KATALONYA’NIN SÜRREALİST BAŞKENTİ BARSELONA: GEZİ REHBERİ

8 Temmuz 2016

KAPADOKYA’NIN GÜZEL ANLAR OTELİ: MUSEUM HOTEL

8 Temmuz 2016

ÇOK LEZZETLİSİN CANIM BARSELONA

8 Temmuz 2016

Birçok Avrupa şehri gidilmek üzere listemde bekliyor; bugüne kadarkilerin içinde en sevdiklerimden biri ise Barselona. Mimarisi ayrı, kültürü ayrı, renkleri, yemekleri, her biri ayrı güzel. Buralara kadar gelmişken de tadılması gereken onlarca lezzet tabii ki var. Her ne kadar görmek istediğimiz yerlere yetişmeye çalışırken tümüne zaman ayıramasak da Sangria, Tapas, Paella ve Cava gibi yerel tatları es geçmedik.

Önümüzdeki dönemde yolu canım Barselona’ya düşecekler için, gidip tattığım ve lezzetiyle ortamından çok memnun kaldığım birkaç mekanı aşağıda sizinle paylaşmak istedim.

Federal Cafe:

Barselona gezisine hazırlanırken, kahvaltı ve kahve için mekan arayışlarındaydım ki Instagram sayesinde yolumun kesiştiği ve Barselona postlarını gördüğüm canım Başak’la da konuşma fırsatımız oldu. Bir avocado toast sever olduğumdan, Başak Federal’e mutlaka gitmem gerektiğini söyleyince listeye ekleyiverdim. Böylece, şehirdeki ilk sabahımızda kendimizi Gotik Mahalle’deki Federal Cafe’de bulduk.

Burası aslında yeni nesil kahvecilerden biri, İstanbul’da olsa kesin müdavimi olurum. Kahveleri çok lezzetli ama sınırlı sayıda organik yiyecek alternatiflerinin de onlardan aşağı kalır yanı yok. Kahvaltı için çeşitli tost seçenekleri var, ben tabii ki avokadolu olanı denedim. Okan ise brunch hesabı çok ağır kaçmayacak bir hamburger söyledi. Seçimlerimizden çok memnun kaldık, listenize rahatlıkla ekleyebilirsiniz. Mekanda şehri çalışmak da iyi bir tercih bence, İskandinav dekor sevenler buraya!

Adres: Carrer del Parlament, 39

Cafe de l’Opera:

Sizi Barselona’nın tarihi kafelerinden biri. La Rambla Caddesi’nde yer alan Liceu Operası’nın tam karşısındaki kafemiz İstiklal’deki eski Markiz Pastanesi’nden hallice, hatta daha büyüğü. Markiz’e çok benzetme nedenlerimden biri Cafe de l’Opera’nın dış mimarisinin Katalan Art Nouveau sanatını birebir yansıtması. Markiz’in içindeki 4 mevsim freskleri de aynı akımın örneklerindendi. Burası 1929’da açılmış, hala ilk günkü gibi. Sunumlar da ilk zamanki halini koruyor ve bu haliyle de Kadıköy’deki Baylan’ı andırıyor. Hem kafe hem de bar denilebilir. Bir Parisli havası yok değil.

Opera, sabahın erken saatlerinde kahve-kruvasan yapan kişilerin uğrak mekanı olmuş hep. Bugünlerde biraz eski moda olarak görülüyor olsa da, bu tip kendini korumuş eski işletmeleri hep çok sevmişimdir. O yüzden, burayı da listeye eklemenizi öneririm. Biz Cafe de l’Opera’da, İspanyol klasiği olan ‘Churros’ adındaki hamur kızartmalardan denedik. Genelde aperatiflerden oluşan bir menüsü var. Churros, tuzlu lokmanın parmak gibi uzun hazırlanmış versiyonu. Çikolata sosu ile servis ediliyor. İspanya genelinde ve Barselona’da oldukça sık tercih edilen bir aperatif. Tatlı ve tuzlu lezzetleri birlikte tatmak isteyenler için hoş bir alternatif.

Adres: Rambla de les Flors, 74

Churros

Milk Bar & Bistro

Yolumuz La Rambla ve Gotik mahalleye düşmüşken, yine Barselona hakkında yazılmış gezi notlarından bulduğum bir yerden bahsedeyim: Milk Bar & Bistro. Burası şehrin yeni mekanlarından biri. Amerikan stili brunch menüsüyle de en iyi 10 brunch mekanı listelerinde hep en iyiler arasında yer alıyor. Aslında bir kokteyl barı ve özel etkinliklerin ev sahibi konumunda. Öğlen 16.00’a kadar bir brunch restoranı, gece ise kokteyl barı olarak hizmet veriyor. Egg Benedict, Egg Florentin, Avocado Toast, Pancake, çeşit çeşit Hamburger türlerinin olduğu yiyecek menüsü son derece başarılı; ancak Milk’in esas ünü hazırladığı kokteyllerden geliyormuş. Çoook geniş bir kokteyl menüleri var ve fiyatları 5€’dan başlıyor. Barselona için inanılmaz bir fiyat olduğunu belirtmemde yarar var. Bu arada, yemeğinizi yerken içinde bulunduğunuz modern ve eskiyi bir araya getiren dekorasyon da gerçekten dikkate değer. Daha çok vakit olsa, her gün gidilesi bir mekan.

Adres: Carrer Gignàs, 21

Milk Bar

El Petit Princep:

Sagrada Familia Bazilikası çıkışında biraz yorulduğumuzu hissedip, soluklanacağımız tatlı bir kafe ararken çıktı Küçük Prens’in kafesi. Böyle dediğime bakmayın, yakın sanıp yürümeye başladık ama ne yürümek. Baya bölge bölge yolları adımladıktan sonra, nihayet bulduk burayı. Değdi de. Çok tatlı, mini bir kafe El Petit Princep. Dışarıda 4 masası var, içeride de tek bir masa ve bistro.

Başta pek beklemiyorsunuz; ama burası da demleme tekniği ile kahve servis eden yerlerden biri. Süper akıcı İngilizcesi’yle sahibi olduğunu düşündüğüm beyefendi müşterilerle birebir ilgileniyor. Çok güleryüzlü bir işletmesi var ve ilk girdiğiniz andan itibaren burada bir şeylerin ters gitmeyeceğini hissediyorsunuz.

IMG_2741

Biz kahve molası için gittiğimiz için tatlı-kahve ikilisiyle dinlenmeyi tercih ettik. Gelmeden önce okuduğum yorumlardan sebzeli omletlerinin ve yumurta çeşitlerinin çok iyi ve çok lezzetli olduğunu okumuştum. Türkler, Türkler’e şiddetle öneriyor. 🙂

Adres: Gran Via de les Corts Catalanes, 677

Le Petit Princep’te kahve molası

La Fonda:

İlk Barselona ziyaretim için toplam bütçem 150 Euro’ydu. Bulgaristan’a gitmiyorsanız bu para 4 günlük bir Avrupa şehri gezisinde hiçbir şekilde yetmez. 150 Euro’mun 40’ını toplu taşıma ve hostel için harcayınca, geriye yemek ve gezmek için sadece 110 Euro kalmıştı. Tabii ki birçok Gaudi yapısının içiyle birlikte, merak ettiğim lezzetleri de tadamadan ve göremeden geri döndüm ama yine de bu geziyi hep hayatımın en cesaretli ve mutlu gezilerinden biri olarak hatırlayacağım. Çünkü; gitmeyi bildim. Bu yüzden, ikinci gelişimde yapmak istediğim şeylerin başında iyi bir Paella tatmak geliyordu. Başladım araştırmaya… Kaldığımız yer La Rambla olunca, yakın bölge önerileri çözüm oldu. Yoksa birçok restoranda zaten Paella tadabilirsiniz. Yoğun okumalar sonunda, Tripadvisor’da La Fonda’ya rastladım. Çoğu kişinin aşırı güzel yorumlarla bahsettiği restoranı denemek artık şart olmuştu. Rezervasyon almadıkları için biraz erken davranmak gerekecekti ama sorun değildi.

Barselona’daki ilk akşamımızda La Fonda’yı tercih ettik. Yeri La Rambla’dan Gotik mahalle bölgesine çıkan Escudellers sokakta. Dışarıdan şık duran bir restoran ve genel olarak Akdeniz/İspanya mutfağından reçeteler servis ediliyor. Birkaç dakikalık bekleyişin ardından üst kata çıkarak masamızı seçtik. Çok kalabalık ve turistik bir yer ya da bölgenin turistik olması sebebiyle böyle. Genelde Asyalılar geliyor, araştırmacı bir toplum çünkü, buluyorlar.J Geliş amacımız çok net olduğundan, Paella da iki kişilik servis edildiğinden 1 deniz mahsüllü paella ve 1 karışık salata ile yanına da Sangria söyledik. Gerçekten orijinal ve çok lezzetli. Sonuna da bir Crema Catalana ekleriz diye düşündük, ama ne yazık ki yerimiz kalmadı. J Bu güzel akşam için La Fonda’ya 36 € gibi bir fiyat ödedik. Paella iki kişilik ve 17 €. Hizmet ve ödenen ücreti karşılaştırdığınızda, listenize rahatlıkla ekleyebilirsiniz.

Adres: Carrer dels Escudellers, 10

Taller de Tapas:

Gezi öncesi yapılan araştırmalarda tapas mekanlarımız baştan belliydi; ama kısıtlı zaman içinde birçok yeri görme isteğimiz ağır basında evdeki hesap çarşıya uymadı. Akşam saatleri otelimize sürünerek vardığımızdan, aklımızdaki ‘mutlaka’ denilen yerlere gidemedik. Çünkü; bu yerlere vardığınızda önünde uzun kuyruklar olması da kuvvetle muhtemel. Taller de Tapas; tapas yapmadan geçmeyelim fikriyle otelimize en yakın noktada bulduğumuz ve birkaç şubesi olan bar. Çok mükemmel bir hizmetleri olmadığını başta belirtmeliyim, ama biz kötü bir anıyla da ayrılmadık. Bunda gidiş saatimizin bir parça erken olması etken olmuş olabilir.

Tapas konseptinin dışına çıkmamak için genelde deniz mahsüllü mezeler (tapa) tercih ettik. Barselona’da olmamızın şerefine, bu yemekte de tercihimiz Sangria oldu. Hızlı bir çözüm arıyorsanız, düşünebilirsiniz. ‘Mutlaka’ demiyorum.

Adres: Rambla de les Flors, 108

La Oca

La Oca:

Montjuic tarafında gezerken acıktığınızı hissederseniz ve planınızda Poble Espanyol’a gitmek varsa, bu küçük İspanya’nın içindeki kafe ve restoranlar sizin için bir alternatif olabilir. Ben genelde aşırı turistik noktalarda ve meydanlarda yemek yemeyi tercih etmiyorum. Bana kalırsa, bu tip yerler ne hizmet ne de fiyat-performans konusunda başarılı değiller. Tam da böyle düşündüğüm dakikalarda gezdiğimiz Poble Espanyol’da Okan’ın ısrarıyla La Oca’ya oturduk. Mekan, Poble Espanyol’a girilen meydanda. Tabi, ben yine aşırı turistik bir yerde oturmanın verdiği mutsuzlukla istemeye istemeye menüye bakıyorum. Neyse, sonunda ortaya aperatif bir şeyler, yanına da bir Katalan klasiği olan Cava’dan söyleyelim dedik. Yemekler ortalamanın üstünde, strese girmeye gerek yok. J Bu arada, Katalonya’da üretilen tatlımsı köpüklü şaraplar Cava adıyla anılıyor. Denemeden dönmeyin.

Adres: Poble Espanyol

La Oca’da Cava

BONUS: Mercat de la Boqueria

Geldik, yeme içme konusunda en sevdiğim mekanlara: Pazarlar! Şaka yok sevgili okuyucu, bir şehrin lezzetlerini tanımanın en güzel, en kısa ve en ucuz yolu kesinlikle semt pazarları. La Rambla’daki Mercat de la Boqueria ise bu başlığın en güzel örneklerinden biri. Tazecik meyve ve sebzeler, yeni sıkılmış meyve suları, şarküteri ürünleri, lokum gibi balıklar, ayaküstü tapas yapabileceğiniz köşe barlar ve bunun gibi lezzetle ilgili ne ararsanız hepsi burada.

Burası, semt pazarı tamlamasının sözlük karşılığı falan olabilir. Yolunuz düşmesin, illa ki gidilsin. Biz her gün buraya uğrayıp, meyveler içinde kendimizi kaybettiğimizden açıkçası restoranları ikinci plana atmakta pek bir sakınca görmedik. Biz kalp Mercat de la Boqueria, hem de baya çok çok kalp.

Adres: La Rambla, 9

BONUS 2: La Casa del Chocolate

Burası ile ilgili çok bir sözüm yok, zaten kendini belli ediyor. 🙂 Poble Espanyol’un içindeki en güzel yerlerden biri. İnanılmaz bir çikolata mağazası ve her çeşitten bir tatlı bulmam mümkün. El yapımıdır, kremadır, nugadır, helva gibi Katalan tatlısıdır, dolgulu, dolgusuz, tüm çeşitler La Casa del Chocolate’de.

Mağazada tadım yapma imkanınız da bulunuyor, bu yüzden bilmediğiniz bir tatta ürün almanızın imkanı yok. Yorulduysanız, önündeki tatlı ve nostaljik masalarda oturup sıcak çikolatanızı içebilirsiniz.

Adres: Poble Espanyol

BENDEN ÖNCE KEŞFET: Pinhan Cafe

Böyle bir kafenin varlığını maalesef döndükten sonra öğrendim. Instagram adıyla @stilize‘nin pek tatlı kafesi Pinhan, Barselona’nın 100 yıllık ağaçlarının çevrelediği Turo Parc’ın içinde. Menüde börek, simit, dolma gibi Türk lezzetlerinin yanı sıra granola, chia puding gibi sağlıklı seçenekler de mevcut. Hatta, isterseniz piknik sepeti bile hazırlıyorlarmış.

pinhan1

@pinhancafe Instagram hesabından

Pinhan’ın fotoğraflarında gördüğüm kadarıyla, sizin de tahmin etmekte hiç zorlanmayacağınız güzellikte Türk kahvaltısı servisi var. Bir sonraki seyahatimde gidilecek yerler arasında en üst sırada şu an. Ben güne kahvaltı menüsüyle başlayıp, üzerine iyi bir kahve sonrası kapanışa kadar mezeler eşliğinde devam etmeyi düşünüyorum. 🙂 Eh, seyahat arasında bir Türk lezzetleri molası hiç de fena olmaz bence! Size de kesinlikle öneririm.

Adres: Turo Parc, Avinguda de Pau Casals, 17

@pinhancafe Instagram hesabından

Bu yazıdan sonra, Barselona’ya ilk kez gidecekler için konaklama, ulaşım ve genel şehir özelliklerini anlattığım Yeni Başlayanlar için Barselona ve geziyle ilgili tüm notlarımın yer aldığı Katalonya’nın Sürrealist Başkenti: Barselona yazılarıma da göz atmanızı öneririm. Herhangi bir sorunuz olursa bana Instagram’dan hızlıca ulaşabilirsiniz. Şimdiden bol fotoğraflı gezmeler!

@pinhancafe Instagram hesabından