Güneydoğu Anadolu’nun sanayi şehri, tarihteki ilk yerleşimlerin merkezi, Cumhuriyet döneminin ‘Gazi’ şehri, Çingene Kızı mozaiğinin evi, lezzetleriyle ünlü Gaziantep’teyiz. Hanları, bedestenleri ve müzeleri ile tarihe küçük çapta bir çıkarma yaptığınız, en çok da mutfağı ile benimsediğimiz bir şehirdeyiz. Öyle bir mutfak ki tadacağınız hiçbir yemek sizi mutsuz etmeyecek; nitekim UNESCO’nun Gastronomi Şehri ilan ettiği bir şehir Gaziantep. Buraya esasen Güneydoğu lezzetleri, Gaziantep’in o meşhur yemeklerini tatmaya geleceğinizi biliyoruz ama sonuçta bir öğün sonrasına yer de açmak ve gelmişken şehrin geçmişini de biraz tanımak gerek. 🙂

Gaziantep gezimizi 3 gün olarak planladık; bir yandan mutfağına konuk olacağız, diğer yandan tarihi ve doğal güzelliklerini göreceğiz. Gezi listemiz biraz kabarık ama çoğu yerin birbirine yakın, hatta yürüme mesafesinde olduğunu düşünürsek kolayca tamamlarsınız. Hazırsak, Gaziantep’te Gezilecek Yerler rehberimize bir an önce başlayalım!

Bey Mahallesi, Gaziantep

GAZİANTEP HAKKINDA BİLGİLER

Gaziantep Tarihi

Geçmişi Paleolitik çağa kadar uzanan, ilk yerleşimlerin ev sahibi Gaziantep; konumu, İpek Yolu üzerinde bulunması ve Orta Doğu ile Anadolu arasında oluşturduğu köprü görevi sebebiyle tarihte her zaman ön planda kalmış. Babiller, Hititler, Mısırlılar, Medler, Asurlular, Persler, Komageneler, Roma, Bizans, Selçuklu ve Memluk devletleri tarafından yönetilen, son olarak Mercidabık Savaşı ile Osmanlı Devleti tarafından fethedilen eski adıyla Ayıntap; başta Arap ve Halep yönetimlerine bağlıyken 1531 yılında Dulkadiroğulları Beyliği ile Osmanlılara dahil olmuş.

Osmanlı Devleti ile gelişmeye ve büyümeye başlayan Gaziantep’te, bu yıllarda çok cami, medrese, han ve hamam yapılmış; Gaziantep bölgesi ticaret ve el zanaatları anlamında büyük bir ilerleme sağlamış. Şehir, 1800’lerde bir dönem Halep yönetimine girince, o yıllarda İstanbul’dan sonraki en büyük ticaret merkezi olan Halep sayesinde sosyal ve ekonomik açıdan daha da büyümüş. Ne var ki, Antep’in bu kadar güçlü bir konumda oluşu ve gelişmişliği, 1919’da önce İngilizler’in, ardından da Fransızlar’ın işgali ile sonuçlanıyor. Savaşlar esnasında halkın bir bütün olarak sağladığı mücadele ile Gaziantep, 25 Aralık 1921’de düşman işgalinden kurtuluyor ve zaten şehir, adının önündeki ‘Gazi’ unvanını da bu sırada gösterdiği kahramanlık ile meclisten çıkan karar ile kazanıyor. Gaziantep’in bu kahramanlık mücadelesini, geziniz esnasında şehirde hizmet veren müzelerde de detaylı şekilde inceyebilirsiniz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Neşem Çelikkaya Bozdağ (@nesemcelikkaya) on

Bugün, ülkemizin en gelişmiş şehirlerinden biri olan Gaziantep; Anadolu şehirleri arasında kültürel değerleri, tarihi mimarisi ve lezzetli yemekleri ile öne çıkıyor. Gaziantep aynı zamanda ülkemizin ‘gurme rotaları’ arasında Hatay ile birlikte en çok ilgi çeken iki şehirden biri.

Hatay demişken; Hatay ile ilgili gezi notlarımızı paylaşalım:

Hatay’da Gezilecek Yerler

Hatay’da Nerede Ne Yenir: Hatay’da Yeme İçme

Gaziantep Kalesi’nden Şehir Manzarası 

GAZİANTEP’TE NEREDE NE YENİR: GAZİANTEP YEME İÇME ÖNERİLERİ

Eğer sözkonusu Gaziantep’e yapılacak bir geziyse, listenin başını haliyle yeme içme dosyası çeker. Tabii, Gaziantep’te nerede ne yenir dosyasını buraya sığdırmak mümkün değil! Meraklıları Gaziantep Yeme İçme rehberimize buyursun. 🙂

GAZİANTEP’TE GEZİLECEK YERLER: GAZİANTEP GEZİ REHBERİ

#1 Zeugma Mozaik Müzesi:

Gaziantep’in Nizip ilçesi yakınlarında kurulan Zeugma antik kentinden ve çevre bölgelerinden çıkarılan mozaiklerin sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi, sadece Gaziantep’in değil, aynı zaman da Türkiye’nin de en önemli kültürel merkezlerinden biri. Kommagene Krallığı’nın en büyük dört kentinden biri olan Zeugma’nın varlıklı geçmişi ve yaşam tarzı, bu müzede mozaikler eşliğinde anlatılıyor. Hatay Arkeoloji Müzesi açılana kadar, dünyanın en büyük mozaik müzesi olma özelliği taşıyan müzenin en güzel yanı ise sergilenen tüm eserlerin bir bütün halinde çıkarılabilmiş olması ve canlılığını koruması.

Zeugma Mozaik Müzesi denince akla hem müzenin hem de Gaziantep’in simgesi olan Çingene Kızı mozaiği geliyor tabii. 🙂 2. yüzyıla ait Çingene Kızı mozaği, Maenad Villası’ndan çevresindeki 12 diğer mozaikler birlikte çıkarılmış. Müzenin en değerli parçalarından biri olan Çingene Kızı, gün ışığından zarar görmemesi için bugün kapalı ve karanlık bir odada sergileniyor. Çevresinde yer alan diğer 12 parça ise kaçakçılar tarafından Amerika’ya götürülmesinin ardından uzun çabalar sonucu müzeye geri getirilmiş ve şu an onları da görebiliyorsunuz. Müzede gezerken Akhilleus, Poseidon ve Europhe’nin Kaçırılışı mozaiklerini de incelemeyi unutmayın! Zeugma Müzesi’ne giriş ücreti kişi başı 20 TL, Müzekart’lılara ücretsiz. Pazartesi günleri kapalı.

Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep

#2 Gaziantep Kalesi:

Şehir merkezindeki Gaziantep Kalesi, tarihi Naip Hamamı’nın hemen yukarısında yer alıyor. Geçmişi 6000 yıl önceye uzanan kale, başta Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapılıp daha sonra kale formuna getirilmiş. Son halini alması Memluklar, Dulkadiroğulları ve Osmanlı’ya kadar uzanıyor. 1989 yılından beri Gaziantep Arkeoloji Müzesi ortaklığında yapılan onarım çalışmaları sonucu, kalenin içi bugün Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi olarak hizmet veriyor.

Gaziantep Kalesi, Gaziantep

#3 Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi:

Antep halkının düşman işgali esnasındaki savunma hikayesinin fotoğraf, heykel, rölyef ve yazılarla anlatıldığı Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi kalenin iç kısmına kurulmuş. Tarihi olayları hem savaşlar, hem direnişler, hem de yaşam koşulları açısından oldukça kapsamlı bir biçimde ele alan müze, bizce Gaziantep’te mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri. Müzeye giriş kişi başı 2 TL, öğrencilere ücretsiz, Müzekart geçmiyor. Haftanın her günü açık.

Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi, Gaziantep

#4 Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi:

Nakıpoğlu Evi olarak bilinen eski bir Antep Evi’nde kurulan Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi, ülkemizin ilk özel cam eserleri müzesi olma özelliğinde. Füsun İşsever’in kendi koleksiyonunda yer alan Roma ve İslami döneme ait cam eserlerin ve eski çağlara ait toprak eserlerin sergilendiği müzeye merkezde dolaşırken hızlı bir tur için uğrayabilirsiniz. Müzenin avlusu oldukça keyifli; bunun haricinde cam eserlerinin satıldığı küçük bir butiğe ve el zanaatlarına dayalı atölyelerin düzenlendiği bölümlere sahip. Müzede Müzekart geçmiyor, giriş kişi başı 4 TL.

Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi, Gaziantep

#5 Gaziantep Hamam Müzesi:

Gaziantep, müzecilik anlamında oldukça çalışkan bir şehir; hamam kültürünün anlatılması için bile bir müzeleri var. 1577 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yapılan Osmanlı külliyesinin içindeki hamam, 2015 yılında Gaziantep Belediyesi tarafından aslına uygun restore edilerek müze haline getirilmiş. Müze içinde klasik hamam mimarisini görebilir, heykeller aracılığı ile oluşturulan mizansenleri Osmanlı döneminden kalan sabun ve hamam aletlerini inceleyebilirsiniz. Giriş kişi başı 2 TL, Müzekart geçmiyor.

Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi, Gaziantep

#6 Emine Göğüş Mutfak Müzesi:

Seriye Gaziantepli’lerin gururla bahsettiği Emine Göğüş Mutfak Müzesi ile devam ediyoruz. Gaziantep Kalesi’nin çok yakınındaki tarihi Göğüş Konağı’nda yer alan müze, Türkiye’nin ilk mutfak müzesi olarak 2008 yılında açılmış. Bu ev aynı zamanda Türkiye’nin ilk Turizm Bakanı Ali İhsan Göğüş’ün doğduğu ev ve Emine Hanım da Ali İhsan Bey’in annesi. Müzenin kurulmasındaki amaç, Gaziantep’in zengin mutfak kültürünü tanıtmak ve bu yüzden de bölge halkı tarafından çok sevilen bir nokta. Emine Göğüş Mutfak Müzesi’nde, yerel mutfak konseptinde ufak bir yolculuğa çıkabilir, Gaziantep’in geleneksel yemekleriyle tanışabilirsiniz. Sonuçta UNESCO tarafından Gastronomi Şehri ilan edilen Gaziantep’teyiz! Giriş ücreti kişi başı 2 TL, Müzekart geçmiyor.

Tahmis Kahvesi, Gaziantep

#7 Tahmis Kahvesi:

1635 yılında Mevlevihane Tekkesi’ne gelir oluşturmak amacıyla açılan Tahmis Kahvesi, bugün Gaziantep’in en önemli turistik değerlerinden biri. O yüzden, yeme içme listesinin yanı sıra gezi listemizde de yer alıyor; çünkü bizce Tahmis’te nostalji keyfine herkes varmalı! Tahmis Kahvesi uzun yıllar Löküslü Kahve ve Tömbekici Kahvesi olarak anılsa da daha sonra ‘kahvenin dövüldüğü yer’ anlamına gelen Tahmis adıyla günümüze kadar ulaşmış. Merkezdeki geziniz esnasında burada bir menengiç kahvesi ve nostalji çerezli mola vermeyi ihmal etmeyin. Klasik yerinde bazen oturacak masa bulunmuyor; zira çok popüler ama hemen karşısında küçük bir mağazasının ve bahçesinin olduğu uzun bir alan daha var.

Zincirli Bedesten Baharatçıları, Gaziantep

#8 Zincirli Bedesten:

Geçmişte ticaret konusunda önemli bir rol oynayan Gaziantep, alışveriş merkezlerinin tarihteki başlangıcı olan bedestenlerin de ev sahibi. Eskiden 5 adet olan kapalı çarşı formundaki bu bedestenlerden günümüzde aktif olarak hizmet veren iki tanesi kalmış. Onlardan biri olan Zincirli Bedesten’e geleneksel hediyelik eşya ve baharat almak için gelebilirsiniz. Eskiden kasapların bulunduğu Zincirli Bedesten, 18. yüzyılda Darendeli Hüseyin Paşa tarafından yaptırılmış. Halk arasında Kara Basamak Bedesteni olarak da bilinen bu yapı, bugün Gaziantep’in turistik noktalarından biri.

Zincirli Bedesten, Gaziantep

#9 Tarihi Gümrük Hanı:

1800’lerin sonuna doğru, Hacı Ömer Efendi tarafından yaptırılan Tarihi Gümrük Hanı, Anadolu şehirlerinde sıkça karşımıza çıkan hanların Gaziantep’teki daha küçük versiyonu. Esasen yolcu hanı olarak; alt bölümü depo ve ahır, üst katı konaklama alanı amacıyla geleneksel Osmanlı mimarisinde yapılan Tarihi Gümrük Hanı, şu an geleneksel el sanatlarının tanıtılması, üretimi ve satışı için hizmet veriyor. Unutulmaya yüz tutan el zanaatlarının sergilendiği bu hanın bu sebeple ‘yaşayan müze’ kimliği de bulunuyor. Handaki dükkanlarda; gümüş, dokuma, mozaik, cam üfleme, ebru, Antep işi, ahşap oyma, kutnu dokuma gibi mesleklere ait eserleri görebilirsiniz. Gitmişken avlusundaki Kahveci Seddar Bey’de dibek kahvesi içmeyi atlamayın! Tarihi Gümrük Hanı Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 09.00-18.00 arası açık. Giriş ücretsiz.

Tarihi Gümrük Hanı, Gaziantep

#10 Kaleoğlu Mağarası:

Gaziantep mimarisinde mağaraların büyük önemi var; çünkü uzun yıllar savaş gören bu şehirde sığınma ya da saklama amaçlı evlerin altına yapılan çok sayıda mağara bulunuyor. Tarihi Gümrük Han’ın içinden geçerek de gidebileceğiniz Kaleoğlu Mağarası’na Yeni Han’ın içindeki Kaleoğlu Kilimcisi’nin içinden iniliyor. 1527 yılında taş ocağı olarak açılan mağara, daha sonra hayvan barınağı ve savaş zamanında yiyecek içecek depolamak için kullanılmış; çünkü mağaranın içi dışarıdaki havaya kıyasla oldukça serin ve bu nedenle içerisi doğal klima görevi görüyor. Kapalı alanda kalma korkunuz yoksa, uğrayabilirsiniz. İçinde bir kafe de var.

Dünyanın İlk Baklava Dükkanı, Elmacı Pazarı Güllüoğlu

#11 Almacı Pazarı / Elmacı Pazarı:

Bakırcılar Çarşısı’nın çok yakınındaki Almacı Pazarı, Gaziantep’in en eski çarşısı. Eskiden zor bulunan elmanın, bu çarşıda tek tek satılması nedeniyle adı Almacı Pazarı olarak kalmış. Bazı yerlerde Elmacı Pazarı olarak da geçen çarşıda, Gaziantep ve çevresinde üretilen doğal ürünler satılıyor. Özellikle baharat, kuru sebze, salça ve fıstık alışverişi için buraya gelmenizi tavsiye ederiz. Biz alışverişi çarşının başındaki Sefiloğlu’ndan yaptık.

Bakırcılar Çarşısı, Gaziantep

#12 Bakırcılar Çarşısı:

Geldik, adı Gaziantep ile bir anılan Bakırcılar Çarşısı’na. Bakırcılık, bu şehrin 400 yıllık geleneği ve bu gelenek de 19. yüzyılda yapılan Bakırcılar Çarşısı ile halen sürdürülüyor. Çarşının içinde çok sayıda dükkan var; çoğu da aktif. Ama çarşının en güzel yanı kesinlikle dükkanlarının önünde bakır döven ustaları izlemek ve tezgahlarda parıldayan envai çeşit bakır eşyaları incelemek. Bakırcılar Çarşısı, bakır işçiliğinin merkezi olarak algılansa da aslında içinde farklı el zanaatlarının üretimi ve satışına da yer veriyor.  Yörenin özel kutnu kumaşından yapılan ürünler, tesbihçilik, ahşap işçiliği burada göreceğiniz diğer el sanatları örneklerinden.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi, Gaziantep

#13 Milli Mücadele Müzesi / Şahinbey Savaş Müzesi:

Şahinbey mahallesinde yer alan Milli Mücadele Müzesi, Gaziantep Kalesi içindeki Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panorama Müzesi ile benzer özellikte. Antep halkının Kurtuluş Savaşı esnasındaki direnişini kronlojik olarak; fotoğraf, film ve mizansen işleyen müze eski bir Antep konağında bulunuyor. İki müzeyi kıyaslayacak olursak, Şahinbey Milli Mücadele Müzesi biraz daha modern anlatım teknikleri ile hazırlanmış. Bu müzenin bir diğer özelliği; Gaziantep’in o dönemdeki yaşam koşullarını da işliyor olması.

Evin altında gezilebilen mağara ile şehrin savaş yıllarındaki yaşam tarzına da konuk oluyoruz. Bu alan için farklı konularda hazırlanan kompozisyonlar heykellerle oluşturulmuş. Şehir mimarisinde sıkça görülen mağara yaşamları nedenleriyle birlikte burada gösteriliyor; besin depolama ve sabun üretimi bunlardan bazıları. Müze, her gün 09.00-18.00 arası açık. Giriş ücretsiz.

Şahinbey Milli Mücadele Müzesi, Gaziantep

#14 Kurtuluş Camii:

Milli Mücadele Müzesi çıkışında Şahinbey’de dolaşırken karşınıza büyüklüğü ve çizgili mimarisiyle Kurtuluş Camii çıkacak. Burası aslında 1892 yılında yapılan St. Mary Kilisesi. Cumhuriyetin ilanından sonra bu kiliseyi kullanan Ermenilerin şehirden ayrılması ile kilise uzunca bir süre hiç kullanılmamış. 1980’de bir süre hapishane olarak kullanılan cami, 1984’te tadilata alınmış ve 1988 yılında cami olarak ibadete açılmış. Gaziantep’in en büyük camilerinden biri olan Kurtuluş, gerçekten de çok görkemli görünüyor.

Kurtuluş Camii, Gaziantep

#15 Tarihi Bey Mahallesi:

Gaziantep’teki favorilerimizden biri kesinlikle açık hava müzesi özelliğindeki Bey Mahallesi. Bir zamanlar Ermenilerin, Yahudilerin ve Müslümanların bir arada yaşadığı bu mahalle, konak tarzındaki taş evleri ve Arnavut kaldırımlı sokakları ile küçük çapta bir zaman makinesi görevi görerek ziyaretçilerini geçmişe ışınlıyor. Tabii, çoğu ev şu an restore edilmiş durumda. Bazıları kafe, bazıları butik otel olarak hizmet veriyor. Özellikle, eski Antep evlerinin içini merak ediyorsanız yürüyüşünüz esnasında bu mahalledeki kafelerden birine oturabilirsiniz. Tarihi Bey Mahallesi’ne gelmişken görülecek yerler arasında Papirüs Cafe, Atatürk Anı Müzesi, Oyun ve Oyuncak Müzesi bulunuyor. Vakti bol olanlar Hasan Süzer Etnografya Müzesi ile Ali İhsan Göğüş Müzesi ve Gaziantep Araştırmaları Merkezi’ne de uğrayabilir.

Tarihi Bey Mahallesi, Gaziantep

Papirüs Cafe:

200 yıllık bir Ermeni Konağı’nda hizmet veren Papirüs Cafe, Gaziantep gezisinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Bey Mahallesi’ndeki kahve molanız bu konağın avlusunda olsun. Kahveleriniz gelene kadar, ziyarete açık olan konağın içini gezin ve duvarlarındaki kök boya desenleri, kapılarındaki ahşap işçiliklerini inceleyin. Bey mahallesi zaten eski ve restore edilmiş konaklarıyla fazlasıyla güzelken, bir de böyle sürprizli mekanlara ev sahipliği yapması ile kalbimizi ilk saniyede kazandı. Üstelik, Atatürk’ün de şehri ziyareti esnasında bu evde konakladığı söyleniyor.

Papirüs Cafe, Gaziantep

Atatürk Anı Müzesi:

Konukoğlu ailesinin Gaziantep Belediyesi’ne bağışladığı eski Antep Evi’nde açılan Atatürk Anı Müzesi’nde, Atatürk’ün şehrin nüfusuna da kaydolduğu 1933 yılında konakladığı odanın orijinal eşyalarla canlandırılmasını, kendisinin kahve fincanını, kitaplarını görebilirsiniz. Tarihi anlatımların bulunduğu ve Antep’e ait yöresel el işlerinin sergilendiği müzenin üst katında Güzelbey ailesi tarafından müzeye bağışlanan kütüphaneyi de inceleyebilirsiniz. Müze her gün 08.30-17.30 arası açık, giriş 2 TL, Müzekart geçmiyor.

Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, Gaziantep

Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi:

Atatürk Anı Müzesi’nin karşısındaki Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi, çocuklu ailelerin bu gezideki olmazsa olmazı. 1700’lü yıllardan günümüze, oyuncak örneklerinin sergilendiği bu müze de yine eski bir konakta bulunuyor. Sevgili Sunay Akın’ın danışmanlığında hazırlanan Oyun ve Oyuncak Müzesi’nde, 1700-1990 yıllarına ait el ve fabrika yapımı 600’e yakın oyuncak temalarına göre ayrılmış durumda. Müze içinde bir de mağara sergi alanı yer alıyor. Müze her gün 08.30-17.30 arası açık, giriş yetişkinler için 1 TL, Müzekart geçmiyor.

100. Yıl Atatürk Kültür Parkı, Gaziantep

#16 100. Yıl Atatürk Kültür Parkı:

Merkezden Koçak’a giderken etrafımızı bir anda lila pavlonya ağaçlarının sarmasıyla ne olduğumuzu şaşırdığımız, arabayı en yakın otoparka bırakıp ağaçlara koştuğumuz parktayız! Burası, Gaziantep’in çok büyük bir alana yayılan 100. Yıl Atatürk Kültür Parkı. Tamamlandığında Orta Doğu ve Balkanlar’ın en büyük kültür parkı olması bekleniyor. İçinde rekreasyon alanları, gölet, sosyal tesisler, bilim merkezi, atölye alanları ve tematik oyun parkları bulunuyor. Oldukça güzel, yemyeşil, nefeslik bir yer!

Zeugma Mozaik Müzesi, Gaziantep

#17 Gaziantep Arkeoloji Müzesi:

Gaziantep ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılarla çıkarılan kültürel eserlerin sergilendiği arkeoloji müzesi, Roma döneminden Anadolu beyliklerine kadar geniş bir süreci ele alıyor. Zeugma Mozaik Müzesi’nin açılışı ile uzun bir restorasyon sürecine giren müze 2017’de yeniden açılmış. Kronolojik olarak fosillerle başlayan sergi alanı; taş ve demir buluntularla, heykellerle devam ediyor. Bölgenin zengin medeniyetler tarihine ait eserlere yer veren Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde, Osmanlı Dönemi’nden günümüze ulaşan objeleri de görebilirsiniz. Vaktimiz kalmadığı için biz gezemedik ama yazımıza ekleyelim istedik. Müze her gün açık, giriş kişi başı 6 TL, Müzekart’ı olanlara ücretsiz.

Rumkale, Gaziantep

#18 Rumkale:

Bu gezi esnasında en sevdiğimiz yer olan Rumkale’yi en sona bıraktık. Gaziantep şehir merkezinden araç ile 1 saat 15 dakikada ulaşılan Rumkale’ye Yavuzeli ilçesine bağlı Kasaba köyünden gidiliyor. Merzimen Çayı ile Fırat Nehri’nin buluştuğu noktada, bir yarımada üzerinde konumlanan Rumkale’yi Kasaba Köyü’nün tepe noktasından görebilirsiniz. Rumkale’ye Kasaba köyünden ya da çok yakınındaki Halfeti’den kalkan teknelerle gidiliyor; ancak adaya direkt çıkış bulunmadığı için bizce tepe noktadan izlemesi daha güzel. Yarımada, kalenin yanı sıra Şair Aziz Nerses Kilisesi, Barşavma Manastırı, Roma ve Orta Çağ dönemlerinden kalıntılara da ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Rumkale, Hıristiyanlık dininde önem taşıyan yerlerden biri; çünkü Hz. İsa’nın havarilerinden biri olan Johannes’in yerleşip Hıristiyanlığın yayılması üzerine toplantılar yaptığı yer.

Rumkale’ye geldikten sonra, Kasaba köyünden kalkan teknelerle 2000 yılında yapılan Birecik Barajı sonucu sular altında kalan Halfeti’yi ve çevre köyleri görebilirsiniz. Ülkemizin yavaş şehirlerinden biri olan citta slow Halfeti ve baraj sonucu %80’i sular altında kalan Savaşan köyü bu tekne turlarının en bilinen rotaları. Savaşan Köyü’nde göreceğiniz ana mimarisi su altında olan, su üzerinde yalnızca minaresi görünen cami bu bölgenin simge görüntüsünü oluşturuyor.

Rumkale ile birlikte Gaziantep’te Gezilecek Yerler: 3 Günde Gaziantep rehberimizin de sonuna geldik. Gaziantep ile ilgili tüm fotoğraf ve notlarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından #journavelgaziantep etiketi ile ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!

Zeki İnal Candır, Gerisi Heyecandır…………….