PAPABUBBLE’IN MİS KOKULU ŞEKERLERİ NİŞANTAŞI’NDA

9 Nisan 2015

Kuzey İtalya’nın Büyülü Kıyısı: Como

9 Nisan 2015

İTALYA’NIN EN GÜZEL GRİSİ: MİLANO GEZİ REHBERİ

9 Nisan 2015

Yeni yılda en büyük dileğim; yazacak daha fazla yerim, anlatacak daha çok sokağım ve tabii ki gittiğim her yerde çekeceğim birkaç yüz karem daha olsun diye, daha çok seyahat etmek. 2015’e böyle bir dilekle girince, theMagger’daki ilk yazımın da seyahatle ilgili olması kaçınılmaz oldu. Yıla; bundan 4 sene önce Erasmus hayalleri ile kesişen yolumda beni dünyanın en mutlu ve huzurlu insanına dönüştüren Milano ile başlıyorum. Bana göre İtalya’nın en anlamlısı, kimine göre ise en soğuğu. Biraz snob, biraz donuk, bazen samimi ve çoğu zaman da sürprizlerle dolu. Yeni yılda daha da sık gidip, daha da sevmek için, daha çok ait hissetmek ve her gidişte güzel günlerimden bir anıyı daha bulmak için, bir de henüz gitmemiş olanlara iyi bir rehber olsun diye… Kulağımda Patrizio Buanne’den ‘That’s Amore’, meraklıları için, işte İtalya’nın en güzel grisi Milano!

İnsan çok kez gidip, çok çok sevdiği bir yeri anlatırken çok zorlanıyor. Küçük notlarımı belirlerken hangi birinden bahsedeceğimi seçmek bir hayli uzun sürdü. Onlara geçmeden önce, biraz şehirden bahsedeyim. Milano; İtalya’nın Lombardiya bölgesinde, Göller Bölgesi’ne komşu bir konuma sahip. Bu avantajı, turistik yönden onu çok ayrı bir noktaya taşıyor. Hafta sonu geldi mi, trenle göller içinden seçtiğiniz birine (özellikle Como, Maggiore ya da Garda) gidebilirsiniz. Milano; Roma’dan sonra İtalya’nın en kalabalık ve en kozmopolit şehri olarak; gelişmiş sanayisi ile Avrupa’nın en zenginlerinden biri. Ayrıca, dünyaca ünlü tasarım markaları ile de modanın başkentlerinden. Burası, Rönesans ruhunun en çok hissedildiği ülkelerden biri olan İtalya’nın tarihsel, kültürel ve sanatsal yönden modern bir özetini taşıyor diyebilirim. Dünyanın en büyük katedrallerinden biri olan Duomo di Milano önderliğinde çeşitlenen mimari atmosferi ile de her yıl çok sayıda turisti ağırlıyor. Sanatsal yönünü ev sahipliği yaptığı Leonardo da Vinci’nin ölümsüz eseri ‘Son Akşam Yemeği’ freski ile taçlandıran Milano; yazarken bile en az üç kere gitme isteği hissettiğim, avucumun içi gibi bilmekten mutluluk duyduğum ve sokaklarında yürümeyi en çok özlediğim yer.

Duomo Meydanı

Kimileri için bir özelliği yoktur buranın. Kimileri için tüm İtalya’yı gezip, uğramadan geçer Milano’dan. Kimileri için sadece bir moda başkenti, kimileri için de yalnızca bir alışveriş durağı. Belki benimki de biraz fazla; ama Milano, kimileri ne kadar sevmiyorsa benim o kadar çok sevdiğim bir yer. Canım İtalya’nın başkenti değil; ama benim kalbimin en anlamlı başkenti. Genelde rastladığımız ‘yağdı yağacak’ havası ve melankolik gökyüzü renkleri ile turistleri canından bezdirdikten hemen sonra, Duomo metrosunun çıkışındaki görkemli katedral manzarası ile kalplerini hemen geri kazanan bir şehir burası. Gideceğiniz ve göreceğiniz yerleri bilirseniz, Milano’yu seversiniz. Ama tüm turistlerin yaptığı gibi, Milano’dan Klasik İtalya turu performansı bekleyenler bu şehre geldiklerinde hayal kırıklığına uğrayacak, benden söylemesi. Gezerken şunu unutmamalısınız; Milano, bir Roma, Floransa ya da Venedik değil ama Kuzey İtalya’nın en güzellerinden.

Porto Romana

Yeni başlayanlar için Milano: 

1- Gotik mimarinin en güzel katedral örneklerinden biri olan Duomo di Milano, şehrin merkezinde yer alıyor. Duomo, dünyanın en büyük katedralleri sıralamasında en üstlerde. Beyaz mermerle işlenmiş bu görkemli yapı için Milano’nun simgesi diyebiliriz. Buralara kadar gelmişken, terasındaki şehir manzarasını görmek için Duomo’nun tepesine çıkmaya üşenmeyelim! Haydi bakalım; ister asansörle, ister yürüyerek!

milano4

Duomo di Milano

2- Dünyanın ilk alışveriş merkezlerinden biri olarak kabul edilen Galleria Vittorio Emanuele II, Duomo’nun hemen yanı başında. Duomo’dan sonraki en turistik nokta olan Galleria tarafına gitmişken mis gibi İtalyan fast food’u ‘panzerotto’yu da tatmayı unutmayın. Sabah ya da öğlen, her türlü iyi gidecek bu aperatif için benim önerim mozzarellalı olan. En iyisi içinse istikamet; Via Santa Radegonda’daki Luini. Bu fırında sokak başına kadar kuyruk görebilirsiniz, çok öğlen saatine kalmayın.

milano5

Galleria Vittorio Emanuele II

3- Duomo yakınındaki La Scala; her yıl birbirinden güzel opera ve bale gösterisini ağırlıyor. Sezonunda yakalayabilirseniz, dünyaca ünlü opera evi Teatro alla Scala’da bir performans izlemeden geri dönmeyin. Biletler çok hızlı tükeniyor. Bu yüzden gitmek isteyenler için önerim; gelmeden önce sıkı bir internet takibi.

milano6

Brera

4- Bohem atmosferi ve sanatsal ruhunu hemen hissettiren Brera’da, dünya sıralamasındaki Güzel Sanatlar Akademisi’ni ve Raphael, Bellini, Rubens gibi sanatçıların eserlerinin bulunduğu Brera Sanat Galerisi’ni gezebilirsiniz. Gelmişken, Brera’nın paralel sokaklarında yer alan kafe ve restoranlara da göz atın. Bu çevrede yürürken, sokakta resim ya da çizim yapan birçok akademi öğrencisi göreceksiniz.

milano7

Brera Güzel Sanatlar Akademisi

5- Bugün Milano’yu Milano yapan şeylerin başında Santa Maria delle Grazie Kilisesi’ nin ev sahipliği yaptığı ‘Son Akşam Yemeği’ freski geliyor. Herkesin çok çok iyi bildiği, Leonardo da Vinci’nin bu eşsiz eserini yakından görmek için şehre gitmeden önce internet rezervasyonu yapmak şart. Bu şekilde bile, 1 ay önceden ancak bilet alabiliyorsunuz. Spontane geziler başka rotaya.

milano8

‘Son Akşam Yemeği’ freski

 6- Kültürel bir tur için kaçırılmaması gereken yerler arasında; Novecento ve Triennale tasarım müzesi ile Castello Sforzesco (Sforza Kalesi) var. Duomo meydanındaki Novecento, modern ve çağdaş sanat eserlerine yer veren bir müze. Geniş bir koleksiyonun olduğu süresiz sergisinin yanı sıra belirli aralıklarda konsept süreli sergileri de ağırlıyor. Ben geçen yıl Andy Warhol’un Stardust sergisine denk gelmiştim. La Triennale di Milano tasarım müzesi ise Castello Sforzesco’nun çok yakınında. Genel olarak, çağdaş İtalyan tasarımcılarına, dekoratif ve endüstriyel parçalara, mimari örneklere ve medya çalışmalarına yer veriyor. Tasarım meraklıları için görmek, zorunlu değil ama mecburi gibi bir şey.

milano9

La Triennale di Milano

7- Milano’nun ünlü kalesi Castello Sforzesco, Milano Dükü Francesco Sforza tarafından 15. yüzyılda yaptırılmış. Rengi ve mimarisiyle buram buram Orta Çağ kokuyor. Koca kapısından geçince, bir dönem filmindeymiş gibi inanılmaz bir ambiyans sizi bekliyor. Kalenin içinde Milano ile ilgili çeşit konularda ayrı ayrı müzeler bulunuyor. Antik Çağ sanatları, müzik aletleri, resim galerisi gibi… Kaleden çıkınca da sizi kocaman bir park olan Parco Sempione karşılıyor. Bir pikniğe ne dersiniz? Belki benim Milanolu günlerimi de yad eder bir sabah yürüyüşü yaparsınız. Spor demişken, A.C. Milan taraftarlarının Giuseppe Meazza Stadı diye adlandırdığı, Inter Milan taraftarlarına göre ise San Siro olarak anılan stadı da görülecekler listenizin başına eklemeyi unutmayın.

milano10

Castello Sforzesco

8- Gelelim alışverişe! İkinci el ve tasarım mağazalarının bulunduğu Corso di Porto Ticinese ile beş kanaldan oluşan Navigli bölgesi birbirine çok yakın. Ticinese’ye geldiğinizde, Colonne di San Lorenzo’da (Kolonlar) bir durmak lazım. Burası Milanoluların sosyalleşme mekanı. Yazın yüzlerce insan, herkes burada buluşuyor. Soğuk havada da durum pek değişmiyor aslında, sayıca biraz azalsalar da. Benzer tarzda başka bir gezinti için, Corso Como da bir alternatif. Bu kısım biraz daha konsept ve lüks markalardan oluşuyor. Lüks demişken, Duomo’nun hemen yanındaki La Rinascente (Corso Vittorio Emanuele) ise bu tarz markaların toplandığı bir çeşit department store. La Rinascente, teras restoranları ile de dikkat çekiyor. Duomo çevresindeki diğer alışveriş caddeleri; Via Torino, Via Dante, Corso Buenos Aires, Via Montenapoleone ve Via della Spiga. Outlet turu isteyenler için adres günlük tur düzenleyen acenteler. Bu anlamda, Serravalle Designer Outlet gerçek bir indirim cenneti.

milano11

Corso di Porta Ticinese

 9- Günün tadını akşam çıkartmak isteyenler, akşamüstü 5′ten sonra ‘aperitivo’da buluşuyor. Aperitivo olan yerlerde, bir kokteyl ücreti karşılığı açık büfeden sınırsız aperatif yiyecek alabiliyorsunuz. Ücret, yerine göre 5-10 Euro arası değişebiliyor. Aperol ve Negroni, Milano’nun en ünlü kokteylleri.

milano12

Aperol Teras

10-Milano’da iyi bir aperitivo için önerebileceğim yerler arasında; Corso di Porta Ticinese üzerindeki Trattoria Toscana, yakınındaki Via Papa Gregorio XIV’daki Yguana ve Duomo çaprazındaki Aperol Teras var. Ek olarak; Naviglio’daki İspanyol restoranı Mas’ta da İspanyol mutfağının aperitivoya uyarlanmış halini tadabilirsiniz. Paellalı bir aperatif de hiç fena olmuyor hani. Ayrıca; yine Ticinese ve Navgilio’daki farklı cafe&bar’larla lokal restoranlarda da aksam 6-9 saatleri arasında sizi güzel sürprizler bekliyor. Onları keşfetmek de size kalsın derim.

milano13

Yguana’da Aperitivo

 11- İtalyan mutfağının peşinden gidecek olanlar için şunu demem yeterli sanırım; buranın en kötü pizzası bile bugüne kadar yediklerinizden daha güzel. İyisi mi size bahsettiğim sokaklarda dolanırken gözünüze hoş gelen bir Pizzeria’ya (sadece pizza olan restoranlar) oturun, kendiniz tadın. Tavsiyem; Naviglio ve Brera çevresi. Gün ortası hızlı bir atıştırmalık için de Forneria adlı minik dükkanları tercih edebilirsiniz. Bu fırınlarda, 1-2 Euro’luk Focaccia çeşitleri (sebzeli ve soslu pizzamsı hamur) ve koca dilimli kalın pizzalar sizi bekliyor.

milano14

Brera

 12- Kahve soranlar için istikamet en yakın Tabacchi! Her sokakta, sokak başında var. Ayaküstü kahvede birebir çözüm diye buna derim. Sabahları önce bir espresso, ilerleyen saatlerde bir cappucino. Oturmalı kahvaltı için çeşit çeşit kruvasan, brioche ve pizzaları ile ilk adres Primci. Üstelik kahveleri de mis gibi. Diğer bir İtalyan klasiği olarak, dondurmacılarda favorim: Duomo’nun tam karşısındaki Gelaterie Odeon, yakınındaki Via San Raffaele’deki Cioccolatitaliani, Ticinese’deki Grom. İtalyan dondurması krema gibi, süt bazlı. Midenizi korkak alıştırmayın, asgari iki top lütfen.

milano15

Gelaterie Odeon

 13- Bu kısım biraz reklama girecek; ama Mcdonald’s sevenler için de müjdemi isterim! İtalya’da yaşadığım dönem boyunca tüm sağlıklı alışkanlıklarıma güle güle deyip en sık yediğim şeylerden biri BigMac oldu. Buranınki gerçekten başka güzel! Çok turistik olmayan bir yerde Mcdonald’s bulursanız, hiç düşünmeyin girin. Hemen bir İtalyan BigMac’i, üstüne de Baci çikolatalı bir McFlurry.

milano16

Corso di Porta Ticinese

14- Amerikan tatlarının çok sevildiği Milano’da size bir de güzel bir cafe önerim olacak. Pancake’inden cheesecake’ine, sandviç çeşitlerinden turtasına birçok Amerikan lezzetini tadabileceğiniz California Bakery, en güzel caddelerin yanı başında. Yazılarımı takip edenler bilir, Bakery hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

milano17

California Bakery / Corso di Porta Ticinese

15- Bir şehre gidip marketine girmemek olur mu? Doğru en yakın Carrefour ya da Billa’ya! Hemen atıştırmalık raflarına ilerleyip en güzel bisküvilere hücum edelim. Buradan önerim; Pan di Stelle, Bucaneve Doria ve Balocco’nun Gocciole’si . İstanbul’dakiler çok pahalı. Son gidişimde 1 kg’luk Gocciole’yi 2.69 Euro’ya almanın mutluluğuyla dönüş üzüntümü bir hayli hafifletmiştim, gitmişken kaçırmayın derim.

milano18

*Tüm dileklerinizin gerçek olması dileğiyle. Belki, bir gün de Milano’da…