2 YILLIK SCHENGEN VİZESİ NASIL ALINIR

16 Eylül 2018

DATÇA’NIN EN GÜZEL KOYLARI VE PLAJLARI

16 Eylül 2018

Ülkemizin en popüler tatil beldelerine ev sahipliği yapan, beyaz yakalının kaçış rotası, erken emekliliğin gözde lokasyonu Muğla’nın güzellikleri anladık ki gezmekle bitmiyor. Bir gün Muğla’da ne varsa göreceğiz diye yola çıksak, evin yolunu muhtemelen iki ayda zor buluruz. İkinci bayram tatili 10 gün olunca nerelere gitsek diye düşünürken, rotayı Muğla’nın bakir ilçesi Datça’dan çizelim dedik ve kendimize dolu dolu bir plan çıkardık.

Datça Yarımadası, Ege Denizi ile Akdeniz’in buluştuğu noktada, 235 kilometrelik sahil şeridi ile ülkemizin en uzun sahil rotasının ev sahibi. Bozulmamış doğası, sakin hayatı, masmavi kıyıları ve berrak koyları ile ‘piyasa’ olmayan bir tatil konsepti arıyorsanız, Datça’nın yurt içinde gelebileceğiniz en güzel yerlerden biri olacağına eminiz. İki denizin ortasında yer alan konumundan dolayı bir kısmı Ege Denizi’ne bir kısmı da Akdeniz’e bakan 52 koyu bulunan yarımadada; altınızda arabanız, çantanızda da mayonuz varsa yüzmeye doyamayacağınız bir koy rotası oluşturabilirsiniz. Dolu dolu 3 gün geçirdiğimiz Datça’nın bizce en güzel koylarını ve plajlarını paylaşalım ki gitme günü geldiğinde seçmekte zorlanmayın istedik. Lafı daha fazla uzatmadan, Datça’nın En Güzel Koy ve Plajları yazımızı gururla sunuyoruz!

Başlamadan Önce Not: Datça koylarının çokluğu virajlı yolları ile doğru orantılı. Popüler koylar arasında toplu taşıma hizmeti olsa da araba kiralayıp gezmek Datça gezinizi daha pratik ve hızlı hale getirebilir. Bu yüzden bizim önerimiz; Datça’ya kendi aracınızla gidin ya da uçuşunuzdan sonra havalimanından mutlaka araç kiralayın. Diğer öneri; plajların çoğunun çakıllı, küçük taşlı özellikte olmasından dolayı yanınızda deniz ayakkabısı taşımanız üzerine. Zaten bu durum Datça’da çok yaygın, eğer gitmeden almaya vaktiniz olmazsa Datça’nın merkezindeki çarşı mağazalarında da rahatlıkla bulabilirsiniz.

Datça’nın yol üstü manzaraları

DATÇA’DA DENİZE GİRİLECEK YERLER

Listeyi kendi turumuzda izlediğimiz rotayı takiben hazırladık; koyları gezerken siz de bu sırayı izleyebilirsiniz.

#1 Hayıtbükü:

Datça koyları turumuzun ilk durağı Mesudiye köyüne bağlı olan Hayıtbükü’ydü. Rüzgarsız bir ortama sahip olması ve sığ denizi ile genellikle çocuklu ailelerin tercihi olan Hayıtbükü, aynı zamanda Datça’nın pansiyon ve apartları ile ünlü bölgesi. Sakin dönemlerde bu pansiyon ve apartların şezlong, şemsiyelerini kiralayabileceğiniz gibi yiyecek içecek ihtiyaçlarınızı da bu işletmelerin kafelerinden çözebilirsiniz.

Şemsiye ve şezlong fiyatları 20-30 TL arası değişiyor, bazı işletmeler bu parayı adisyondan da düşüyor. Hayıtbükü’ne gittiğinizde arabanızı otoparka bıraktıktan sonra buradaki iskele üzerinden koyun manzarasını çekebilir, sonrasında plaj kısmına geçerek keyfinize bakabilirsiniz. Otopark 10 TL. Çocuklu ailelere en bol rastladığımız yer de burasıydı, belli ki ailece çıkılan tatillerin Datça’daki adresi Hayıtbükü.

Hayıtbükü, Datça

#2 Kızılbük, Gabaklar Koyu:

Hayıtbükü’nün hemen solunda kalan koy Kızılbük. Burası, koyda yer alan Gabaklar Pension nedeniyle Gabaklar Koyu olarak da biliniyor. Kızılbük, aynı zamanda Mesudiye köyüne bağlı ikinci koy. Bungalovda konaklamayı sevenler için uygun olabilecek bu koyun bol yeşille çevrili işletmesi keyifli bir günün de habercisi. İşletmeden şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz gibi, ahşap masaların olduğu gölgeli bölüme de yerleşebilirsiniz. Şezlonga para vermek istemeyenler için plajın ücretsiz bir alanı da var; tam teşeküllü gelenler ücretsiz alanı da tercih edebilir.

Hayıtbükü’ne kıyasla daha geniş bir plaja ve çakıllı bir kuma sahip olan Gabaklar Plajı, hem bakir doğası hem de harika manzaraları ile Datça’da en sevdiğimiz koylardan biri oldu. Önerimiz; Hayıtbükü’nden plaja gidiş yolundaki kayalıklar arasında bir fotoğraf molası verip arabanızı öyle park etmeniz. Burada otoparka ücret ödemedik, gerçi kalabalık olduğu için arabayı yolun biraz üstünde bırakmış olmamızdan da kaynaklanmış olabilir bu durum.

Gabaklar Koyu, Datça

#3 Ovabükü:

Mesudiye köyüne bağlı üçüncü koy Ovabükü, Gabaklar’dan sonra buraya uğramanızı da tavsiye ederiz. Patara Plajı’ndan hallice, upuzun bir sahili ve geniş kum alanı olan Ovabükü, aynı Hayıtbükü gibi genellikle çocuklu ailelerin favorisi. Gördüğümüz tüm plajları ve koyları kıyasladığımızda, biz Ovabükü’nü biraz yazlıkçı bölgesine benzettik. Bunun nedeni, etrafında bolca ev, pansiyon, bahçe olmasının yanında kocaman bir plaja sahip olması.

Datça’ya gelmeden önce okuduğumuz yazılarda burayla ilgili pek de olumlu olmayan yorumlara denk gelmiştik. Açıkçası, bayram tatilinde gitmiş olmamıza rağmen Ovabükü son derece sakin ve huzurlu görünüyordu. Üstelik, plaj alanının geniş olması da size kalabalıktan uzak durma konusunda yeterli bir ortam sağlıyor. Buraya vardığımızda tam öğlen saati olduğu için denize girmek istemedik; bu yüzden yüzme konusunda pek bilgi veremeyeceğiz. Plajın çevresinde otopark için alanlar mevcut, otopark için ödeme yapmıyorsunuz. Yeme içme ihtiyaçları için de plajın hemen dışındaki kafelere uğrayabilirsiniz.

Ovabükü, Datça

#4 Kurubük:

Ovabükü’nden Palamutbükü’ne giden yolda kendimize yüzmek için tesisi olmayan, haliyle insanların birbirinin üzerinden atlamadığı bir yer arıyorduk ki yolun solunda muhteşem bir koy gördük. Güneş ışıkları koya öyle güzel vuruyordu ki karşımızda resmen bir akvaryum vardı, tabii hemen arabayı sağa çekip ‘burası neresi’ diye bakmak istedik. Sonradan navigasyonda nereye geldiğimizi bulmaya çalışırken anladık ki meğer burası listemizde de bulunan Kurubük’müş.

Tesisi olmayan bu küçük koyda serinlemek o an o sıcak havada çok mantıklı geldi. Hemen araba ile yakınına gidip araba üzerimizi değiştirerek denize koştuk. Burası ile ilgili söyleyebileceğim tek şey; mükemmel ötesi olduğu! Datça’daki favorimiz kesinlikle Kurubük. Bayramda bile son derece keyifli olan koyu sakin dönemde düşünemiyoruz; tahminimize koyu kendinize tahsis etmişçesine yüzme şansı bulacaksınız. Suyun içinde büyük kayalar, taşlar olduğu için Kurubük’e deniz ayakkabısı ile girmenizi tavsiye ederiz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Neşem Çelikkaya Bozdağ (@nesemcelikkaya) on

#5 Palamutbükü:

Datça denince muhtemelen akla gelen ilk yer; berrak kıyısı ve upuzun plajı ile Palamutbükü’dür. Pansiyon ve apart tatilciliği ile ünlü olan yarımadanın konaklama merkezlerinden biri de burası; tabii bu aynı zamanda turistikliği de beraberinde getiriyor. Merkezden sonra bol virajlı, çok kıvrımlı yollardan geçerek yaklaşık 40 dakikada varacağınız Palamutbükü’nde sahil şeridinde yan yana dizili birçok mekan göreceksiniz; öğle yemeği molanızı buralarda verip sonrasında da bu işletmelerin şezlonglarında deniz keyfi yapmanız mümkün. Ancak; belirtmeliyiz ki özel gün ve bayram gibi dönemlerde Palamutbükü gerçekten çok ama çok kalabalık. İşletmelerin plaj kıyısındaki ek teras alanlarından sebep şezlong koyacak pek de yer kalmadığı için oturma alanları çok çok sıkışık. Sezonda gittiğinizde yanınıza denk gelecek insanların konuşmalarına rahatlıkla ortak olabilir, denizde geçireceğiniz birkaç saatin sonunda kanka olup çıkabilirsiniz. Şezlonglar arasındaki mesafe 2 karışı geçmiyordur sanırım, bu yüzden de denizden çıkarken zıplayarak yürümeye başlamanız an meselesi. Harika bir koy olmasına rağmen, buraya düşük sezonda gelmeyi tercih ederiz. Bütçesinde yer olanlar, son derece nezih bir işletmesi ve bu şezlong aralıkları ile alakası olmayan plajı ile Mavi Beyaz Otel’in beach’ine gidebilir; fakat burası için girişte kişi başı 40 TL ödeme yapmanız gerektiğini de ekleyelim.

Biz öğle yemeğimiz için buradaki Kardelen’i tercih ettik; yemekte 3 meze, 1 kalamar, 2 bira, 2 Türk kahvesi için 113 TL ödedik. Denize de oturduğumuz masadan girip çıktık.

Palamutbükü, Datça

 #6 Gerence Plajı, Küçük Akvaryum Koyu:

Palamutbükü koyundan Eski Datça’daki otelimize dönerken rastladığımız tesisi olmayan küçük koylardan biri de Küçük Akvaryum oldu. Burası Kurubük’ten de küçük plajı ama en az onun kadar güzel doğası ile favorilerimizden biri. Yine arabanızı koyun üstünde uygun bir yere bırakıp havlunuzla giderek yüzüp yola devam edebileceğiniz bir yer burası. Eğer yanınızda şemsiye, sandalye gibi plaj eşyaları varsa daha uzun süre de geçirebilirsiniz; oldukça sakin. Koyun diğer adı Gerence Plajı.

Küçük Akvaryum, Datça

#7 Akçabük:

Küçük Akvaryum’dan sonra az ilerisindeki Akçabük’e de uğrayabilirsiniz, burası da tesissiz yol üstü koylarımızdan biri. Yakınında araba koyacak yeri, plajında da çok büyük olmasa da ortalama genişlikte bir alanı olduğu için genellikle tam teşekküllü tatilciler tarafından yüzme bonuslu piknik aktiviteleri için tercih ediliyor. Şemsiyeniz yoksa, plajın hemen üst kısmındaki ağaçlık alanda kendinize gölge bir yer edinebilirsiniz.

Akçabük, Datça

#8 Kargı Koyu:

İlk gün bayram kalabalığı, pardon istilası ile fazlasıyla yüz yüze kalınca ikinci gün planına oldukça erken başlayalım dedik. İhtiyacımız; kalabalıktan uzak, sakin bir yere gidip gönlümüzce yüzmek ve bir önceki gün pek keyfini süremediğimiz üzere Datça’nın güzel koylarının tadına varmaktı. Akşam yemeğinde yan masamıza denk gelen kişinin ‘Datça’da yüzülecek en güzel yer’ şeklinde başlayan konuşması ile kendi konuştuğumuzu unutup sinsi sinsi yan masayı dinlediğimizi itiraf edelim. O sırada önerilen Kargı Koyu, Datçalı diyorsa bir bildiği vardır şeklinde gelen otomatik düşünce ile haliyle ikinci günün planını da oluşturmuş oldu.

Kargı Koyu, Datça

Böylece, biz de sabah erkenden Kargı Koyu için yola çıkmış olduk. Kargı için bol virajlı ama pek yormayan yollardan geçtikten sonra koya 9 gibi vardık ve arabamızı otoparka bırakıp plaj kısmına yürüdük. Otopark ücretli yazmasına rağmen, bizden kimse ücret talep etmedi ve açıkçası buna pek üzüldüğümüzü söyleyemeyeceğiz. 🙂 Plajda yürürken göreceğiniz üzere birçok işletme var, biz artık bir gram daha kalabalık görmek istemediğimiz için biraz ilerleyerek Kargilos Otel’in kendi alanında oturmayı tercih ettik. Şezlong aralıkları gayet açık, ortamı da diğer işletmelere kıyasla daha sakindi. Burada kişi başı 30 TL ödüyorsunuz. Daha normal bir dönemde gidecek olursanız 20 TL’lik diğer işletmeleri tercih edebilir ya da ağaçlı alanın gölgesine ücretsiz kurulabilirsiniz.

5-6 saat geçirdiğimiz Kargı koyu, berrak ve tertemiz suyu ile denize doymamızı sağladı diyebiliriz. Denizin dibi çakıllı ve taşlı olduğu için buraya gelmeden deniz ayakkabısı almanız suya giriş çıkışınızı oldukça kolaylaştırır.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Neşem Çelikkaya Bozdağ (@nesemcelikkaya) on

#9 Karaincir Koyu:

Karaincir koyu Instagram’dan gelen öneriler arasındaydı. Anladığımız kadarıyla burası bayram dönemi haricinde oldukça sevilen bir Datça koyu. Sığ denizi ve korunaklı alanıyla çocuklu aileler için harika bir nokta olabilir, çünkü koy git git bir türlü derinleşmeyen özellikte. Öyle sığ ki kıyıdan baya bir uzaklaştığınızda bile koşup zıplayıp parende atabileceğiniz bir yer. 🙂  Karaincir, bizim gittiğimiz saatte hem çok kalabalıktı hem de plajı bir hayli pislenmişti. Burada çok fazla zaman geçiremesek de denizinin safi kum olduğunu, etrafında kalan yazlıklardan bolca aile tarafından tercih edildiğini söyleyebiliriz. Plajda şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz bir işletme mevcut; isterseniz halk plajı kısmında da ücretsiz takılabilirsiniz. Deniz kum olduğu için en temiz ve berrak zamanını yakalamak için sabahın erken saatlerinde gelmenizi öneririz.

Karaincir Koyu, Datça

BONUS: Gereme Koyu

Datça’nın Kızlan köyünden 6 km uzakta olan Gereme koyunu da Instagram’dan gelen öneriler sayesinde öğrendik. Otelimize sorduğumuzda, gerçekten de güzel bir yer olduğunu ve tesisi olmadığı, yolu da biraz zorlayıcı bulunduğundan genellikle sessiz sakin olduğunu belirttiler. Biz de Kargı Koyu’nun ardından gideriz diye düşünerek yola çıktık. Kızlan’a kadar her şey normaldi, yollar gayet düzgün ve asfalt olduğu için hiç zorlanmadık; ancak Kızlan’ın merkezinden Gereme tabelalarını takip ettiğimizde toprak yola çıkınca anladık ki devamı pek de kolay olmayacak. O süre içerisinde taşlardan mı zıplamadık, arabanın tamponunu mu göçertmedik, bir de bizim küçük motorlu arabayı gözümüzde fazla mı büyüttüysek artık, neyse, koya varmamıza çok az kaldığını tahmin ettiğimiz noktadan –çünkü internet çekmiyor- geri dönelim dedik. Kısacası niyetlensek de gidemedik; ancak gelen önerileri düşününce Datçalılar da onayladığına göre gereksiz bir yer olamaz. 🙂 Vaktiniz bol ise düşünebilirsiniz.

Açık söylemek gerekirse yolu gerçekten berbat. Arabanız arazi aracına yakın bir özellikte ise, tamponu yere çok yakın değilse ve küçük motorlu bir şey kullanmıyorsanız, gitmeyi o zaman düşünebilirsiniz. Koyu göremediğimiz için işi garantiye almak adına yanınızda deniz ayakkabısı götürün.

Datça’nın en güzel koyları ve plajları listemizi Gereme ile sonlandırıyoruz. Datça ile ilgili yazılarımızın devamı detayları ile birlikte gelecek. Bizi Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından takipte kalın ki birlikte gezelim!

Hayıtbükü, Datça