aslında Alberto Giacometti, sanatçının Türkiye’de retrospektif bir yaklaşımla hazırlanan ilk sergisi. Paris’teki Giacometti Vakfı’nın katkılarıyla hazırlanan ve vakfın yöneticisi Catherine Grenier’in küratörlüğünü yaptığı sergide, Giacometti’nin gençlik dönemi çalışmaları ve son yapıtlarının yanı sıra tamamlanmamış bir eseriyle de buluşuyoruz. Sergi, sanatçının 7-13 yaşları arasında verdiği ilk eserleriyle başlıyor. Post-empresyonizm akımının etkisinde çalışmalarını sürdüren sanatçı babasının izinden giden Giacometti’nin bu erken yaşlardaki ilk eserlerinin modelliğini de ailesi yapıyormuş. Resim ve heykel çalışmalarından oluşan bu seri, sanatçının kardeşi Diego’nun büstü ile açılıyor. Zaten bu bölüm, Giacometti’nin aile portrelerinden oluşuyor. Heykelin yanında, resimlerinde ise benim kişisel olarak da en çok sevdiğim akımlar olan Noktacılık, Empresyonizm ve Fovizm akımlarından etkilenen portrelerin 20’li yaşlarında çıkmış olması inanılmaz.

Uzanmış Düş Gören Kadın, 1929

Uzanmış Düş Gören Kadın, 1929

Portrelerin ardından Kübizm’e ilgi duymaya başlayan sanatçının bu akımda verdiği ilk eserler olan resim ve heykel çalışmaları ile Giacometti’nin bir bakıma kendi gerçekliğini ve aklındaki sanat olgusunu çözmeye çalışmasına tanık oluyoruz. Kübizm etkili çalışmaların bir bölümünde görülen soyut dokularla, sanatçıyı hiç tanımıyor olsak bile, arkadan ne geleceğini tahmin eder bir algı oluşmuş oluyor. Böylece bu ana kadar görmüş olduğumuz çalışmalar sayesinde, Giacometti’nin gençlik döneminde benimseyeceği Sürrealist bakış açısına da hazırlanmış bulunuyoruz.

Maria, 1934

Maria, 1934

İsviçreli sanatçının 1922 yılında Paris’e taşınması ile buradaki ilk yıllarını seçebildiğimiz, dönemin sanat sahnesinde oynadığı rolü gösteren Post-Kübist ve Sürrealist çalışmaları da başlamış oluyor. 1922-1935 yılları arasında verdiği eserler, bu dönemini ortaya koyan en iyi örnekler olarak görülüyor. Giacometti’nin bu süreçte, erken dönem eserlerindeki natürmort çalışmalar yerine, daha cesur ve soyut çalıştığını görmek mümkün. Natürmort ve portre çalışmalarındaki doğayı kopyalayarak çıktığı yol, kendini bulma çabası ve kendi gerçekliği keşfetme çalışmaları ile birleşip, ayrılıyor. Bu zamandan sonra, sanatçının Post-Kübist etkideki Sürrealist çalışmalara ağırlık verdiğini görüyoruz, serginin ikinci bölümü de burada başlamış oluyor.

İkinci bölüm, çoğunluğu 1950-1960 yılları arasında gerçekleştirilmiş, sanatçının dünya algısını geliştirdiği ve gerçeği olduğu gibi değil de gördüğü gibi yansıttığı olgunluk dönemi yapıtlarını ele alıyor. Bu, ayrıca insan figürü üstüne çok yoğun biçimde çalıştığı bir dönem. Giacometti, resimde olduğu gibi, heykelde de, modellerinin yüz çizgisine çok ağırlık veren bir sanatçı olduğunu buralarda gösteriyor. Bu dönemi kapsayan tüm eserlerinde, yüz ve çevresinin net mesajlarını görebilirsiniz. Aslında bir bakıma, sanatında aradığı evrenselliği yüz çevrelerinde buluyor gibi. Geri kalan bölümler ise yüzün tamamlayıcıları.

Kırmızı Elbiseli Caroline, 1954-1955

Kırmızı Elbiseli Caroline, 1954-1955

Bu arada yeri gelmişken bahsetmek isterim. Giacometti dediğimizde aklımızda ilk beliren figürler olan ince-uzun heykellerin tahminimizin aksine oyarak değil, üst üste eklenerek yapılmış olması onlara olan bakış açısını da tamamen değiştiriyor. Başta demir konstrüksiyonlar üzerine kil ile çalışılarak, parmakla basılma sonucu ortaya çıkarılan figürlerin, alçı ile alınan ters kalıba bronz dökülmesi ile yapılmış olması gerçekten hayran olunası detaylarda bir süreç taşıyor.

Alberto Giacometti sergisinin en güzel yanı, birçok sanat akımını ve yaklaşımını tek bir yerde, bir arada izleyebiliyor olmak. Yukarıda bahsettiğim çalışmaların yanında, sergide, sanatçının Paris sokaklarını, kafelerini ve atölyesini tasvir ettiği çizimleri ve dönemin önce gelen fotoğrafçılarının Giacometti’yi yorumladığı fotoğraf seçkisi de bulunuyor. 26 Nisan 2015’e kadar devam edecek sergiyi Pazartesi günleri hariç Pera Müzesi’nde izleyebilirsiniz.

Pera Müzesi Adres: Meşrutiyet Caddesi, No: 65, Beyoğlu – İstanbul

Uzun İnce Baş, 1954

Uzun İnce Baş, 1954

g11

Erkek Büstü, 1965-1966

Erkek Büstü, 1965-1966 (Son Eser)