AVRUPA’NIN INSTAGRAM’LIK ROTALARI: INSTAGRAM’DA EN POPÜLER ŞEHİRLER

22 Ocak 2018

AMSTERDAM’DA MUTLAKA GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER

22 Ocak 2018

NEUSCHWANSTEIN ŞATOSU’NA NASIL GİDİLİR: FÜSSEN VE SCHWANGAU’DA 1 GÜN

22 Ocak 2018

Son zamanlarda fotoğraflarını pek sık görür olduk ama aslında Neuschwanstein Şatosu yıllarca hep gözümüzün önünde durmuş, yalnızca adını bilmediğimiz ‘o’ yer. Kalplerimizin sultanı Walt Disney’in Uyuyan Güzel masalına ilham olarak Disneyland’da her gün binlerce kez fotoğraflanan şatonun bugünkü halini almasını sağlayan, hatta logosunda da kendine yer bulan Neuschwanstein; Almanya’nın Bavyera eyaletinde en çok ziyaret alan yapıların başında geliyor.

#Neuschwanstein Şatosu Hakkında: Neuschwanstein’ın Hikayesi

Walt Disney ve Disneyland gerçeğini bir yana alırsak, Bavyera’nın Füssen şehrine gelenleri eski zamanda bir yolculuğa çıkarmaya söz vermiş gibi doğanın tam ortasında bulunan Neuschwanstein’ın hikayesi aslında 1800’lü yıllara dayanıyor. Bavyera’nın psikolojik sorunlarıyla ünlü kralı II. Ludwig’in yazlık şatosu olarak, tamamen kendi hayallerinden esinlenerek yapılmasını istediği şatonun inşaatı 1869 yılında başlamış. Yapımı 17 yıl süren Neuschwanstein, 18 yaşında, henüz genç bir delikanlıyken tahta çıkan Ludwig’in depresyon dolu günlerini de geçirdiği yer olmuş diyorlar.

Şatoya doğru tırmanırken, Schwangau manzaraları

Saray yapılırken, II. Ludwig sık sık gidişatın izlemek için kendisine özel yapılan tam karşı konumdaki Marienbrücke köprüsüne gelir, Neuschwanstein’ı izlermiş. Krallığın hiçbir masraftan kaçınmadan, kelimenin tam anlamıyla parayı har vurup harman savurarak yaptırdığı şato, 17 yılın sonunda kısmen de olsa tamamlanmış. Ne var ki Ludwig’in sorunları Neuschwanstein’ın keyfini çıkarmasına izin vermemiş ve şatoya yaşamaya gittiği üçüncü haftanın sonunda, II. Ludwig burada gizemli bir şekilde ölü bulunmuş.

Ludwig’in ölümünde önce yapılmasını istediği şato projeleri, dekorasyona harcadığı paralarla birlikte kendisinden sonra krallığı borç içinde bırakırken, şato da 1886 yılında ziyaret için halka açılmış. Bugün Bavyera’nın belki de en önemli turistik noktası olan Romanesk ve Gotik stildeki Neuschwanstein’ı her yıl 1,5 milyonun üzerinde insan ziyaret ediyor. Ayrıca Füssen ve Neuschwanstein Şatosu, bu bölgenin güzelliklerini kapsayan ünlü Romantik Yol rotasının da son durağı.

Neuschwanstein Şatosu, Schwangau, Füssen 

#Neuschwanstein Şatosu Nerede

Neuschwanstein Şatosu, Almanya’nın Bavyera eyaletindeki Ostallgäu’nun Hohenschwangau köyünde yer alıyor. Daha büyükçe bir kasaba olan Füssen’e 4 km uzaklıkta bulunan Ostallgäu, Neuschwanstein ile birlikte, II. Ludwig’in çocukluğunun da geçtiği Hohenschwangau Şatosu’na da ev sahipliği yapıyor. Zaten Ludwig’in Neuschwanstein Şatosu’nu burada istemesinin nedenlerinden biri de doğasına son derece hakim olmasından kaynaklanıyor.

Eyalet sisteminden ötürü kasaba ve belediye isimleri biraz karmaşık gibi dursa da kısaca Neuschwanstein’ı görmek için gelmeniz gereken yer; önce Füssen, sonra da Bavyera dağlarının yamacındaki Hohenschwangau.

Füssen, Bavyera

#Neuschwanstein Şatosu’na Nasıl Gidilir

Neuschwanstein Şatosu’na gitmenin en kolayı sistemini şurada anlattığım Bavyera Bileti’nden alarak Münih’ten Füssen trenini yakalamak. İki kişilik günlük biletiniz yaklaşık 27 Euro’ya denk gelecek.

Füssen Münih’e pek yakın değil; bu yüzden Bavyera Bileti’nin geçerli olduğu lokal trenlerle buraya ulaşmanız ortalama 3 saat. Füssen’in tren istasyonuna vardıktan sonra, buradan çıkışta sağınızda kalan durağa giderek Schwangau’ya giden 73 ve 78 numaraları otobüslere binebilirsiniz. 10 dakika sonra Schwangau’ya varmış oluyorsunuz.

Otobüs saatleri Füssen’e gelecek ve Füssen’den kalkacak trenlere göre belirlenmiş, bu yüzden her dakika yok. Neuschwanstein ve çevresinde 2-3 saat geçireceğinizi var sayarsak, dönüşte kullanacağınız trenin Deutsche Bahn sayfasından saatlerine bakmayı unutmayın ki oralarda kalmayın. Füssen’deki treni yakalamak için bineceğiniz dönüş otobüsü için de Schwangau’da indiğiniz durakta asılı postere bakabilir, yanındaki kulübeye sorabilirsiniz.

Schwangau, Füssen

#Neuschwanstein Şatosu’nda Akıl Kaybetme Garantili Birkaç Saat

Çok uzun süredir hayallerimizi süsleyen, belki de ilk Münih gezimizin en büyük sebebi olan Neuschwanstein Şatosu için daha uygun başka bir alt başlık bulamadım. Schwangau’ya vardıktan sonra şatoya gitmek için önce birkaç büfe, birkaç otel ve hediyelikçinin yer aldığı caddeye yürüyün. Aman burası neresi şimdi, diye düşünmeyin. Zaten minicik bir köy burası. İndiğiniz otobüs durağının sağında kalan yol diyebilirim. Kafanız karıştıysa, en kötü ihtimal, güruh halinde buraya gelmiş Asyalıların peşine takılın; onlar kesin şatoya gidiyordur. 🙂

Bu minişleri şatoya tırmanırken sık sık göreceksiniz, keşke fayton diye bir şey hiç olmasa

Sağa dönerek girdiğiniz yolda yine bir durak göreceksiniz. Kış mevsiminde yollar kardan kapanmadıysa ve günlerden Cumartesi değilse, Neuschwanstein için buradan otobüs kalkıyor. Şato biraz tepede bulunduğu için, buradan otobüse binmek iyi olur. Fiyatını bilmemekle birlikte, maksimum 2-3 Euro’dur diye tahmin ediyorum. İkinci alternatif; yine buradan binebileceğiniz faytonlar. Bizim için bir alternatif olmamakla birlikte, birkaç kişi binerek şatoya ulaşmanız mümkün. Fayton, tabii ki en pahalı çözüm.

Soğuk havada bu hamur toplar pek tatlı gidiyor, benden söylemesi

Biz şatoyu görmeye Cumartesi günü gittiğimiz için, maalesef otobüs yoktu. Hayvanları pek sevdiğimiz ve fayton fikrinden hiç haz etmediğimiz için de bu alternatifi hiç düşünmedik tabii. Vardır bir nedeni diyerek, Aralık ayının keskin soğuğunu kendimize güneş yaptık ve verdik kendimizi şatonun yoluna.

Böyle mini mini oluyorlar, üzerine de oudra şekeri mmm

Yokuş yukarı fıtı fıtı yürüyerek, yaklaşık 30 dakikada şatonun da bulunduğu tepeye vardık diyebilirim. Başta biraz üşüsek de bir süre sonra pek de etkilenmediğimizi söyleyebilirim, hatta bir süre sonra kabanlarımızı bile çıkardık. Zaten tırmandıkça ısınıyorsunuz, ‘girdikçe alışırsın’ gibi bir şey. 🙂 Bu yolu yürümek, muhtemelen yapılacakların en güzeli. Tepeye çıktıkça, yolun kenarında harika manzaralara tanık oluyorsunuz. Örneğin; onlardan bir tanesi de Ludwig’in çocukken yaşadığı Hohenschwangau Şatosu.

Bahsettiğim Hohenschwangau Şatosu manzarası, Füssen

Hohenschwangau’yu yemyeşil bir vadi içinde gördüğünüz noktada arkanızı dönün; çünkü tam burada Neuschwanstein’ı da uzaktan fotoğraflayabilirsiniz. Kendisi son derece büyük olduğundan, bahsettiğim yerler kaçırılmaması gerekenler arasındaki yerini hemencik alıyor.

Hohenschwangau Şatosu’nu gördüğünüz noktanın hemen arkasında Neuschwanstein

Sonra, kıvrılarak yürümeye devam. Kalabalıkları aştığınızda şatonun giriş kapısının olduğu yere geleceksiniz. Az önce uzaktan minicik duran yer, şimdi yere yatsanız da tek bir kadraja sığdıramayacağınız heybetiyle karşınızda.

Şatonun yolunu tutmuş mutlu bir Neşem 🙂

Giriş kapısı demişken, Neuschwanstein Şatosu’nun içini de gezebilirsiniz. Bunun için biletlerinizi şuradan alabilir ya da Schwangau’ya vardığınızda göreceğiniz tourist info’dan edinebilirsiniz. Ancak; Neuschwanstein, II. Ludwig’in ölümüyle yarım kaldığı için dekorasyonu da tam anlamıyla bitmemiş. Bu yüzden, araştırırken göreceksiniz ki şatonun içi, dışı kadar ünlü değil. Tüm bu bilgilerden yola çıkarak, Aralık ayında da günün aydınlık saati az olduğu için, biz içini gezmek istemedik.

Dev Neuschwanstein görüntüsü 🙂

Şatonun önüne geldiğinizde anlayacaksınız ki yapıyı tam anlamıyla görmeniz mümkün değil. Karşısında yer alan köprümsü teras da bunun için yetersiz. Biraz hayal kırıklığına uğramış gibisiniz; ancak hemen pes etmeyin! Şatonun sağındaki patika yolu takip edin ve Marienbrücke köprüsünün peşine düşün. Yol normalde tellerle kapalı ama Asyalı kardeşlerimiz sağ olsun, onu da açmayı başarmış. Ne de olsa yolu tırmanarak gerekli kondisyona ulaştınız; hadi bakalım, şimdi de biraz zıplayın, sıçrayın!

Marienbrücke, yeni Marien Köprüsü

Patika yolu takip ettiğinizde köprüye varmanız 10 dakika. İki minik tepe arasındaki bu köprü, Neuschwanstein Şatosu’nun da en güzel manzaralarından birini sunuyor. Şanslıysanız ve hava açıksa, Instagram’da hep gördüğünüz o fotoğrafı işte burada çekebilirsiniz. Şatonun çevresinde Bavyera’nın doğa harikası göllerini de göreceksiniz. Mesela; Neuschwanstein’ın hemen arkasındaki Forggensee gölü.

Marienbrücke’den Neuschwanstein Şatosu, hemen arkasında Forggensee Gölü

Şatoyu izleyebileceğiniz bir diğer yere; Marien köprüsünden yürüyerek karşıya geçtikten sonra kullanacağınız trekking rotası ile ulaşabilirsiniz. Tabii, burası için yine kondisyon sahibi, uygun kıyafetli ve trekking ayakkabılı olmanız gerekiyor. Zaten ölüm tehlikesi uyarıları her bir köşede gözünüzün içine bakarken, Aralık ayında, astronottan hallice kıyafetlerimizle biz o kadar yürekli olamadık ve bunu yaz aylarında gidecek diğer gezginlere bıraktık. Siz gidip de fotoğraflarsanız, Instagram’da bizi de etiketleyin ki görünce mutlu olalım. 🙂

Tost makinesi fotoğramızı koymadan bu bahsi kapatmak istemedim. 🙂

Bu yıl ki planlarınızda Münih’i görmek ya da Romantik Yol rotasını izlemek varsa, gezi listenize Neuschwanstein Şatosu’nu da mutlaka ekleyin. Vaktiniz yeterse, dönüşte Füssen’de de 2-3 saat geçirerek tatlı bir Bavyera kasabası daha görmüş olursunuz. Küçük meydanı ve pastel tonlardaki evleriyle ona da bayılacağınıza eminim!

Eğer 5 Aralık-27 Aralık arası giderseniz, Füssen’in yılbaşı pazarına da uğrayın

Neuschwanstein Şatosu ve Bavyera ile ilgili diğer fotoğraf ve notlara Instagram hesabım @nesemcelikkaya’dan #journavelbavaria etiketiyle ulaşabilirsiniz. Şimdiden iyi gezmeler!

Münih Gezi Notları için tıklayın.

Nürnberg Gezi Notları için tıklayın.

Bavyera’da olmanın en iyi yanı her an mükemmel bir manzaranın yanı başınızda olması