AMSTERDAM’DA MUTLAKA GÖRMENİZ GEREKEN 10 YER

28 Şubat 2018

HAFTA SONU GİDİLECEK YURT İÇİ YERLER: 2 GÜNDE GEZİLECEK 10 ROTA

28 Şubat 2018

İSTANBUL’DA NOSTALJİ: KUZGUNCUK’TA GEZİLECEK YERLER

28 Şubat 2018

Büyüdükçe eskilere olan özlem giderek artıyor sanki. 2000’li yılların moderniteye ve aslında aynılaşmaya olan hızı önlenemez şekilde artarken, benim gibi 90’lı yıllarda çocuk olanların bu inanılmaz tek tipleşme karşısında aklından geçenler hep aynı. Tabletlerle susturulan, anlamsız söz dizilerinin buluştuğu pop şarkılarıyla büyüyen, sokaklarda seksek oynayamadan rezidanslardan üniversite kampüslerine terfi olan, Hıdırellez’de sokak ateşinde atlamamış, ilk işine de dev bir plazada giren deyim yerindeyse pastörize süt çocukları ne yazık ki büyük şehirlerdeki semt kültürünün keyfini asla alamayacak. Onlar, aslında hiç planlanmamış çarpık kent düzenlerinde savrulurken, özellikle bu işin son perdesini gören 90’lılar her daim bir adım önde olarak geçmişi özlemeye devam edecek.

Son zamanlarda popülerleşen mahallelere gitme konusunda aşırı önyargılıyım. Ne bileyim; bir duvarın önünde 9 milyonuncu kez aynı pozun fotoğrafını çekilmeye gelmiş bir grup ergenle, sadece kapısı sandalyesi renkli, sol duvarında iyi bir ‘mural’ var diye trend olmuş bir kafenin masasına oturup sağı solu kesen, ‘x was here’ -ki bu cümleyi de 90’larda çocuk olanlar çok iyi bilir- demek için dudaklarını büzüştürerek ‘selfie’ çeken hanım kızlarımızdan, bu popüler yerlerin suratsız işletmecilerinden, iki muhabbet edemediğin ve esnaf olduğunu asla kabul etmeyen insanlardan pek haz etmiyorum. Bunları gördükçe, başlıyor bende bir semt ve mahalleye kaçma dürtüsü. Hemen aklıma kendi çocukluğum geliyor; balkondan seslenen komşu çocukları, garajda oynanan yakantop’lar, kuaförün geniş bahçesinde yapılan seksek yarışları, sokaklarda büyüyebildiğimiz için oynanan saklambaçlar, yazdırma usülü alışveriş yapılan bakkallar, eve gidiş yolunda uğranan manavlar falan. Tam da bu anlarda, İstanbul’da görmek istediğim yerler hep aynı. Onlardan biri de Kuzguncuk.

Kuzguncuk sokakları

Kuzguncuk Nerede?

Kuzguncuk, İstanbul’un Anadolu yakasının Üsküdar ilçesinde bir semt. Üsküdar’ın sınırlarında olmasına rağmen, İstanbul’un bu yakasındaki ilk Musevi yerleşimi olmasından ötürü de aslında Üsküdar’ın genel imajından çok farklı, hatta biraz karşılaştırınca alakaları bile yok.

Kuzguncuk’un renkli evlerini pek severiz

Kuzguncuk’un Tarihi

Kuzguncuk adının nereden geldiği konusunda farklı fikirler var; ilki Altın Kiremit anlamına gelen Hrisokeramos. Sonrasında birçok kez değişime uğrayan semtin adı Evliya Çelebi’ye göre ise Fatih Sultan Mehmet zamanında buraya yerleşen Kuzgun Baba adlı bir ermişten geliyor.

Kuzguncuk’un tarihteki önemli özelliklerinden biri de, buranın Museviler açısından kutsal topraklara gitmeden önceki son durak oluşu. Herhangi bir sebepten kutsal topraklarına gidemeyen Musevilerin bu inanış nedeniyle Kuzguncuk’a taşındığı ve burada yaşadığı söyleniyor. Bir zaman sonra, Rumların ve Ermenilerin de katılımı ile semtin etnik kültürü bir hayli gelişip günümüze kadar da korunmuş.

Kuzguncuk’tan manzaralar

Gayrimüslimlerin tercih ettiği bir semt olması nedeniyle, eski zamanlarda Türkler için hiçbir şey ifade etmeyen, oturmak için hiçbir zaman düşünmedikleri Kuzguncuk’un farkı zaten Üsküdar’dan Kuzguncuk’a yürünen yol üzerinde keskin şekilde belli oluyor. Halen de Üsküdar ve Paşalimanı ne kadar otantik ve baskın Türk mimarisine hakim ise, Kuzguncuk’un ünlü evleri ve köşkleri de onlardan bir o kadar farklı. Evlerin ve köşklerin sıra, uzun yıllar Kuzguncuk’ta yaşayan gayrimüslim yapının buraya verdiği bir hediye de kilise ve sinagog gibi çok sayıda dini yapının varlığı. Tarih günümüze yaklaştıkça, azalan azınlık nüfusunun yerini Türkler almış. Bu şekilde de semtin mimari özelliklerine yeni yapılan camiler eklenmiş. Kelimenin tam anlamıyla yıllar boyu farklı kültürlere, dinlere kucak açan Kuzguncuk; İstanbul’da göreceğiniz hiçbir yere benzemiyor. Bana kalırsa, İstanbul’a bile benzemiyor.

Kuzguncuk evleri

Popüler Kültürde Kuzguncuk

Eski toprak İstanbulluların iyi bildiği, bizim gibi gençlerinse yeni yeni öğrendiği Kuzguncuk her zaman özel bir semt olmuş; ancak son yıllardaki kalabalığı aslında televizyon tarihinin iki kült dizisinden geliyor.

1986-1988 yılları arasında Perran Kutman ve Şevket Altuğ’un oynadığı, annelerimizin favorisi Perihan Abla ile, 2002-2005 yılları arasında Savaş Dinçel, Hasan Kaçan ve Kadir Çöpdemir gibi sanatçıların başrolde oynadığı yıldızlar geçidi kadrosuyla Ekmek Teknesi dizileri Kuzguncuk’ta çekilmiş. İki dizinin de ana çekim noktaları benzerdir ve bugün İcadiye Caddesi’ne girdikten sonra, solda Asude Cağ Kebap’ı gördüğünüz sokağın adı Perihan Abla dizisinden gelir. Asude Cağ Kebap, aynı zamanda Ekmek Teknesi’nde fırın olarak kullanılmış ve dizinin ana çekim noktalarından biri olduğu için dizideki adı Ekmek Teknesi ile özdeşleşmiş. Bu yüzden de gittiğinizde göreceksiniz ki kapısında halen bu tabela da duruyor.

Bu arada, sanatçıların ve yazarların da yaşamayı seçtiği yerlerden olması beni hiç şaşırtmadı. Semtten tam anlamıyla entelektüellik akıyor. Ayrıca, insanı dinlendiren ve bence yaratıcı düşünceyi tetikleyen bir havası var. Kuzguncuk’un bu ambiyansı hiçbir yere değişilmez.

Kuzguncuk Perihan Abla Sokağı

Kuzguncuk’a Nasıl Gidilir?

Avrupa yakasından Kuzguncuk’a gitmek için Beşiktaş iskelesinden kalkan Üsküdar motorlarına binerek 10-15 dakika arasında Üsküdar’a varabilirsiniz. Hava güzelse, Üsküdar’dan Beylerbeyi yönüne yol kenarından yürüyerek hızınıza göre 15-25 dakika arasında Kuzguncuk’a varabilirsiniz. Yürümek istemiyorsanız, Üsküdar iskelesinde indiğiniz yerin hemen karşısından kalkan minibüsleri ya da yolun karşısından geçen belediye otobüslerini de tercih edebilirsiniz.

Anadolu yakasından gidecek olanlar öncelikle Üsküdar yönüne giden otobüsleri tercih etmeli. Bu durumda istikamet İETT sitesinin Hat ve Durak arama sekmesi.

Kuzguncuk Perihan Abla Sokağı’nın başındaki Asude Kebap, yani Ekmek Teknesi

Kuzguncuk’ta Gezilecek Yerler

#Kuzguncuk Evleri

Yazının başında anlattığım gibi, Kuzguncuk’un en güzel taraflarından biri evleri ve köşkleri. Bugüne kadar çıkan yangınlarda çok büyük oranda zarar görse de aslına uygun şekilde restore edilebildiği için Kuzguncuk halen nostaljik yanını koruyor. En klasik görüntü Simitçi Tahir Sokak’ta.

Kuzguncuk Simitçi Tahir Sokak

Rengarenk, en fazla 2-3 katlı, yeri varsa bahçeli, bahçesinde eski tip şemsiyeli cumbalı evler, süslü kapılar ve pencereler bu semtin en güzel yanı. Sokaklarında yürümeye başladığınız an sizi öyle etkiliyorlar ki her gelende olduğu gibi en acilinden buraya taşınmak istiyorsunuz. Muhtemelen Kuzguncuk’a gelip de bu sokakları gördüyseniz, soluklanmak için oturduğunuz ilk kafede kendinizi istemsizce emlak sayfalarını açıp kiralık evlere bakarken bulursunuz. Kaş’a her gidenin taşınmak istediği gibi; Kuzguncuk’a da ilk görüşte aşık olur, hemen buraya taşınmak istersiniz. Aramıza hoşgeldiniz! 🙂

Kuzguncuk İcadiye Caddesi’nin yemyeşil bahar görüntüsü

#Kuzguncuk İcadiye Caddesi

İcadiye, Kuzguncuk’un ana caddesi. Yani, sahilden karşıya geçip, sağ köşedeki Dilim Pastanesi’nden yukarı doğru yürüyeceğiniz yer. Birçok kafenin, restoranın, kitapçı, galeri ve antikacının yeri bu cadde üzerinde ya da İcadiye’den sapılacak bir sokağın içinde. Bahar aylarında ve özellikle yaz mevsiminde, İcadiye’nin sağını solunu kaplayan çok yeşilli dev ağaçlar bu caddenin en güzel süsü. Bir de hava güneşliyse, yaprakların arasından size göz kırpan gün ışığı Kuzguncuk gezisini olduğundan daha da fazla mükemmelleştiriyor.

İcadiye Caddesi’nin ara sokaklarında sizi bekleyen güzellikler

#Kuzguncuk Ekmek Teknesi ve Perihan Abla Sokağı

Nostaljik mimarisi ve eski zaman esnaf kafası ile her köşesi bir dizi ve film platosunu andıran Kuzguncuk, ülkemizin en sevilen dizilerinin de çekim merkezi olmuş. Popüler kültür bölümünde anlattığım gibi, Kuzguncuk’un en çok ziyaret edilesi yerlerinden biri haliyle Perihan Abla Sokağı. Bu sokağın köşesindeki Asude Kebap, Ekmek Teknesi tabelası ile dizinin mirasını sürdürüyor diyebiliriz. Şöyle bir geçmişe uzanmak isterseniz, kebapçının hemen karşısında, sokağın sol köşesinde yer alan Asude Çay Bahçesi’ne oturup kendinize bir çay ya da Türk kahvesi ısmarlayın.

Tarihi Kuzguncuk Fırını ve ünlü Kuzguncuk Mantarı

#Tarihi Kuzguncuk Fırını

Ah şu nostaljik İstanbul semtlerinin tarihi fırınları! Gitmezsem olmuyor, bu tip fırınlardan aldıklarım bana her zaman çocukluğumu ve anneannemin fırından tazecik aldığı kıtır galetaları çaya batırarak yedirdiği günleri hatırlatıyor. Tarihi Kuzguncuk Fırını’nın her şeyi güzel ama en lezzetlisi muhtemelen şu meşhur Kuzguncuk Mantarı. Sadece fındık unu ve badem unu yapılan bu koca kurabiye, artık her gidişimizde aldığımız bir klasik haline geldi. Son gidişimizde gördüğüm, bir de Siyez ekmeği yapmışlar. Vallahi, tarihi fırında artizan yaklaşım diye buna derim. Bu fırına baharda veya yazın gelirseniz, dondurmasından da tatmanızı öneririm. Misler gibi süt kokan sade dondurması bir diğer favorimiz.

Tarihi Kuzguncuk Fırını’nın süt kokulu dondurması

#Kuzguncuk Nail Kitabevi

İcadiye Caddesi’nde Asude’yi geçince sağ tarafta, şirin beyaz binasıyla sizi kucaklayan hem kitapçı hem kafe. Dışarıda üç beş masası var ama esas güzellik içeride. Dar ve uzun bir binada bulunan kitabevinin mümkün olan her yeri kitap raflarıyla değerlendirilmiş. Ortada boş kalan kısımlarda ise mini mini masalar yer alıyor. Tam da kafa dinlemelik, kahve içerken yeni hayaller kurmalık bir yer. Özellikle, üst katında binanın cumba kısmına yerleştirilmiş geniş koltuğu erken saatte gidebileceklerin kaçırmaması gereken bir yer. Öğleden sonra içeride oturan kalabalık nedeniyle kitaplara bakmanın çok mümkün olduğunu söyleyemem. Bir de, aşırı sessiz. Kitap seçeyim derken insan başkasını rahatsız edeceğim diye çekiniyor adeta. Kahveleri Julius Meinl.

Kuzguncuk Nail Kitabevi

#Kuzguncuk Bostanı

Nail Kitabevi’nin sol çaprazında Bostan Cafe’yi göreceksiniz, kafenin solundaki kapıdan gireceğiniz yer Kuzguncuk Bostanı oluyor. Pardon ama, siz hiç şehrin ortasında bir bostan gördünüz mü? Sırf, bugüne kadar bu şekliyle korunabilmiş, türlü türlü bahanelerle bir şekilde siteleştirilmediği için bile saygı duyulası bir yer burası. İstanbul’da kaç adet bu özellikte bir bahçe kalmıştır, inanın bilemiyorum.

İlk tapusu Sultan Mehmed Reşat döneminden kalmış, 16 bin 445 metrekarelik bu alan uzun yıllar zaten bostan olarak kullanılmış. En son Rum İspiro Şore’den çıkan tapu 77’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmiş; ancak bostanın sahibi İspiro Şore’nin oğlu İlya’dan dolayı Kuzguncuklular tarafından İlya’nın Bostanı olarak da anılıyormuş. Baya domates, biber, ıspanak dikilen, üstelik bu sebze ekimlerinin mahallelinin, çocukların elleriyle yaptığı, Kuzguncuk’ta sık sık rastlayacağınız kedi ve köpek dostlarımızın evi olmuş bir yer burası. Ekim yerlerinin arkasında çeşitli bitki türleri ve onlardan yapılmış dekorlar bulunuyor. Gidin gözlerinizle görün gerçekten, mahalleli burayı bostan haliyle korumak için yıllardır hem hukuki (tabii ki) hem de manevi açıdan büyük çaba sarf ediyor.

Simitçi Tahir Sokak’ın renkli evlerine komşu Kuzguncuk Bostanı

#Kuzguncuk Sinagog, Kilise ve Camileri

Kuzguncuk’un dini yapıları sahildeki Üryanizade Camii ile başlıyor. 1800’lerin sonlarına doğru II. Abdülhamit Dönemi’nin Şeyhülislam’ı Esat Efendi tarafından yaptırılan bu cami, köşk mimarisine benzeyen yapısıyla sahil yolunda sizi karşılıyor. İcadiye Caddesi üzerindeki Ayios Panteleimon Rum Kilisesi ve caddenin paralelindeki Beth Ya’akov Sinagogu ve yanındaki Ayios Yeorgios Rum Ortodoks Kilisesi, Kuzguncuk’un gayrimüslim tarihinin hatıraları. Bu yapıların haricinde, Boğaz hizasındaki Büyük Ermeni Kilisesi ve Kuzguncuk Camii de Kuzguncuk’un Müslüman ve Gayrimüslim ayrımı yapmadan, herkesi kucakladığının birer kanıtı gibi.

Kuzguncuk Beth Ya’akov Sinagogu

#Kuzguncuk Fethi Ahmet Paşa Yalısı:

Üsküdar’dan Kuzguncuk’a yürüyerek gelenler Paşalimanın’da, sahil kıyısında ışıldayan Fethi Ahmet Paşa Yalısı’nı da görebilir. 1840 yılında inşa edilen yalıyı özenle dekore eden Fethi Ahmet Paşa’nın ardından Sultan Abdülmecit yalının içini öyle beğenmiş ki Beşiktaş’taki Dolmabahçe Sarayı’nın dekorasyonunu da kendisinin yapmasını istemiş. Osmanlı mimarisini yansıtan ahşap yalı, Fethi Ahmet Paşa’nın ölümüyle önce damadı Sait Paşa’nın torunu Şevket Mocan’a, sonrasında da onun kızlarına kalmış. Günümüzde ise korusuyla birlikte belediye tarafından kamulaştırılan mekan, halka açık şekilde belediye işletmesi tarafından hizmet veriyor. İBB Fethipaşa Sosyal Tesisleri adından konumuna bakabilirsiniz.

Kuzguncuk mekanları

Kuzguncuk Mekan Önerileri: Kafe ve Restoranlar 

Burada gözünüze hoş görünecek, anında oturmak isteyeceğiniz birçok mekan bulacağınıza eminim. Bizim Kuzguncuk yeme içme konulu mekan önerilemiz ise şöyle;

#Çay, kahve, çikolata: Ada, Asude, Çikolatacı Aziz Bey, Betty Blue, Le Mekan, dönüş yolunda Paşalimanı Beltur,
#Kahvaltı: Ada, Pita ve fırın alışverişiyle hava güzelse boğaza karşı Çınaraltı,

Asude Çay Bahçesi’nde Türk Kahvesi 5 TL

#Sağlıklı, organik ve vejetaryen: Masum Mutfak,
#Közde döner: İstanbul’un en iyilerinden Metet,

Kuzguncuk Metet Döner, İstanbul’un En 10 Dönercisi arasında. Porsiyonu 24 TL, salata ve turşu ücretsiz

#Hem kitap hem de kahve: Nail Kitabevi,
#Bağ bahçe havası: Kuzguncuk Bostanı,
#Kuzguncuk Mantarı kurabiyesi ve Siyezli ekmek: Tarihi Kuzguncuk Fırını,
#Balık: İsmet Baba veya Kuzguncuk Balıkçısı

Kuzguncuk Nail Kitabevi’nin üst katı

Her fırsatta gitmekten kendimizi alıkoyamadığımız Üsküdar’ın Kuzguncuk semtine dair gezi notlarımız burada sona erdi ama Kuzguncuk ve İstanbul’un diğer semtleriyle ilgili fotoğraf ve notlarımıza anlık ulaşabilmek için bizi Instagram hesabımız @nesemcelikkaya‘dan takip edin, birlikte gezelim!

Daha iyi tanımanız için aşağıda Kuzguncuk ile ilgili birkaç fotoğraf daha paylaşıyor, herkese şimdiden iyi gezmeler diliyoruz! 🙂

Kuzguncuk’un renkli evleriyle devam ediyoruuuz

Kuzguncuk’un tatlı kedileri

Kuzguncuk’un en güzel zamanı bahar ayları

Kuzguncuk sahilindeki Çınaraltı’ndan Boğaz manzarası

Bir diğer Kuzguncuk pisisi

Kuzguncuk’un ünlüsü Çikolatacı Aziz Bey

Tarihi Kuzguncuk evlerinin detayları kalp biz

Kuzguncuk Ayios Panteleimon Rum Kilisesi’nin bir bölümü