VENETO’DA 2 AŞK ŞEHRİ: VENEDİK & VERONA

7 Ocak 2017

24 SAATTE MİLANO: 1 GÜNDE MİLANO GEZİ REHBERİ

7 Ocak 2017

PARİS’İN EN İYİ 10 MÜZESİ

7 Ocak 2017

Fransa’nın başkenti Paris; dünyanın en zengin kültür destinasyonlarından biri. Meraklısı için koca şehir büyüklüğünde bir sanat okulu, aşıklar için ise yeryüzünün en romantiği. Paris; Devrim’in en güçlüsü, politika ve ekonominin merkezi, tasarım, moda ve gastronominin dahi şehri. Burası; sokaklarında yürürken bile rastlayabileceğiniz Rönesans ve Barok sanatın en güzel örnekleriyle her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Avrupa’nın ışıklı Paris’i.

Hepimizin bildiği, henüz görmemiş olanların mutlaka hayalini kurduğu bu şehri, bu kez mutlaka görülmesi gereken ve şehrin kültür-sanat özetini sunan müzeleri ile geziyoruz. Bu listeyi tamamen kendi deneyimlerimden yola çıkarak hazırladığımı eklemek istiyorum; sizin de severek gezmeniz dileğiyle!

Louvre Müzesi

#1 Louvre:

Paris’in sembollerinden biri olan Louvre; başta Leonardo da Vinci’nin ünlü tablosu Mona Lisa olmak üzere, geçmişten bugüne sanat tarihinde önemli rol oynamış yaklaşık 35.000 esere ev sahipliği yapıyor. Açılışı 1700’lerin sonuna denk gelen Louvre, bugün dünyanın en çok ziyaret edilen sanat müzesi unvanıyla her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Müzede; Fransız sanatçıların eserlerinin yanı sıra Mısır, Yunan ve Akat Uygarlıklarının sergilerini, Rönesans döneminin baş yapıtlarını, sanat akımlarının önde gelen isimlerini izleyebilirsiniz.

Müzenin yalnızca ana noktalarını gezmek bile birkaç saat demek; bu yüzden internet üzerinden rezervasyonla biletinizi önceden alıp sıra beklemeden giriş yapmak şart. Şimdiden giriş saatini planlayamayanların mutlaka sabah erkenden gidip sıraya girmesini öneririm. Sabahları 9’da açılıyor; Pazartesi, Perşembe, Cumartesi ve Pazar 6’da kapanıyor. Çarşamba ve Cuma günleri 9.45’e kadar açık olan Louvre, Salı günleri ise tamamen kapalı. Louvre içindeki bazı bölümlerde kapanış saatleri değişken olabiliyor, bu yüzden giriş saatini çok geçe bırakmamakta her zaman fayda var. Bonus olarak; eğer geziniz Ekim ayından Mart’a kadar olan her ayın ilk Pazar’ından birine denk geliyorsa, ana koleksiyonun olduğu bölüme ücretsiz girebilirsiniz. Louvre’a giriş €15, bu bilet aynı gün gittiğiniz takdirde, içindeki ‘Halka Yol Gösteren Özgürlük’ tablosunun ressamı Eugène-Delacroix’ya adanan müzede de geçiyor. Delacroix’in yaşadığı son daire olan müzede, sanatçının diğer eserlerini de görebilirsiniz.

Adres: Musée du Louvre, 75058  Metro: 1. ve 7. hat, Palais-Royal–Musée du Louvre durağı

Louvre Müzesi

#2 Les Arts Decoratifs:

Louvre’un komşusu olan Les Arts Decoratifs, mobilya, mimari, moda, reklamcılık ve tasarım temalarında, farklı stillere uzanan kalıcı ve süreli sergilere yer veriyor. 1882’de uygulamalı sanatları desteklemek amacı ile kurulan müze,  özellikle kapsadığı geniş tekstil ve mode koleksiyonu ile kesinlikle görülmeye değer. İçeride Paul Poiret, Madeleine Vionnet, Christian Lacroix, Christian Dior ve Yves Saint Laurent gibi önde gelen Fransız tasarımcıların da ikonik çalışmalarını görebilirsiniz.

Müze; Orta Çağ ve Rönesans, 17. ve 18. yüzyıl,  19. yüzyıl, Art Nouveau ve Art Deco ile Modern ve Çağdaş olmak üzere 5 kronolojik; grafik sanatları, mücevher, oyuncak, cam sanatları ve duvar kağıdı olarak da 5 tematik bölüme ayrılıyor. Benim burada en çok sevdiğim konu, farklı ülkelerden gelen sanatçıların konsept sergilerini ziyaretçilerle buluşturması. Örneğin; ilk kez İstanbul Modern’de izlediğim Hussein Chalayan retrospektifini tahminen 1 yıl sonra Les Arts Decoratifs’te deneyimlemiştim. Gitmeden önce, süreli sergilere de göz atmakta fayda var. Girişi 11 Euro olan Les Arts Decoratifs;  Salı’dan Pazar’a 11:00-18:00 arası açık. Pazartesi günleri kapalı. Müzenin şehrin başka yerlerinde farklı bölümleri bulunuyor; web sitesinden inceleyebilirsiniz.

Adres: 107 Rue de Rivoli, 75001 Metro: 1. ve 7. hat, Palais-Royal–Musée du Louvre durağı

Orsay Müzesi

#3 Musee d’Orsay:

Geldik favorim Orsay’a. Sanat akımları arasında Ekspresyonizm her zaman en sevdiklerimden biri olmuştur. Orsay koleksiyonunun da büyük bir bölümü İzlenimci sanatçıları içerdiğinden, buranın şehirdeki en sevdiğim müze olduğunu tahmin etmeniz çok zor olmayacak. J Müze 1848-1914 arasındaki Fransız eserlere ev sahipliği yapıyor; kategorileri arasında resim, heykel, mobilya ve fotoğraf bulunuyor. Eğer, siz de benim gibi Monet, Degas, Manet, Seurat, Cezanne, Renoir, Van Gogh ve Gaugin gibi izlediğini tablolaştıran sanatçıları seviyorsanız buraya mutlaka gelmelisiniz.

Orsay; koleksiyonun genişliği bakımından Avrupa’da göreceğiniz en büyük müzelerden biri; bu yüzden gittiğinizde sizi uzun kuyrukların karşılaması çok olası. Tavisyem; biletinizi kesinlikle internetten almanız ya da erkenden kapıda olmanız. Pazartesileri kapalı olan müze, 9:30-18:00 arası hizmet veriyor. Giriş ücreti 12 Euro, ancak duruma göre fiyatlar değişkenlik gösterebiliyor. Perşembe günleri harici 16:30 sonrasında giderseniz 9 Euro ödüyorsunuz. Perşembe’leri ise 18:00’den sonra giriş yine 9 Euro ve müze o gün akşam 21:00’a kadar açık.

Adres: 1, Rue de la Légion d’Honneur, 75007 Metro: 12. hat, Solférino durağı

Louvre Müzesi

#4 Centre Pompidou:

Paris’in en güzel semtlerinden Marais’nin hemen yanı başındaki Centre Pompidou; şehrin halk kütüphanesi ile Avrupa’nın en geniş modern sanatlar müzesini barındıran kocaman bir kompleks. İçerisinde müzik ve akustik ile ilgili de bir bölüme ev sahipliği yapan Pompidou; Wassily Kandinsky, Henri Matisse, Salvador Dali, Pablo Picasso, Marcel Duchamp ve Jackson Pollock gibi modernist sanatçıların eserlerini kapsıyor. Pompidou’nun en güzel taraflarından biri görme ve duyma zorluğu çeken ziyaretçiler için de özel çözümler üretmesi. Bu arada müzeyi özel app’leri ile de rahatça gezebilirsiniz. Giriş 14 Euro, her gün açık ancak hizmet verdiği saatler değişebiliyor. Çıkışta kompleksin post modern ötesi mimarisini karşı hizadan izlemeye doyabilirseniz, etrafında da zaman geçirmek için kafe ve butik anlamında bol bol alternatifiniz olacak. Havanın güzel olduğu günlerde sokak performanslarına da sahne olan geniş meydanı ile burası şehrin gerçek anlamda buluşma merkezi.

Adres: Place Georges Pompidou, 75004 Metro: 11. hat, Rambuteau, 1 ve 11.hat Hôtel de Ville durakları

Centre Pompidou

#5 Grand Palais:

Filmlerden ve bir zamanlar üzerinde olan aşk kilitlerinden bildiğiniz Pont Alexander III’e karşı duran muhteşem mimarisiyle Grand Palais, şehrin en önemli sanat alanlarından biri. Paris Moda Haftası zamanlarında da özellikle Chanel tarafından çeşitli şovlara ev sahipliği yapan Grand Palais, günümüzde de birçok serginin merkezi. Farklı sanat akımlarının süreli sergilerini ağırlayan, dünya çapında birçok müzeyle anlaşması bulunan sarayda giriş ücreti 14 Euro civarı, gitmeden önce tekrar kontrol etmenizi öneririm.

Adres: 3, Avenue du Général Eisenhower 75008 Metro: 1. ve 9. hatlarda Franklin D. Roosevelt, 1. ve 13. hatlarda Champs-Élysées / Clemenceau durakları

Grand Palais, Fotoğraf: Grand Palais Websitesi

#6 Petit Palais:

Grand Palais’in komşusu olan Petit Palais, şehrin güzel sanatlar müzelerinden biri olarak 1800-1900 yılları arasındaki Fransız sanatını ağırlıyor. Burada Orta Çağ’dan 19. yüzyıla kadar Rubens, Delacroix, Rembrandt, Monet ve Sisley gibi önde gelen sanatçıların resim ve heykel dalındaki eserlerini görebilirsiniz. Paris’te sanata doyum olmaz; giriş ücreti müzenin tüm alanları için 17 Euro.

Adres: Avenue Winston Churchill, 75008 Metro: 1. ve 13. hatlarda Champs-Elysées / Clémenceau durağı

Espace Dali

#7 Espace Dali:

Sürrealist ressam Salvador Dali’nin büyük aşkı Gala ile birlikte geldiği Paris’te hem kendi çalışmalarını hem de çağdaş sanatçıların eserlerini kapsayan Espace Dali, şehrin en sevilen ve gözde semtlerinden Montmartre’da sizi bekliyor. Burada, Dali’nin heykel ve gravür çalışmalarını görebilir, sizi başka dünyalara götüren eskizleriyle resimlerini izleyebilirsiniz. Sürrealizmin en belirgin örneklerini sunan Dali’ye ayrılmış bu önemli alanı görmeden Montmartre’dan ayrılmak olmaz. Giderseniz, Alice in Wonderland heykeline benden selam olsun! Çıkışta Ressamlar Tepesi’ndeki kafelerin birinde nutellalı krepe de hayır demeyiz tabii ki! Son bir not; giriş €11,50. 

Adres: 11, Rue Poulbot 75018 Metro: 2. hatta Anvers, 12. hatta Abbesses or Lamarck-Caulaincourt durakları

Musee du Luxembourg

#8 Musee du Luxembourg:

Paris’in en güzel yanlarından biri geziniz esnasında sanatın daima yanı başınızda olması. Geniş bahçeleri ve parkları ile ünlü bu güzel şehirdeki rotanızda ünlü Lüksemburg Bahçesi ve Sarayı varsa, sabah yürüyüşünüzü bu çevrede yaptıktan sonra haritanızı izleyerek Lüksemburg Müzesi’ne gelebilirsiniz. Zamanında çok iyi bir Cezanne sergisi gezdiğim bu müze, 1750’lerde şehrin ilk resim müzesi olma özelliği taşıyor. Haziran ayına kadar yolum tekrar buralara düşerse, pastoral hikayeleri ile köy yaşamını konu alan Pissarro in Eragny sergisini kaçırmayacağıma eminim. Süreli sergilere ev sahipliği yapan müzeye giriş €12. 

Adres: 19, Rue de Vaugirard 75006 Metro: 4. hatta Saint Sulpice, 10. hatta Mabillon durakları

Louvre Müzesi

#9 Musee Picasso:

Kübizm ve Sürrealizm’le aranız nasıl bilmiyorum ama modern sanat sonrası en anlaşılamayan akımlar olarak bu ikisini düşünürsek, sanatla pek ilgisi olmayan kişilerin Picasso’ya olan bakış açışı da biraz belirsizleşiyor. Benim için Kübizm başta ne kadar anlamsız geldiyse, sonradan da o kadar çekici oldu. Sanat dünyasına kattığı binlerce eserin yanında, vizyonu ve düşünce tarzıyla beni çok ama çok etkileyen Picasso’nun 3.000’e yakın eserini bu müzede görebilirsiniz. Marais’teki Musee Picasso’nun ardından renkli sokaklarda kaybolmak da baya iyi bir seçim. Müzeye giriş €12,50 ancak uzun sıralarda belinizi çürütmemek için internetten bilet almak şart! 🙂

Adres: 5 Rue de Thorigny, 75003 Metro: 1. hatta Saint-Paul, 8. hatta Saint-Sébastien-Froissart ve Chemin Vert durakları

Fotoğraf: Foundation Louis Vuitton Websitesi’nden

#10 Foundation Louis Vuitton:

Paris’teki tüm müzeler bir yana burası ayrı bir noktada! Aynı Grand Palais gibi moda haftasının mekanlarından biri olan Foundation Louis Vuitton, şehrin nefeslik bölgesi olan Jardin d’Acclimatation’da bulunuyor. Mimari açıdan öyle bir tasarımı var ki içindeki paha biçilemez eserleri izlemeden önce, vaktinizin büyük bir kısmını dışarıda binayı incelemekle geçireceğinize dair size garanti verebilirim. İhtişamdan başka herhangi bir sıfatla tanımlanamayacak güzellikteki bu galeri, şehrin eski ve yeni bölümünün ortasında yer alıyor; bu yüzden Paris manzarasına doymak için istikamet teras alanı. Vakfın sponsoru olan LVMH grubu ile şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Bernard Arnault’un koleksiyonunu görebileceğiniz galeriye giriş ücreti €16. Saatler değişken olduğu için kontrol etmenizde yarar var.

Adres: 8 Avenue du Mahatma Gandhi, 75116 Metro: 1. hatta Les Sablons durağı

Centre Pompidou

Paris ile ilgili tüm fotoğraf ve notlarıma Instagram hesabım @nesemcelikkaya‘dan #journavelparis etiketinden ulaşabilirsiniz. Detaylı Paris gezisi notlarım kısa bir süre sonra sizlerle olacak, o zamana kadar şehrin güzel semti Saint Germain’de yer alan Cafe de Flore ve Les Deux Magots mekanlarını anlattığım yazıma göz atabilirsiniz. Yorumla ya da mesajla soracaklarınız olursa da her daim beklerim! 🙂

Louvre Müzesi’nde mutlu yüzler 🙂